Dersimiz Kürtçülük/Kavmiyetçilik

Ülkemizin kalkınmasına engel olmak isteyen yabancı güçlerin  en güçlü silahları Türk- Kürt kargaşasıdır. Yanı kanlı kavmiyetçilik…  Damar milliyetçiliği. Dile kolay, 30 yılın parasal kayıpları 500 milyar doları geçti. Bu kadar yüklü bir para ile kaç tane dünya çapında üçüncü hava limanı, kaç tane Kanal İstanbul yapılırdı. İki güney doğu fabrikalarıyla, okullarıyla, hastaneleriyle baştan başa imar edilirdi. 

Kavmiyetçilik zaaflarımızdan biri sayılır. En kıyak Müslümanımızda bile bu hastalıktan kıyısından köşesinden az veya çok var. Bu gibiler genelde Ziya Gökalp'ı örnek gösterirler. Kürt olduğu halde Türkçülüğü savunmuş, aslında "Batı medeniyetinden"  dediği Avrupa'nın yaman tetikçisi. En yaman ve sinsi bir Kürtçü. Müritleri onu kıyak savunuyor. Güya Türk İslam sentezi. Bu da ayrı bir anlayış. İslamla kavmiyet nasıl sentez olabiliyorsa! Gökalp denilen kişinin İslamla alakası yok, öyle bir derdi de yok...Müslüman halkı ürkütmeme babında garnitür olarak İslam'ı kullanmak gereğini duymuştur. Başka türlü kavmi kavganın fitilini ateşleyemezdi.

...

Hem Türkçülüğe hem de Kürtçülüğe omuz vermek emperyalistlerin ikili oyunlarından birisidir.  Kürtçülüğü ayağa kaldırmak için Türkçülüğü kızıştırırlar. Türkçülük Tanzimat sonrası vücut bulduğundan Batı emperyalizminin en sert ve yaman silahıdır.Hem silahı hem kanlı oyunu... Bir yerde kavmiyetçilik sahne alınca hiçbir devlet altından kolayına kalkamaz. İşte ülkemiz, kalkamıyoruz...

...

Laikçiler, demokrasiciler, cumhuriyeçiler... Üçü de ithal... Üçü de ördükleri düşünce ağında Müslümana kurdukları tuzakların neler olduğunu anlayabilmek akıl ve irfan işidir.  İslam gerçek mahiyetiyle bilinmeden bu tip ithal ve de dayatma ideolojilerin bağrımızda açmış oldukları yaraların mahiyetini kolayına anlayamayız, bocalar dururuz.Yıllardır kanın nereden akıtıldığını, mikropların milletin bünyesine ne şekilde sirayet ettiğini bir türlü anlatamadık. Dar kafalar dar çerçevelerindir, anlayamazlar.

...

İthal rejimin yapısından kaynaklanan Kemalistlik, hiç bir şey yapamamanın ezikliğinde, dağlara taşlara  “Ne Mutlu Türk'üm Diyene” yazmak suretiyle kavimler arası çatışmayı başlatmıştır. Türk'e ne mutlu, fakat Kürt veya Laz olursa ne mutlu değil... Çerkezlerin de öylesi bir methiyeyi tablolaştırmaya hakları yoktur .Var mıdır, yazabililer mi? Oysa ki Kur'an "ne mutluluğu" takvada üstünlüğe bağladı. Kim takva ise o üstündür,rengi, kavmi, ırkı olamaz.

..... 

Deseniz ki bu yazıları kaldıralım, inan ki ilk evvela PKK ile HDP, sonra da CHP üzülür. Çünkü, o tip aymazlıklar onların işine yarıyor… 

Sömürü hangi kavim diye bakmaz. Özellikle Tanzimat sonrası açık pazar ülkesi haline getirildik. Tüm markalar, tüm etiketler salata tohumuna varıncaya kadar yabancı… İthalatın ile ihracatın, terörist ve faşist dediğin İsrail Yahudi’sinin elinde. Marketlerin en çok sattıkları mallar İsrail ile Çin’e ait. Tarım ülkesi olduğumuz halde eti pahalıya tüketenlerin başında geliyoruz. Üstelik, sıkılmadan  “laik cumhuriyetin kazanımları” diye de övünürüz! Ne kazandın? Kaybettik desene be adam!Bu durumda dağları taşları "ne mutlu Türk'üm diyene" yazılarıyla doldursak ne yazar, neyi değiştirir? Bunlar basbayağı kuru gürültü, şamata...

Önce nakil sonra akıl... Hala Dışişlerinde ülkenin milli çıkarlarını ön planda görebilecek idealist bir kadro yok. Dünde yoktu bu gün de yok. Sandıktan  çıkanlar ideal takınsalar da, en başta kadrosuzluk yüzünden karşılarına dikilen işbirlikçi güçlerle baş edemediklerinden "geçiştirme" politikaları üretmek suretiyle zamana kıymış oluyorlar…  Bu güne kadar hep geçiştirdik...

...

Şu anda bıçak kemiğe dayandı, iş başa düştü... Neredeyiz, gücümüz ne kadardır, bu şartlarda neler yapabiliriz? Bu tip hesaplar yapılmadan, bilinmeden “işte İsrail ile ABD'ye şöyle yapmak böyle yapmak” demenin hiçbir anlamı yok. Yapamazsın...Nefesin ne kadarsa o kadar zurnacısın!

… 

“Değiştirilmez, değiştirilmesi de asla teklif edilemez” tabularını ihtiva ettiği düzenin bir asırdan beri kör topal devam etmesinin en baş nedeni,  kavmiyetçiliği esas alan emperyalist zihniyetin giderilememesiydi. Hep övündük. Özentiye teslim olunca, Kürtçülük de Türkçülük de kalmadı. Kaşık çatal tutmamız bile tepeden tırnağa yabancılaştı... İşin doğrusu, hanelerimize bile hakim değiliz devlete nasıl hakim olacağız?

Bu aşamada oturup da derdimizle dertleşemiyoruz.Beşli çetenin izin vermediği saha sana ait değildir. İstemezlerseuçağını bile yerinden kımıldatmazsın, gemin bile yüzemez. Bankaların çalışmaz...

...

Bu cenderede bir de güya Kürt haklarını savunan PKK terör örgütünü sardılar başımıza. Yetmedi, Suriye'den cephe açtılar... Bütün bunlara rağmen, yine de ayaktayız elhamdülillah. En azından sığınmak için ülke aramıyoruz...

...

Aslına bakarsanız, PKK terör örgütü sadece devlete değil yöre halkına da bitkinlik getirmiştir. Köpek sıkışınca sahibini de ısırır.  PKK'nın eski huyudur kendine itaat etmeyen halkın çocuklarını öldürmeye başladı. Halk bu örgütün emperyalist bir yapılanma olduğunu gayet iyi biliyor. Çetin şartlarda dişini tırnağına takmış olsa da değişik sosyal nedenlerle sıkıntılarını açıkça dillendiremiyor. Devletin de maalesef, bu yönde aydınlatıcı çalışmalarının olduğunu göremiyoruz. Ekranlar neslin genlerini bozmaya yönelik dizilere teslim edildi… Onlar da gereğini yapıyorlar!

...

Silah, terör... Kazanan Siyonistler oluyor. Silah satıyorlar... Fabrikalarının çarkları dönüyor...

 …

Problemin asıl başında sen ben geliriz...

...

Kavmiyetçi takınanlardan sürekli dinlediğimiz, “işte önemli olan Türk devleti de, diğer kavimleri de farklı göremeyiz.” Devleti yönetmek çocuk kandırmak kadar basit bir iş değildir. Ona kalırsa, Kürtçüler de farklı söylemiyorlar. Devleti biz kuralım, size de haklar tanıyalım diyorlar. İşte Barzani bölge yönetimi… Bu akıl bu tavır ırkçılığı önler mi? Aksine, ırkçılığın ta kendisi.

Sahaya Müslümanca neden bakmıyoruz? Bölünme yerine bir ve beraber olduğumuz zaman yüreğimiz tek atar, çift atmaz. Mazlumların umudu, Haçlıların korkulu rüyası oluruz, mali gücümüz yüksek olur, üretime geçeriz, ayağa kalkarız. Adam derler bize, emperyalistler dönüp de yan bakamazlar… Şimdi  ise tepeden bakıyorlar, çünkü parça parçayız… 
 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2392/dersimiz-kurtculukkavmiyetcilik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar