Doç. Dr. Selçuk Özdağ

  Bu son milletvekili seçimlerinde, hem çok büyük bir şaşkınlık yaşadım; hem de iki büyük hüsranla karşı karşıya kaldım. Büyük şaşkınlığımın sebebi şu: Bizim Atatürkçülerimiz, Atatürk’ü kat’iyyen bilmiyorlar. Çünkü okumuyorlar, araştırmıyorlar, öğrenmiyorlar. Kafalarında, mükemmel bir Atatürk modeli var. Sanıyorlar ki Atatürk, yaşadığı müddetçe hem en iyiyi, en doğruyu, en güzeli düşünmüş ve yapmıştır. Dolayısıyla karşılaştıkları birtakım yanlışları hep Atatürk’ten, Atatürkçülükten bir kopma olarak görmekte, göstermektedirler.

 Mesela, son milletvekili seçimlerinde, milletvekili adaylarını doğrudan doğruya genel merkezler ve genel başkanlar tespit etmişlerdir. Basınımızda, birtakım kalemler, bu uygulamayı, Atatürkçülükten uzaklaşmak olarak görmüş, göstermişlerdir. Yanlış! Yanlış! Yanlış!

   Çünkü, Atatürkçü uygulamada, milletvekili adayları, çoğu zaman, bizzat Atatürk tarafından tespit edilmişlerdir. Atatürk devrimizin en Atatürkçü yazarlarımızdan Falih Rıfkı Atay’ın yazdıklarına göre, CHP, milletvekilleri üç kişi tarafından tespit edilmekteydi:

1-Atatürk

2-İnönü

3-Recep Peker

Atatürk devrinde yaşayan vatandaşın, herhangi bir kimseyi, seçme hakkı yoktu. Sonra: Atatürkçü görüşte, bazen oylar açık olarak verilmekte, fakat sayımı gizli olarak yapılmaktaydı.

Ve Atatürkçü görüşte, devlet idaresinde, kat’iyyen kuvvetler ayrılığı uygulanmadı. Yasama, yürütme ve yargı tek bir kişinin elindeydi ve o kişi Atatürk idi. Son Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da, aynen Atatürk gibi kuvvetler birliği ile hareket etmekteydi. Atatürkçülerimiz ise her olayda olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın kuvvetler birliği anlayışı ile hareket etmesini de Atatürkçü görüşe uyulmadığı için tenkid etmektedirler.

      Atatürk’ün ölümü üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen, bizim Atatürkçülerimizin, Atatürk’ü okumamalarına, anlamamalarına, gerçekten büyük ölçülerde şaşırmışımdır, şaşırmaktayım hep. Atatürkçülerimizin, bu davranışları ne zamana kadar devam edecektir diye sorarsanız, size derim ki:

-Okumayan, bilmeyen, öğrenmeyen Atatürkçülerimiz ölünceye kadar.

    Bu son seçimlerde, iki defa da büyük hüsranla karşılaştığımı yazmıştım. En az yetmiş yıldan beri beri inandığım, çeşitli vesilelerle ifade ettiğim bir görüş var: “Demokrasi, bilenlerin ve ahlaklı olanların kurabilecekleri bir rejimdir.” Demokrasiyi kurmak için elbette bilmek lazımdır. Bilmeden değil demokrasi, üç-beş kişi arasında, basit bir dostluk bile kurulamaz. Kur’an’da bir ayet-i kerime var: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diye buyuruluyor. Mehmet Akif bu ayet-i dikkate alarak, kanaatini açıklıyor: Bilmeyenleri hayvana benzetiyor ve bilmeyenleri, cehaleti, en büyük düşmanımız olarak gösteriyor.

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

“Olmaz ya. Tabii!.. Biri insan, biri hayvan!

Öyleyse, ‘cehalet’ denilen yüz karasından

Kurtulmaya azmetmeli baştan başa millet!

Kafi mi değil yoksa, bu son ders-i felaket?

Ey hasım-ı hakiki seni öldürmeli evvel

Sensin bize düşmanları üstün çıkaran el!”

Ben son AK Parti grubu içinde, Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ı bilenler ve edepli olanlar arasında gördüm. Onun TV programlarındaki açıklamalarını, hep dikkatle ve takdirle dinledim.

Türkçesi mükemmeldi, hitabeti mükemmeldi, Türkiye meselelerine vukufu mükemmeldi. Katıldığı her programdan, yüzünün akıyla çıkıyordu. Diyebilirim ki, koskoca AK Parti grubu içinde, onun ölçüsünde, onun bilgisinde onun cesaretinde milletvekili azdı.

Benim Türkçemize, hitabet sanatımıza ve kültür köklerimize çok önem verdiğimi bilen arkadaşlarım, Selçuk Özdağ’ın TV programlarında konuşacağını gazetelerden okuyunca beni arıyorlardı: “Bu gece, şu saatte … kanalında, Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın konuşması var. Kendisini zevkle dinleyeceğine eminim! Haberin olsun diye arıyorum” diyorlardı.

     Ben de Selçuk Özdağ’ı gerçekten zevkle dinliyordum.  Bu son milletvekili seçimlerinde, AK Parti milletvekili adaylarını Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Kendisini dikkatle dinledim. Gördüm ki, Manisa milletvekili adayları arasında Doç. Dr. Selçuk Özdağ yoktur. Anlatılmaz bir üzüntü duydum. AK Parti gurubunda, yakından tanıdığım milletvekilleri vardı. Dört yıllık yasama döneminde, bir kerecik olsun radyo veya TV mikrofonlarına çıkmamışlardı. Onları, Türkiye’nin herhangi bir meselesi hakkında, bir kerecik olsun dinlememiştim. Ama gördüm ki, yeni milletvekili seçimlerinde de yerlerini almışlardı. Onlar yeniden milletvekili seçileceklerdi. Ama Selçuk Özdağ listede yoktu. Büyük bir hüsranla karşı karşıya kaldığımı bilmelisiniz.

     Listeler açıklandıktan sonra, yakın arkadaşlarım bana dediler ki: Yeni sistemde bakanlar, milletvekilleri dışından seçileceklerdir. Cumhurbaşkanımız Selçuk Özdağ’ı yeni kabinesinde Bakan olarak çalıştıracağı için, onu, milletvekili listesine özellikle almadı. Yeni bakanlar açıklandığı zaman göreceksin Selçuk Özdağ, karşımıza Bakan olarak çıkacaktır!

     Söylenenlere inandım. Ah benim seksen yaşıma rağmen hala çocuk kalan mizacım! Söylenenlere inandım. Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni Bakanlar Kurulu’nu açıklamasını bekledim. Büyük bir ümitle bekledim. Sonunda, yeni kabine açıklandı. İkinci defa yaşadığım hüsran, birincisinden daha büyük, daha acı oldu.

      Şimdi ortalıkta, yeni bir haber veya iddia yeşeriyor. Diyorlar ki: Selçuk Özdağ, Manisa Belediye Başkanlığına seçilecektir. Onu önümüzdeki aylarda, Manisa Belediye Başkan adayı olarak göreceksiniz!”

       İnanmıyorum. Çünkü AK Parti içinde: Türk isminden, Türk milletinden, Türkçe’den, Türkiye denilmesinden, Türklükten nefret eden bir zavallı grup var. Bunlar, Selçuk Özdağ’ın değil Manisa Belediye Başkanlığı’na oturmasına üç-beş haneli bir köyde muhtar olmasına bile tahammül edemezler. Diyeceksiniz ki, “Manisa’nın Müslüman Türk halkı, birtakım kişilerin oynayacakları bu ihanete nasıl göz yumar? Nasıl rıza gösterir?”

       Ben de, bir Türk milliyetçisi olarak, milletin özelliklerini çok iyi biliyorum: Milletimiz, bıçak kemiğe dayanmadan işi hep Allah’a havale eder. Manisa, aşağı bir milyon yukarı iki yüz bin nüfuslu bir Müslüman Türk şehri. Gerçekten çok merak ediyorum: Acaba bu Müslüman Türk şehrinden, binde bir kişi değil, on bin Manisalıdan bir kişi, yani 15-20 kişi Ak Parti Merkez Yürütme Kurulu’na veya Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a başvurarak, son derecede edepli bir dille:

-Milletvekilimiz Selçuk Özdağ’ı neden yeni listeye almadınız? Onun ne kusurunu gördünüz? Öğrenmek istiyoruz. Lütfen bize de söyler misiniz? diye sordu. Fazla değil koca Manisa’dan sadece 15-20 kişi “Haksızlık karşısında susan dil şeytandır!” hadisine uyarak sesini yükseltti? Diye merak ediyorum.

     Bütün Manisalılara saygıyla arz ediyorum. Beni aydınlatmalarını bekliyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2382/doc-dr-selcuk-ozdag.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar