Sevgi diliyle var olmak

Nurettin Topçu, “kin ile din birleşmez” diyor; doğru söylüyor. Dinlerin mayası sevgi ile çalınmıştır; kinle buluşamaz; daha sonraları dini kine bulandıranlar, dinin hakiki mesajını anlamayanlardır. Ali Fuat Başgil: “Din duygusu, tıpkı aşk ve güzellik duygusu gibidir, kitaptan alınmaz. İnsan, iman sahibi olmak içim âlim olmak lazım gelmez. İnsanların en basit ve cahili bile, gülün yapraklarından nefis gül kokusunu duyduğu gibi, eşya ve cisimlerin bin bir esrarından da Allah’ı duyar” demektedir. Dinin de, aşkın da beslendikleri memba, aynı duygu kaynağıdır: İnanmak ve sevmek.

Merhum Cemil Meriç, ilk sosyalistlerden olan Saint Simon ile ilgili yazarken şunları kaydeder: “İradenin zembereği sevgi. Bunun için bir felsefeye daha doğrusu sosyal bir ahlâka, bir mistiğe ihtiyaç var. Dinin yerine geçecek bir mistik. Saint-Simon için İncil’in bir emri bütün ahlâkı özetliyor: ‘Birbirinize kardeşçe davranın.’ Şakirtleri, bunu kâfi görmediler ve sosyalizmi gerçekleştirecek yeni bir din kurmağa kalktılar.”

Gina Lombroso: “Çiçekler taç yapraklarını feda eder aşka, kelebekler hayatlarını.” Bizde ise, kahramanlar sevgiyi yaşatmak için can atarlar. İbn Hacer el-Askalanî’nin sahabenin hayatını anlattığı el-İsabe adlı eserinde sevgi adına, aşk adına ve aşka verilen değer adına şu kayıtları düşmektedir: Abdurrahman b. Ebubekir (r.a.), İslam’ın ilk zamanlarında, babasının ise son günlerinde Şam’a geldiğinde, Leyla binti el-Cûdî’yi görmüş ve âşık olmuştu. Bunun üzerine meşhur “Leylayı Hatırlıyorum” beyitlerini yazmıştı. Büyük İslam Halifesi Hz. Ömer, bu gencin sevgisine ve aşkına öyle değer vermiştir ki, savaş esnasında bile bu kıymetli duygunun unutulmasına tahammül edememiştir ve Şam’a sefer düzenlendiğinde komutanına şunları yazmıştır: “Şayet Allah size Şam’ı fethetmeyi nasip ederse, el-Cûdî’nin kızını Abdurrahman için teslim alınız.” Şam fethedildiğinde Leyla, Abdurrahman için alınıp Medine’ye getirilmiştir. Bir gencin aşk ve sevgiyle tutuşan kalbi, böylece savaşın küllerinden yeniden devşirilerek teskin edilmişti.

Müslüman, sevgi ve merhameti dilinden ve gönlünden düşürmeyen kimsedir. Bu sebeple Kur’an, inananların “aralarındaki esenlik dilekleri, ‘selâm’dır” (Yunus, 10/10) buyurur. Bu yüzden gerçek aşkın ve sevginin asıl vatanı, Müslümanların yaşadığı coğrafyadır. Sevgi diliyle konuşan ve bu vasfıyla meşhur olan mutasavvıf Rabia Hatun’un bir elinde meşale, diğer elinde su kovası ile dolaştığı rivayet edilir. Bunu şöyle açıklarmış: “Suyumla cehennemin bütün alevlerini söndürmek, meşalemle de cennetin bütün hazlarını tutuşturmak istiyorum. Ta ki insanlar, sırf Allah aşkıyla hareket etsinler.”

Roger Garaudy’nin de işaret ettiği gibi,  İster Dante’nin “Aşk Bağlıları Tarikatı”, ister Ortaçağdaki şairlerin (Troubadours) “Kibar Aşk”ı söz konusu olsun, aşk konusunda İslam, Batı’nın eğiticisidir, öğretmenidir. Bu ifadeler, bir hamaset olsun diye sarf edilmemiştir. Bu gerçeği, insaf sahibi Batılı düşünürler de itiraf etmişlerdir. Nitekim Henri Beyle Stendhal, 1818 yılında âşık olduğu Milanolu bir kadına karşı sevgisinin karşılıksız kalması üzerine kaleme aldığı Aşk Hakkında (De l’Amour) adlı incelemesinin 3. Bölümünde şöyle yazar: “Hakiki aşkın vatanı ve modelini gidip bedevî Arabın siyaha çalan çadırı altında aramak lazım… Görürüz ki, Haçlı ordularımızla gidip kendilerini rahatsız etmekle, Doğu karşısında asıl barbarlar, bizler olmuşuzdur.”

Bizim dünyamızda sevgi dili, bülbülün şarkısı gibidir; her seste bir ahenk; her gönülde makes bulur. Son zamanlarda sevgi dilini en üst perdeden dillendirenlerden biri, Bediüzzaman Said Nursî’dir. O, şöyle ifade eder bu duyguyu: “Biz muhabbet elçileriyiz, husumete vaktimiz yok.”

Mısırlı meşhur tarihçi Abdurrahman el-Cabertî bu hakikati bir başka pencereden seyreder: “Eğer peygamberliğim olursa, bütün sırları ve her ilmi bilirsem ve eğer dağları nakledecek kadar bütün bir imanım olur da sevgim olmazsa, ben bir hiçim.”

Bütün kinlerin, bütün parçalanmışlıkların, bütün yaraların merhemi sevgi dilidir; ona sahip olmak ve onda gark olmak gerek.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2387/sevgi-diliyle-var-olmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Zeki TAN
01.08.2018 15:27
Muhterem Hocam, Yazınızı keyifle okudum. İbn Hazm el-Endülüsünün "Tavku'l-Hamame'sini (Güvercin Gerdanlığı) konu olan bir yazı yazılsa değer. Sevgi dolu satırlarınızın "kelebek etkisi" yaparak sevgi halesi oluşturmasını "el-Vedud" olan Allah'tan diliyorum. Kaleminize sağlık.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar