Haçlı Kuşatmasında bir 'diktatör' Recep Tayyip Erdoğan

Bu millet haçlı batının ve onun tetikçisi konumunda olan domuzsever evanjelistlerin algı yönetimini daha yeni anlamaya başlamıştır.

Bu nedenle haçlı batılının ve evanjelistlerin algı yönetimi milletin çoğunluğu tarafından daha henüz tam olarak anlaşılmış değildir.

Bunun birçok nedeni vardır.

Bu nedenlerin en masum olanı siyasi kamplaşmaya dayananıdır.

Adnan Menderes ile özdeşleşen Demokrat Parti ile İsmet İnönü ile özdeşleşen Cumhuriyet Halk Partisi arasında 1946 yılında başlayan bu siyasi kamplaşma günümüze kadar hiçbir zaman azalmamış, üstelik artarak ve derinleşerek devam etmiştir.

Bu siyasi kamplaşmayı derinleşerek devam ettirenler şüphesiz ki Cumhuriyet Halk Partisini yönetenlerdir.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisini yönetenler varlıklarını ve bu partinin kendilerine sağladığı sosyal, siyasi ve ekonomik kazanımlarını, Demokrat Partiye ve bu partinin Siyasi Çizgisine karşı, hatta düşman oluşlarına borçludurlar.

Bunun içindir ki, Cumhuriyet Halk Partisini yönetenler siyasi söylemde sağcı olarak nitelenen ve millet çoğunluğunu temsil eden bütün siyasi partilere karşı ve hatta düşman olmuşlardır.

Süleyman Demirel’in Genel Başkanlığındaki Adalet Partisine, Özal’ın Genel Başkanlığındaki Anavatan Partisine ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Başkanlığındaki Adalet ve Kalkınma Partisine tedavisi mümkün olmayan bir hastalık derecesindeki bu düşmanlıkları hep varlıklarını devam ettirebilmek içindir.

Anadan atadan gelen bir alışkanlıkla Cumhuriyet Halk Partisine oy veren seçmenin büyük çoğunluğu ise iman derecesine varan bağlılıklarının doğal sonucu olarak parti yönetimi ne derse onu tekrar etmekte ve CHP’nin karşısındaki en büyük partiye ve onun liderine düşman olmaktadır.

Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin çoğunluğunun Demokrat Partinin siyasi çizgisini temsil eden ve halkın çoğunluğunun beğenisini ve oyunu alan siyasi partilere ve onların yöneticilerine düşman oluşları, imani bir vecde (!) dayandığı için, en masum düşman oluştur diyebiliyorum.

Fakat Cumhuriyet Halk Partisini yönetenler ve bunların dayandığı iç halkadaki seçmenler için aynı şeyleri söylememiz elbette mümkün değildir.

Bu iç halka seçmenleri, Cumhuriyet Halk Partisi seçmenlerinin, bana göre en fazla %10’unu oluşturur.

Fakat parti yönetimini ve parti fikriyatını belirleyenler bu iç halkadaki Cumhuriyet Halk Partisi seçmenleridir.

Cumhuriyet Halk Partisine biraz gönül bağı olanlar bu iç halka seçmeninin bağnazlığından son derece korkarlar.

Nitekim Cumhuriyet Halk Partisine yakınlığıyla bilinen siyasi anket firmalarından birisinin yöneticisi, 24 Haziran Seçimlerinden sonra, CHP seçmeninin bağnazlığını TV ekranlarında açıkça itiraf etmişti:

“Eğer belirlediğim seçmen tercihlerini doğru olarak kamuoyuyla paylaşsaydım, CHP seçmeni beni aforoz ederdi.”

Ve özellikle iç halkadaki CHP seçmeninin bu bağnazlığını yine 24 Haziran Seçimlerinden sonra parti sözcüsü hiçbir sakınca görmeden şöyle dile getiriyordu:

“Muharrem İnce’nin seçim sonuçlarını o şekilde dile getirmesi gerekmezdi.”

Yani susması gerekirdi…

Ya da sonuçları çarpıtıp söylemesi…

Öyle ya parti yönetimi hiç olmazsa sabaha kadar %90 oranındaki seçmenlerini uyutmuş olurlardı.

Zaten %10 oranındaki iç halka seçmeni her şeyin farkında ve görevlerinin bilincindedir(!)

Ülkemizde haçlı batının algı yönetiminin anlaşılmamasının bir başka nedeni ise görsel ve yazılı basındaki Boğaziçi Aşiretinin ve Truva Atı Ashabının uzun yıllara dayalı bariz hâkimiyetidir.

Ne Adnan Menderes, ne Süleyman Demirel, ne Turgut Özal, ne de on altı yıllık uzun iktidarına ve olanca uğraşına rağmen Recep Tayyip Erdoğan görsel ve yazılı basındaki Boğaziçi Aşiretinin ve Truva Atı Ashabının hâkimiyetini kıramamışlardır.

Öyle ki en çok okunan gazeteler ve yazarlar, en çok seyredilen TV’ler Boğaziçi Aşiretine ve Truva Atı Ashabına aittir.

Hal böyle olunca muhafazakâr olarak bilinen ve AK Partiye oy veren oldukça önemli orandaki bir seçmen kitlesi bile okudukları gazetelerin ve yazarların, seyrettikleri TV’lerin etkisinde kalmakta ve haçlı batının algı yönetimine teslim olmaktadır.

Anaokulundan üniversite sona kadar eğitim alan yaklaşık 23 milyon çocuğumuzun ve gencimizin, maalesef milli değerlerimiz doğrultusunda eğitim aldığını söyleme imkânına sahip değiliz.

Bu acı gerçeği çok seyrek de olsa, zaman zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “eğitimde ve kültürde mesafe alamadık” ifadesiyle dile getirmektedir.

Anlaşılacağı gibi eğitim alan küçücük yavrulamızdan yarınımızı teslim edeceğimiz gençlerimize kadar yetiştirdiklerimizin büyük çoğunluğu maalesef milli değerlerimizden uzak bir eğitim almakta ve algı yönetimine açık birer birey olarak yetişmektedirler.

Nitekim Ak Partinin on altı yıllık iktidarına ve bu ülkeye çok şey kazandırmasına rağmen, partinin lideri olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yakinen bildiğimiz muhafazakâr ailelerin çocuklarından bile oy alamamaktadır.

Evet, bütün bunların sebebi Haçlı Batının, Domuzsever Evanjelistlerin, içimizdeki Boğaziçi Aşiretinin ve Truva Atı Ashabının algı yönetimidir.

Saddam bu algı yönetimiyle götürülmüş ve bugün Kuzeyden Güneye bütün Irak Saddam’ı aramaktadır…

Kaddafi bu algı yönetimiyle götürülmüş ve bugün darmadağın olan Libya Kaddafi’yi aramaktadır…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu algı yönetimiyle götürülmeye çalışılmaktadır.

Fakat bu topraklarda iki kez Cihan Devleti kurmuş olan ve Allah’ın cc lutfuyla üçüncüsünü kuracak olan bu milletin büyük çoğunluğu Haçlı Batının, Domuzsever Evanjelistlerin, Boğaziçi Aşiretinin ve Truva Atı Ashabının yürütmekte olduğu algı yönetiminin farkındadır.

Cumhur İttifakı olarak ifadesini bulan bu çoğunluk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında kenetlenmiş durumdadır.

Dolayısıyla topyekûn küfür ehlinin ülkemiz üzerindeki bütün hileleri ve algı yönetimleri kendilerine dönecektir.

Gelecek…

Bu ülkenindir…

Gelecek…

Bu milletindir…

Çünkü Allah cc asla bu milletten vazgeçmez…

Çünkü bu millet İslamın son ordusudur…

Kimse endişe etmemelidir…

Karanlık gibi görünen bu zaman dilimi, aydınlığın yakın oluşunun habercisidir…

Bu aydınlığı hep birlikte göreceğiz inşallah…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2420/hacli-kusatmasinda-bir-diktator-recep-tayyip-erdogan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar