Yeni Türkiye'nin ufku, üslubu ve Süleyman Soylu

Türkiye, 24 Haziran gününden itibaren yeni bir “level”da yol almaya başladı. Artık siyasî sistem dâhil, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. “Yeni Türkiye” demek, yeni insan profili, yeni zihni hareketlilik, yeni ufuk ve yeni üslup demektir. Bundan sonra Türkiye’de siyaset yapma “siyasî muhalif olma” temeline göre değil, çağın ruhunu okuma veya okuyamamaya göre tecelli edecektir. Yani, muhalifinizle mücadele değil, zamanı okuyup okuyamamak değer kazanacak bundan böyle. Bu kriterlere ne yazık ki, Türkiye’de daha çok muhalifler uymuyor. Muhalifler hâlâ 1970’lerin; yani eski Türkiye’nin ufkuyla hareket ettiklerinden, toplumla ortak noktada buluşamıyorlar. Muhalefetin böyle olması, bir muhalefet boşluğu doldurur ve bunun demokrasilerle olmaması lazımdır.

Peki ya iktidar?

İktidarlar, yapıları gereği  “yapan” ve “çözen” bir kurumdur;  şikâyet mercileri değildir. Türkiye özelinde Ak Parti, 16 yıldır iktidarda olmanın getirdiği rahatlıkla “yapan ve çözen” olma boyutunu, laftan uygulamaya geçirme başarısı göstermiştir. İktidarın “Başkası lafını yapar; Ak Parti yapar” demesi, basit bir slogan olmaktan öte bir olgunun tespitidir. Bu durumun dışında olan her gelişme, Yeni Türkiye’nin ufkunu karartır.

Çok teorik oldu; farkındayım…

Örnek vak’a

Geçen gün, İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu "Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; 'CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin' diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar"  dedi.

Bu sözlerin şu kısmına bir şey demek mümkün değil: “Onların (CHP’lilerin) gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları (PKK cenazeleri) çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar"  

Bir siyasi muarız ve muhalife karşı böyle bir söz sarf edebilirsiniz. Hele bu muhalifiniz, “Meclise her rengi taşıdık” diyerek PKK/PYD’lilere arkasını dayayan ve bu eşkıya ile Şemdinli dağlarında kucaklaşanların partisi olan HDP’yi meclise taşıyan bir siyasî hareketse!...  Böyle bir partiye karşı “Onlar şehit cenazelerine değil terörist cenazelerine gitsin” deme hakkı herkesin olduğu gibi Sayın Soylu’nun da hakkıdır…

Ammaaaa!...

Bir bakan olarak “CHP il başkanlarını şehit cenazeleri için düzenlenen törenlerine katılmalarını yasaklama” hakkı yoktur. Hangi protokole kimlerin katılacağı, konuyla ilgili hukukî metinlerde kayıtlıdır; kimse bunun dışına çıkamaz; velev ki bakan bile olsa. Şayet bakan böyle bir şey yaparsa, güven sarsılması yaşar.

Ayrıcaaaa…

Hiç istemeyiz ama bir CHP’linin çocuğu şehit olduğunda ne olacak?...

Benim bu tavra esas tepkim seçim mağlubiyeti ile şaşkına dönmüş olan CHP’ye “hayat öpücüğü” sunulmuş olmasınadır. 24 Haziran akşamından itibaren CHP sarsılmış ve iç çekişmeye düçar olmuştu ama Sayın Soylu o cümleyi sarf edince CHP safları hemen sıklaştı.

Şimdi Tayyip bey bir de bununla uğraşsın!... Sanki işi az da bir de üslup derdi açılsın başına!...

Yeni Türkiye yolunda ilk dikkat edilmesi gereken husus, üslup olmalı demek ki…. Öfke yelpazeleyen üslup yerine muhalifimiz de olsa, ona değer verdiğimizi gösteren bir üslup geliştirmemiz şart.

Haaa…

Bazı İYİ Partili arkadaşların ”Soylu istifa!...”  demeleri de yanlıştır. Her eleştiride kelle almaya kalkılırsa, bu ülkede işe yarayacak kelle kalmaz.

Tabii… Bütün bunları, Soylu’nun yoğun bir şekilde eleştirdiği zamanlarda, Ak Parti politikalarını destekleyen biri olarak yazıyorum…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2327/yeni-turkiyenin-ufku-uslubu-ve-suleyman-soylu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar