Helal-haram, iki kıssa

Eskiden tulumlarla ayran satan ayrancılar varmış.  Bunlar sabahın erken saatlerinde eşeklerine yükledikleri tulumlarla şehir merkezine gelir, ayrancı, ayrancı diye sokak sokak dolaşıp ayranlarını satıp, sonra da önceden sözleştikleri bir yerde buluşup topluca köylerine dönerlermiş.

Bu ayrancılar içinde hemen her gün bir tanesi buluşma yerine geç kalır, arkadaşlarını beklettiği için üzülürmüş. Herkes ayranını çabucak satarken o bir iki saat daha uğraşmak zorunda kalır, ayranını satmakta zorlanırmış.

Her gün aynı hal olunca çareyi büyük bir zattan dua talep etmekte arar. Bu maksatla dönemin büyüklerinden Hacı Tevfik Efendi'ye giderek halini arz eder:

-Efendi hazretleri, falanca köyden 6-7 arkadaş her gün eşeklerle, tulumlarla ayran getirip satıyoruz. Gelirken yolda çeşme önlerinde durup, arkadaşlar ayran tulumlarına su koyup çoğaltıyorlar. Bense tek damla su katmıyorum. Bütün bu dürüst ve helal çalışmama rağmen satışım ne hikmetse çok uzun sürüyor,arkadaşları bekletmiş oluyor ,artık bu durumdan çok utanıyorum.Duanıza muhtacım.

Ayrancının dua talebine H.Tevfik efendi şu cevabı verir:

-Senin ayranın helal olduğu için, helal para karşılığı satılabilir ki size helal kazanç sağlasın. Helal ile haram, haram ile helal asla bağdaşmaz. Maalesef günümüzde helal para piyasada pek az,bu da size rastlayacak ki helal kazancınızın karşılığı olarak çoluk çocuğunuzun kursağına haram girmesin.Buna sabır ve tahammül gösteriniz.

Şimdi bir de günümüzü düşünün, o ayrancı bugün yaşasa ayranını satabilir miydi?

xxxx

Yine aynı yıllarda(1940-50) her evde su yok. Su satıcıları mahalle aralarında dolaşıp tulumlarla su satıyorlar.7-8 yaşlarında bir çocuk küçük bir sopanın ucuna bir çivi çakarak gelip geçen sakaların su tulumlarını delermiş. Bir kaç defa saka çocuğu kovalar,  çocuk bu alışkanlığını bırakmayınca çaresiz  gidip anne ve babasına şikayet eder. Nasihat, tenbihatla bir iki gün uslu duran çocuk sonra tekrar yaramazlık yapmaya başlarmış. Anne-baba bu duruma çok üzülürler. Düşünüp taşınırlarken annenin aklına hamileliği gelir ve durumu eşine aktarır:

-Bu çocuğa hamile iken komşu hanımlarla hamama gittik. Dönüşte falanca hanımlarda oturup biraz dinlendik. Ev sahibesi kadın kahve yapmak için odadan  çıktığında içim yanıyordu. Yerimden fırladım, o gelmeden göksümden çıkardığım iğne ile penceredeki daldan sarkan limona iğneyi batırdım, dalından koparmadan emdim, sonra da geçip yerime oturdum. Şimdiye kadar bu kadarcık bir haram işledim, çocuğun asiliği bundan olabilir.

Kadının bu itirafı kocanın da aklına yatar, ikisi beraber kalkıp doğruca o komşuya giderler, mahçup bir eda ile helal etmesini rica ederler. Helallik aldıktan sonra tulumları delen çocuk o kötü alışkanlığını terk eder, bir daha tulumları delmez.

Bir iğne deliğinden geçen haramın insan hilkati üzerindeki tesiri, tahribatı böyle olursa, acaba vampir gibi milletin kanını emenlerin, rüşvet yiyenlerin, yolsuzluk yapanların tahribatı nasıl olur?

Not.Bütün okuyucularımın Mübarek Kurban Bayramı’nı kutlar, sağlıklı, huzurlu, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlar diliyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2432/helal-haram-iki-kissa.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar