15 Temmuz Anadolu İslâm Hareketidir

Millet olarak 15 Temmuz’u 2. yılında yüksek, asil bir bilinçle idrak ettik, ediyoruz.

Siyonist haçlıların küresel ölçekte saldırılarını sürdürdüğü bu dönemde, bitmeyen, hep tazelenen heyecanla milletçe ortaya koyduğumuz birlik ve bütünlük, hayatî önemdedir.

Geçen gece yediden yetmişe sokakları sabahlara kadar hınca hınç dolduran aziz milletimiz, 15 Temmuz’dan hemen sonra başlayıp sembolik olarak sabahlara kadar kesintisiz bir ay süren özgürlük ve vatan savunması nöbetine hâlâ devam etmekte olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.  Millî birliğin, siyasal görüş ayrılıklarını bir kenara koyan pratiği yanında, devlet millet kaynaşmasına dönüşerek hayat bulması, düşmana korku, dostlara ümit vermektedir. Tüm safhalarında bize kazandırdıklarıyla 15 Temmuz direnişi, kalıcı değere dönüşmüştür. Bu çok önemlidir. Ancak imanla izah ve te’lif edilecek vatan ve istiklâl mücadelesini, bütün anlam ve hatıralarıyla unutmamalı, unutturmamalıdır.

15 Temmuz hür yaşamış, hür yaşayacak bir milletin, yeni kurtuluş savaşı, yoğun heyecanıdır. 15 Temmuz’da, Tarihsel iddialarıyla bütün medeniyet coğrafyamızda derleyip toparlayıcı etkin, ileri hamleler yapan Türkiye’ye karşı Siyonist emperyalistlerin iç ve dış odaklarıyla birlikte yaptığı alçak ve kanlı saldırılar, inancı ve özgürlüğü uğrunda ölümü bile göze almaktan çekinmeyen aziz milletimizin destansı direnişi ile darmadağın edilmiştir.

Ayrıcalıklı bir millet olmak için bizden en yüksek şuurla fedakârlık bekleyen inancımız, istiklâl ve istikbal ısrarımız, üzerinde ezanımızın özgürce okunduğu vatanımız, tarihten esen rüzgârla dalgalanan bayrağımız için bir kez daha canımızı ve kanımızı feda ettik. Bu topraklarda ve tarihin kalbinde var olmanın ağır bedeli olarak feda etmekten, feda olmaktan hiçbir zaman çekinmeyeceğiz.

İki yıl sonra bile 15 Temmuz gecesi sadece Ankara ve İstanbul değil, 81 vilayet, muazzam kalabalıklarla ayaktaydı. Bütün bir millet, gittikçe kabaran öfkesi ama derin, engin sükûneti ile dalga dalga büyüyen tsunami gibiydi. Kâfirler ve onlarla işbirliğine giren hainler, bu dalgayı kırmak isterken o dalgada boğuldular. Bu öyle bir dalga ki, vurduğu bütün kıyılarda bütün fitne ve fesat girişimlerini, bütün hain, kirli oyun ve düzenleri, yapanlarının başına geçirdi, geçiriyor. Bu dalganın önlenemeyeceğini gören veya hisseden her çevre, zangır zangır titriyor.

Bir koca millet, asırlık uykusundan uyanarak ayağa kalktı. Şimdi yeni sabahların aydınlık ufkuna doğru bir yürüyüşe başladı ve bu yolda bedel ödemeye de hazır. Esasen MİT tırlarında, 17-25 Aralık’ta, Gezi Parkı olaylarında, Çukur eylemlerinde, intihar bombalamalarında ve en son öldürücü bir darbe vurma planları ile 15 Temmuz’da bu millete bu toprakları vatan kılmanın ağır bedelini ödetmek istediler. Bu millet burada, inanarak ve özgür olmanın bedelini ödedi. Ancak şüheda torunu bu nesil de, bize bedel ödetmek isteyenlere çok korkunç bir bedel ödetti.

İhanetin belini kırdı.

Bitti mi?

Hayır, savaşı başlatmak elinizde ama bitirmek bize bağlı.

Öyle vurup, verdikleri zararları yanlarına ganimet diyerek alıp kaçamazlar. Gittikleri yere kadar takip edilecekler; kıstırıldıkları, kuşatıldıkları yerde onlara asla merhamet edilmeyecek. Olanca genişliğine rağmen dünya dar gelecek. Rahat ölümlere bile imrenecekler. Çünkü başta terörü ve dinî duyguları en iğrenç yöntemlerle şeytani alçaklıkları için kullanmaktan çekinmeyenler, bu millete çok çektirdiler. Bize, en az bir asırdır, sıcak etkileriyle elli yıldır reva gördükleri zulüm ve işkencenin asıl sebebi varoluşumuzdaki tevhidi anlam, İslâm’la şekillenmiş benliğimiz, kimliğimiz ve uyguladıkları en akla ziyan yöntemlere rağmen bir türlü zayıflatamadıkları tarihsel köklerimizdi. Şimdi işte bu millet, kendini var ve anlamlı kılan tüm unsurlarıyla ve tüm görkemiyle ayağa kalktı, asla yenilmez, yorulmaz kararlılığıyla kâfirlerin oyununu bozuyor.

Hainlere kurtuluş yok. Tek seçeneğiniz, aklınızı ihanetin pisliğinden temizleyip, elinizde ölüm kusan silahları teslim etmeniz ve nedametle teslim olmanızdır. Başka yol yoktur. Bu mesaj bütün varlığını ve işlevini bir dolara satan en alt kategorideki piyonlardan, okyanus ötesindeki gizli merkezlerin karanlık prenslerine kadar herkesedir. Türkiye Cumhuriyeti, olanca gücü, ciddiyeti ve derinliğince bu meselede gerekeni yapmak durumundadır. Çünkü bu millî meseledir. Olmak, olmamak meselesidir. Kendi varlığımızı zalimin, hainin insafına terk edemeyeceksek, millî istek ve iradenin tersi bir tutum takınamayız.

Bu işe millet el koymuştur. Millet marifeti ile meseleye tarih el koymuştur. Geri dönüş yoktur. Geri dönenler tarihin verdiği muhteşem imkânı geri teper, zayi ederler. Böyle bir hata esasen 24 Haziran seçimlerinde kısmen yapılan uyarıda verilen mesajdan çıkarılması gerektiği gibi ciddi karşılık bulur.

Millet ayağa kalkmıştır. Bakın bir grup, bir parti, bir kesim, bir bölge değil, bütün bir millet ve onların heyecanına katılan bütün bir ümmet coğrafyası ayağa kalkmıştır. Bir fırtına, bir sel kopmuştur. Başkentlerin kalbine bir deprem yürümektedir ki sormayın. Şehadet özlemiyle arınmış, bilenmiş milyonlarca, yüz milyonlarca yürek, evrensel zulmüm karşısına dikilmiştir, dikilmektedir. Bu kaynağın, bu gücün parasal, maddî karşılığı yoktur. Üstelik bu okyanus, bu okyanusun dalgaları maddi ve dünyevî bir beklenti içinde de değildir. Sadece asırlar boyu zehir içmek kadar acı olan mecburî suskunluktan sonra aslanlar gibi kükremek istemektedir.

Şimdiye kadar kükremeyişimizin asıl sebebi sadece sesimizi kısan vesayete razı olduğumuzdan değil, sonraki nesillerin selâmetini gözetmemizdendi. Şimdi sesimizi, nefesimizi bulduk ve haykırmaktan korkmuyoruz. Haykırıyoruz ve bütün dünya bizi dinliyor, dinlemek zorunda. Bütün dünya bu sesi duymak zorunda. Bu bir Anadolu mesajıdır. Bu ses, bu sesleniş bir medeniyet müjdesidir. Kurtuluş muştusudur mazlumlara. Bu devrimleri aşan bir harekettir. İnkılapları aşan bir değişim, devinim.

Tam burada bir şey söylemezsem ölürüm: Bu gerçek anlamda Anadolu İslâm Hareketidir. Aslını, asaletini, dinamizmini, derinliğini, cesaretini, özgürlüğünü, aklını, ruhunu, heyecanını İslâm’dan alır, İslâm’dan alıyor. Bu hareket, her olur olmaz şeye belki tepki vermez, vermedi, vermiyor. Çünkü bu hareket aynı zamanda sabırla büyümüş, sabır büyütmüştür. Hele bu hareketin anlık, gündelik hesaplarla, onun bunun kışkırtmasıyla, sağa sola zarar vermekle, pencere, çerçeve indirmekle, çapulculukla, soytarılıkla hiç ilgisi yoktur, olmamıştır. Bu hareket bir derin akış, bir derin bilinçtir. Yerinden kımıldadı mı karaları, denizleri yerinden oynatan şiddetli bir depreme dönüşür. Bütün ideolojik saçmalıkları, savurur atar.

Bilmem ne demek istediğimizi solcular, kendilerine solcu diyenler, solcu geçinenler de anladı mı? Onlar biraz gezi zekâlıdırlar da, ondan böyle söylüyorum.

Bu aziz milleti kutluyorum.    

Dirilişe evirilen 15 Temmuz direniş ruhu, canlı, sürekli kılınmalıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2357/15-temmuz-anadolu-islm-hareketidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar