Vekillerin yapacakları tamam da, asılların yapacağı asıl mesele

Türkiye artık eski Türkiye değil. Tamam eksikler var ama; rüyalarımızda görsek inanamayacağımız icraatlara imza atıldı. Darbeler tarihe karıştı. Başörtü problemi mazide kaldı. Hükümetler iktidar oluyor ama, muktedir olamıyordu. O da halloldu. Savunma sanayimiz akıl almaz boyutlara ulaştı. Ambargoları neredeyse umursamayacağız. Batının karşısında el pençe divan duran yöneticilerin yerini, vakarlı duruşlar sergileyen kuvvetli idareciler aldı. Terörü sınırlarımız dışına kovaladık. İnşallah oralardan da kovalayıp yok edeceğiz. Dış tehlikelere karşı sınırlarımızın ötesinde Kıbrıs misali karargahlarımızı kurduk. Ortadoğuda oyunlar bizden izinsiz yapılamaz oldu. Yakında dünyadaki olaylarla ilgili de söz sahibi olursak şaşırmayacağız. Havalimanları, köprüler, tüneller, deniz altından ve üstünden otoyollar, dünyanın gündemine oturacak kanal İstanbul.. Say say bitmiyor. Şehir hastaneleri, modern Devlet hastaneleri. Bir kuruş ödemeden tedaviler. Sağlıkta gerçekleşen devrim niteliğindeki icraatlar. Uzay istasyonu çalışmaları. Hele şükür kendi otomobilimizin adımları. Gerçekten say say bitmiyor. Eksikler yok değil. Elbette var. Vatandaşının emin olacağı bir bağımsız yargı devletin vazgeçilmezidir. Adalet olmazsa, devlet olmaz. İktidar olup muktedir olamayan hükümetlerin yerini şimdilerde nasıl muktedir hükümet sistemi ve muktedir yöneticiler almışsa, İnşallah iradeli, güçlü haktan yana muktedir hakim ve savcıların gelmesi de yakındır diye umut ediyorum. Olmazsa olmaz çünkü.

Her şey tamam. Vekillerimizi seçtik. Vekillerimiz üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmek için gerçekten çalışıyorlar. Bu konuda muhalefetin iyi çalıştığını söyleyemeyiz ama, olsun. Peki vekiller çalışıyor ve arzuladıklarımızı yapıyor da biz asıllar ne yapıyoruz veya ne yapmalıyız.

Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine koşturarak giderken bizler ne yapıyoruz ve ne yapmalıyız? Sorusunu sormadan edemeyiz.

Ulaşımda, ekonomide, sanayide 2023 hedeflerine ulaşsak her şey bitmiş olacak mı sizce?

5 yaşındaki masum kızımızdan 77 yaşındaki mazlum ninemize kadar tacizlerin sürdüğü bir Türkiye olmaya devam edeceksek, bunların ne önemi var?

Yolsuzlukların manşetlerden düşmediği, hırsızların kol gezdiği, evlerimizin kapılarına üçer beşer kilit taktığımız bir Türkiye olmaya devam edeceksek, bunların ne önemi var?

Yüz binin üzerinde kadının fuhuş bataklığında köle ticaretinin yapıldığı bir Türkiye olmaya devam edeceksek bunların ne önemi var?

Uyuşturucunun okul önlerine kadar getirilip nesillerimizi küçücük yaşta zehirleyenlerle baş edilemeyen bir Türkiye olacaksak, bunların ne önemi var?

Yalanın revaç gördüğü, dedikodunun marifet sayıldığı ve bu yüzden ailelerin dağıldığı, toplumun ayrıştığı bir Türkiye olacaksak, bunların ne önemi var?

Komşulukların tükendiği, akrabalık bağlarının koptuğu, arkadaşlığın ise sadece menfaate dönüştüğü bir Türkiye olmaya devam edeceksek, bunların ne önemi var?

Koca Akif’in batılılar için söylediği “İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi” sözü devam edecekse, bunların ne anlamı var?

Temizlik imandandır diyen bu toplumun piknik alanlarını bırakın şehirlerin ortasındaki çöplerden kurtulamayan bir toplum olarak devam edeceksek, bunların ne anlamı var…

Çocukların açlıktan öldüğü bir dünyada günde 4.5 milyon insanın doyabileceği 5.2 milyon ekmek israf eden bir Türkiye olmaya devam edeceksek, bunların ne anlamı var

Say say bitmiyor. Yoruldum, yorulduk.

Çocuklarım küçükken okullarındaki veli toplantısına katılmıştım. Din dersi öğretmeni beni görünce görüşmek istedi. Belli ki bir sıkıntısı vardı. “Hocam, ben sizin çocukların din dersi öğretmeniyim. Hani ben sandım ki?” “Ne sandınız hocam?”, “Sizin çocuklar Yasin’i, Tebareke’yi ezbere biliyorlardır sanmıştım” Belli ki umduğunu bulamamış. Öğretmene dönüp dedim ki “Hocam, benim çocuklarım size hiç yalan söylediler mi?” “Hayır” dedi. “ Namaz kılıp yalan söyleyenlerden usandım hocam, ben çocuklarıma yalan söylememeyi öğrettim. Sen de Yasin’i öğret hocam” dedim.

Madem ki Türkiye’nin hedefleri büyük, öyleyse vekillerin asılları da üzerlerine düşeni yapmalı ve Türkiye’nin ahlâken ve insani değerler bakımından dünyanın ilk onuna giren medeni bir Türkiye olmalı. İlk on demek bile zoruma gidiyor ama, hiç olmazsa ilk ona girelim.

STK’larımız, tarikatlarımız, üniversitelerimiz, öğretmenlerimiz ve en önemlisi sanatçılarımız siyasetle uğraşmayı siyasetçilere bırakmalı ve toplumun ahlaki değerlerini yüceltmenin yolunu bulmalı ve çok çalışmalı.

Çağın etkili silahı sinema ve TV dizileri ahlakımızı batırmaya devam ederken ve bunlara sessiz kalınırken umutlarım tükeniyor. Belden aşağı komedilerin sinemalarda ve TV’lerde elde ettiği reytingleri durdurmanın bir yolu bulunmalı.

Belediye başkanlarımıza diyorim ki; Altından yollar, gümüşten kaldırımlar yapsanız, onu kullanacak insanı eğitmedikten sonra ne anlamı var?

Haddim değil ama, diyorum ki; bu acıyı yüreğinde hisseden tarikatlar, müridlerine tesbih çektirsinler ama yere çöp atmamayı, dedikodu yapmamayı, yalan söylememeyi de tarikatin kuralı yapsınlar. Zira benim kul hakkımı yiyen şeyh bile gördüm. Eli öpülesi gönül erlerini tenzih ederim.

Diyorum ki; bu acıları yüreğinde hisseden sanatçılarımız, senaristlerimiz, yönetmenlerimiz, tiyatrocularımız desteklenmiyoruz diye umutlarını yitirmesinler ve daha çok çalışsınlar.

Çünkü başka çaremiz yok.

Duam odur ki; Türkiye 2023’te olmasa bile 2071’de bu acıların olmadığı dünyanın imrendiği yeni bir medeniyetin anavatanı olsun.

Vekillerimize yaptıklarından dolayı teşekkürler ama Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı bu önemli konularda faaliyet yapacak olanlara destek olmalarıdır. Sanatçıların yaptığını devlet yapamaz. Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2373/vekillerin-yapacaklari-tamam-da-asillarin-yapacagi-asil-mesele.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar