Prof.Dr. Tauf Nigzes

Eklenme Tarihi: 01.07.2018 08:48:00 - Güncellenme Tarihi: 19.02.2020 20:34:14

Bu yazımızda bilim dünyasında uluslararası düzeyde haklı bir üne sahip neredeyse bir asra şahitlik etmiş, yaygın olarak tanınan mümtaz bir bilim insanından bahsetmek istedim.

Bilim tarihi mutlaka bilim tarihinin aydınlanmasına emek verenleri katkı oranına göre yukardan aşağıya doğru sıralayarak yazacaktır. Kuşkusuz Prof. NİGZES en üst sıraya yazılanlar, yazılacaklar arasında olacaktır. Kendisi 30 kadar dili etkili şekilde kullanan ve hayatı boyunca günün 18 saatini bilimsel çalışmalara vakfetmiş ve alanında pek çok ödül alarak bir bakıma yetkinliğini ve otoritesini kanıtlamıştır.

İlk olarak 1942 yılında dünyanın en büyük oryantalisti kabul edilen Prof.Dr. Hellmut RITTER?in yanında öğrenim görmeye başlamıştır. Takiben 1961 yılında Frankfurt Üniversitesi?nde doçent, 1965 yılında ise yine aynı Üniversitede profesör olmuştur. Otuz yıla yakın bir süreyle çalışmalarını Frankfurt?ta Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi?ne bağlı olarak aynı zamanda kurucusu ve direktörü olduğu Arap-İslam Bilimler Tarihi Araştırmaları Enstitüsü?nde yürütmüştür. Bu enstitüde 1400 kadar kitap yayınlamış ve bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya koyduğu bulgular bilim tarihi bakımından son derece önemli ve değerli veriler sağlanmıştır. Bunlardan bazıları kendisiyle yapılan söyleşilerde paylaşılmıştır. Hellmut Ritter?dan, yani hocasından İslam coğrafyasında yetişmiş bilim insanlarının varlığını ve bunların Avrupa?nın en büyük âlimleri düzeyinde olduğunu duyduğunda çok şaşırır, çünkü öğrenim döneminde böyle bir gerçeklik anlatılmamıştır ve duydukları karşısındaki şaşkınlığını şöyle ifade eder: ?Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine İslam dünyasının katkısını sıfır diye biliyorduk. Hellmut Ritter?in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım.(2)?

"Müslümanlar, 8-16. yüzyılları arasında tüm ilim dallarında önemli buluşlara sahiptir. Dünya bilimler tarihi, yeniden yazılmalıdır. Çünkü yanlış yazılmıştır. İslamiyet, ortaya çıkışının 2. yüzyılında, İspanya'ya (Endülüs'e) ayak bastı. Yeni bir dinin temsilcisi olarak oraya gitti. İnsanları, ilmiyle dehşete düşürdü. Orada yaşayan Hıristiyan ve Yahudileri etkiledi. İslam, oraya, onların şuur sahalarına girmişti. Bu onları uyandırdı ve Haçlı seferlerine itti.?

"Her ilim dalından onlarca örnek verebilirim. Ancak, burada önemli olan şu: "İlimlerde önemli olan bazı prensipler vardır. Bu prensipler, ne zaman ortaya çıktı, bilim adamını bunlar ilgilendirir. Örneğin Müslümanlar, nazariye(teori-kuram) ile tecrübe (deney) arasındaki ilişkiyi ifade eden bir kavram ortaya koydular. Buna "Mizan" adını verdiler. Daha sonra İslam bilginlerinden Farabi geliyor ve diyor ki, tecrübe(deney) ile nazariye(kuram) de yeterli değil, algılama(muhayyile)de önemlidir diyor. Önce algılayacaksınız, birçok şeyi düşünüp-geliştireceksiniz. Daha sonra da nazariyeyi(teoriyi) kuracaksınız. Böylece teori, sizi deneye sevk edecektir.?

 "Bugün bilinenin aksine, çoğu modern bilimin kuruluşu, bundan yüz, iki yüzyıl öncesine değil, 8-16. yüzyıllarda yaşamış İslam bilginlerine dayanıyor. Portekizlilere mal edilen modern denizcilik bilimi ise, yüzde yüz İslam bilginlerine ait. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Modern denizcilik, İslam dünyasının bir malıdır ve İslam dünyasının bir başarısıdır.?

"Avrupalılar, Müslümanlardan bazı ölçümleri öğrendi. Ancak, trigonometri bilgileri yeterli olmadığı için ekvatora paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadılar. Portekizliler, esasında hiçbir şeyi keşfetmediler. İslam haritaları, 15. asrın başlarında onlara ulaşmıştı. Bunu kendi tarih kitaplarından çıkarıyoruz. 'İslam İlimleri Tarihi' eserimin 11. cildinde, Portekizlilerin modern denizcilik biliminin kurucusu olduğu bilgisinin yanlışlığını ispatımı bulabilirsiniz.?

"Müslümanlar, Afrika'nın güneyindeki yolu kullanarak 9. yüzyılda, Çinile ticaret yapıyorlardı. Hint Okyanusu, 15. asırda Müslümanların elinde bir İslam gölü gibiydi. Hindistan ve Java, Müslümanların elindeydi. Ummanlı denizciler; İbn-i Macit ve Süleyman el Mehri, 15. asrın matematikten, astronomiye her ilmi bilen, filozof iki denizciydi."

"950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom, parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında, İbnü'l Heysem, bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem, Avrupalıları, 'Problema Alhazeni' adı altında 13. asırdan, 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar, İbnü'l Heysem'in çözümünü, ancak 19. yüzyılda kavrayabildi.?

"11. asrın sonlarında Ömer Hayyam'ın, üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa'da, 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes'lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları, Hayyam'ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalıların, boşuna çaba gösterdiğini yazdı.?

"15. asırda yaşayan, Alman Johannes Regiomontanus'un adını taşıyan trigonometri ilminin, kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusiolduğunu, yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı.? "13. yüzyılda yaşayan ve Orta Çağ Avrupa'sının en büyük matematikçisi olarak bilinen Pizalı Leonardo'nun, hayatının büyük kısmını, İslam ülkelerinde geçirmesi sebebiyle; oralardan aldığı kitapların tesirinde kalmış olması kuvvetle muhtemeldir. Ondan 200 yıl sonra yaşayan Leonardo da Vinci'nin çizdiği alet, makine ve silahlarla ilgili bilgilerin kaynağının da İslam dünyası olduğu, bugün bulunan önemli bazı Arapça kitapların, İtalyanca tercümelerinden anlaşılmıştır. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak, devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi. Halbuki Leonardo'nun, İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacaktı.?

"Cabir Bin Hayyan, kimyayı, bir bilim olarak kurdu. Cabir, tüm insani duyguların, matematiksel olarak ifade edilebileceğine inanıyordu.? Bu ifade bile tek başına bugünü ve dijital teknolojinin geldiği noktayı tanımlıyor ve geleceğin dünden gördüğü anlaşılıyor.?

 Yine ; "Avrupalılar, Sicilya ve Endülüs'te tercüme edilen 'İslam bilginlerinin eserleri'ni, kaynak göstermeden aktarıyorlardı. Bu yüzden, bugün Batı uygarlık ve biliminin temeli, aradaki İslam bilimi atlanarak, ondan önceki Yunanlılara izafe ediliyor. Müslümanlar, dünya sahnesine çıktıkları ilk on yıldan itibaren; diğer medeniyetlerde görülmedik bir hızla bilimsel gelişmelere katkıda bulundular.?

"Eserlerin isimlerini değiştiriyorlardı. Bir kördüğüm şeklinde olsa da, papazlar, Müslüman alimlerin kitaplarını, Latince'ye tercüme ederek, bilimsel gelişmenin ilk adımlarını atıyorlardı. Yahudiler ağırlıkta olmak üzere, tercümeyi papazlar yapıyordu. Çünkü Avrupa'da, başka okuma yazma bilen yok gibiydi. Görüldüğü gibi; Batı, bilimini, sanıldığının aksine, din adamlarına borçludur.? "Avrupalılar, medeniyetlerini ve bilimlerini, İslam bilginlerine borçlu olduklarının farkında değiller. Modern dünyanın oluşumunda, İslam alimlerinin büyük emeği vardır. İslam medeniyetinin gerilemesinin nedeni de, din değildir.?

"16. yüzyılın sonlarında, İslam bilim ve medeniyeti duraklama içine girmeseydi; insanlık, 20. asırda yakaladığı bilimsel seviyeye, 200 yıl önce ulaşırdı. İnsanlık, nükleer enerjiyle de, 200 yıl önce tanışırdı."

Tauf Nigzes Fuat Sezgin

Evet okumakta olduğunuz yazının başlığında bir tersten yazım uygulaması söz konusudur. Bu tercih mesajların etkisine bir katkı da bulunma olasılığından ziyade, büyük bilim tarihçisi Fuat Sezgin?in isminin tersten yazılsa da anlaşılması gerektiğine vurgu yapmak içindi. Bu çerçevede anlaşıldığı gibi yazı Prof. Dr. Tauf  Nigzes yani Prof. Dr. Fuat Sezgin?i anlatıyor.

Yukardaki paylaşımlardan da anlaşıldığı gibi; Prof. Dr. Fuat SEZGİN üzeri kapatılmış, köhne zihinlere hapsedilmiş ve tozlu raflara terkedilmiş bilgiyi orijinal kaynaklara dayalı olarak ortaya çıkarmıştır. Kıymetli okuyucularımızın her yönüyle evrensel ve aynı zamanda yerli ve milli bir bilim insanı olarak Prof. Sezgin?in ortaya koyduğu bulgu ve saptamaların ayrıntılarını öğrenmek için, raflarında yoksa birer Fuat Sezgin kitabı alacağını görür gibiyim. Çünkü Prof. Dr. Fuat Sezgin: "Batı Uygarlığı, İslam Medeniyeti'nin Çocuğudur. Ben, 60 yılımı bu uğurda verdim. Milletler için zaman, bir insanın ömründen ibaret değildir. Bugünkü Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin muayyen şartlar içerisinde, muayyen bir devirden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir. Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin bir çocuğudur " diyerek her birimize konu hakkında okumak ve araştırmak için gerekli merak ve moral değeri yüklüyor?

Tabii bilim insanı meslektaşlarımızın da aynı düşünceleri paylaştıklarına inanıyorum.   Çünkü bilim tarihi tüm bilim dalları için önemli bir alandır v bu külliyatı bilmeden ise bilim yapmak teorik olarak (bilimin devamlılığı ve bilginin kaynağından beslenmesi nedeniyle) mümkün olmaz, ancak tarihçenin bilinmemesi olsa olsa bilim insaninin içeriğini zayıflatır, içeriği yavanlaştırır...

Son söz olarak; büyük bilim tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin 30 Haziran 2018 tarihinde 94 yaşında bilim ve fikir dünyamızda derin izler bırakarak Hakk'a yürüdü. Bilim dünyasının ve Milletimizin başı sağ olsun. Ortaya koyduğu eserleri ve katkıları unutulmayacak...

Kaynaklar:

Aras, H., 2018. Fuat Sezgin: "Batı Uygarlığı, İslam Medeniyeti'nin Çocuğudur" http://www. yaklasansaat.com/dunyamiz/bilim_ve_teknoloji/fuat_sezginin_g%C3%B6r%C3%BCsleri.asp

Sezgin, F., 2918.İslam'da Bilim ve Teknik, çev. Abdurrahman Aliy, TÜBA Yayınları. Ankara, 2007.

Sezgin, F., 2010. Bilim Tarihi Sohbetleri, Timaş Yayınları, İstanbul

TÜBA; 2018. TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr. Fuat Sezgin, http://www.tuba. gov.tr/tr/haberler /uyelerden-haberler/tuba-seref-uyesi-prof.-dr.-fuat-sezgin-vefat-etti (Erişim:30.6.2018).

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2325/profdr-tauf-nigzes

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1