Gereksizlikler Gerekli miydi?


    Seçim ortamından uzaklaştığımıza göre boğazımızda düğümlenenler yerde kalmasın dedik, bildiklerimizi söylersek görevimizi yapmış oluruz.

Söylemezsek, işin içinde Allah Resulü’nün (sav) deyimiyle, “dilsiz şeytan” olmak da var. Allah korusun, benim hiçte dilsiz şeytan olmaya niyetim yok…

                Mesela…  Durduk yerde milletvekili sayısını 600’e çıkartarak kanlı ve bölücü terörle iç içe olan bir partinin meclisteki sandalye sayısının çoğalmasına sebep olmayı içime sindiremiyorum. Bir kişi de olsa öyle... Kanunu yapanların kafaları basmadı mı? Zamanında uyardık, dedik ki etmeyin eylemeyin, hem bu sayı borçlarını ödemekte zorluk çeken devlete yüktür, hem de 600 milletvekili mecliste ne iş görecek? Muhalefet sıralarında 250 boş adam, iktidardan da en azından 100 kişi, ceviz kırmayacaklarına göre ya birbirlerine laf atarak dalaşacaklar veya oturdukları yerden telefonla mesaj çekmekle vakit öldürecekler...

Seni beni kim dinler, Payitahta akil elemanlar var!

Cebinde TC’nin milletvekili kimliği, kesesinde milletvekili maaşı, altında kırmızı plakalı devletin aracı. Hem de hazineden yüklü yardım... Bu nasıl iştir? Nasıl yaman bir çelişkidir? Bir yandan terörle savaşarak binlerce vatan evladını vereceksin, diğer yandan terörü destekleyen partiye hazine yardımı yapacaksın. Kırmızı plakalı araç tahsis edeceksin, dokunulmazlık sağlayacaksın... Böyle demokrasinin içine edilmez de ne edilir!

Bu yöntem akıllıca bir yöntem değil. Cumhur ittifakı çetelere, katillere af dileyeceği yerde bu yanlışı hazır elde fırsat varken düzeltsin. Artık başkanlık sistemi devrede, 600 milletvekilinin yapacağı pek bir şey yok, 350 milletvekili bu meclis için yeterli.

...

Partilere yapılan hazine yardımını da gözden geçirmek lazım. O kadar yüklü paralarla fakirin fukaranın acısı dindirilir, fabrikalar kurulur…

Kaldı ki yardımın çoğu teröre gidiyor… Parti saltanatına neden oluyor.

Sade o kadarla değil, kim bulmuş buluşturmuşsa, birçok yörenin milletvekili adayları AK parti tabanı ile uyuşmayan tipler. Üç yıl kuralını delenler bile var. MHP'nin desteğini alın bu tarafa, ne Reis'e verilen oylarla ne de milletvekili oylarıyla istenilen sonuca varılmaz.

Yine de cumhurun zaferi diyelim… Ancak kitabi ortasından okuduğumuzda hiçte beklentimiz olan zaferlere benzemiyor. Cumhur ittifakı yetişmeseydi MHP barajın altında kalacak, AK Parti Haziran hezimetini yeniden yaşayacaktı. Başbakan MHP'ye teşekkür ediyor, bence bu da bir yanılgı. Asıl MHP'yi kurtaran AK partidir...

Kaldı ki erken seçim kararı alınması isabetli miydi?

...

Çokça yazdık… Belediyelerdeki sorunları acele nevinden giderin.

İlk başta imar kargaşası... Yanlış yapanlar varsa ki vardır, muhalefete söz bırakmadan yakalarına siz yapışın, emanete ihanetin cezasını çeksinler, bu halk da görsün. Mesela, yüksek katlı binalara halkta büyük tepki var… Rantiyecilik nedeniyle mahallelerin önlerine dikilen 30 katlı binalara yetkililerden ses çıkmıyor, aksine onay veriliyor…

Şehirler beton yığınına döndü, caddeler trafiği çekmiyor.

Sonu nereye varacak?

Dost acı söyler… Demem o ki, siyasi istikrar bu millete sağlanan bir lütuftur.

İslam karşıtlarının vagonuna takılarak ihanet edenler kadar, emanet edilen görevin gereğini yapmayanların da ihaneti söz konusudur… Bu işler, Anıtkabir’e giderek gereksiz yere Fatiha okumak, emperyalizmin maşası demokrasiye iman etmek kadar basit değildir. İslam âlemi, yeniden gün doğacak diye Türkiye’den çok şeyler bekliyor.

O posterleri dağlara, yamaçlara boşuna asmadılar.

...

Milletin verdiği yetki hazır elde iken yırtıkları yamalayın, hataları düzeltin, yapmazsanız deveyi kaçırmış olursunuz. Bilelim, kaçan deve kuyruğundan dönmez…

Bürokrasinin hiçte iç açıcı olmayan halini görüyoruz. 18 yıldır istenilen kıvamda devleti yönetecek kadro kurulamamıştır. Gördüğüm kadarıyla Reis, kadro bazında vaziyete hakim olamadı… Şu anda sıkıntıda bizi de ter basıyor. Danışman veya hükümetin tavsiyeleriyle ne bulduysalar attılar sepete. Amiri AK parti karşıtı laikçi, yardımcısı AK partili gibi garip bir tablo… Sövenler sayanlar, görev verilmeyince bayrak kaldıranlar, zamanında Reis’in mahkûm edilmesi için elinden geleni yapanlar başköşelerde, külliyede, rağbette.

Kızakta olanlara bakın… Bana da sıra ne zaman gelecek diye yıllarca bekleyenler.

...

Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı’nın Sıhhiye’de kurmuş olduğu müşavirler kızak bürosunda hiçbir iş yapmadan oturan deneyimli gençleri görünce başım dönüyor midem bulanıyor.  Alınları nurlu, kursaklarından haram lokma geçmemiş bürokratlar.

Sade o mu? FETÖ olayı temelden yanlış algılandı.

AK partinin tabanında geniş bir muhalefetin oluşması yanlış algılama ve uygulama sonucudur. Sinsicesinden hazırlanan bir projedir. 11 bin 480 kişinin cep telefonuna bylock indirmek az bir iş değildir. Mağduriyetleri nedeniyle bu kişiler AK partili olmalarına rağmen oy vermediler. Ne var ki yetkililer hala uyanamadı...

 FETÖ olayı yeniden değerlendirilerek cemaatin arkasında olan güçlerin adları açıkça deşifre edilmelidir. Aslında FETÖ diye bir örgüt yok, öteden beri MOSSAD var, CIA var… Bu örgütler, Fethullah Gülen cemaatini derin devlet izni ile karanlık işlere bulaştırdıklarını biliyoruz. Zamanın devlet yöneticileri de buna onay vermiştir.

Kim bunlar? Onlara neden soru sual yok?

...

Cemaati hem kullandılar, hem de bu bahane ile irtica ile mücadeleyi başlatarak sopayı bizim elimize verdiler. Şimdi yapılan, sopayı bir ona vuruyoruz iki kendimizden gidiyor. Dışı FETÖ, içi Müslüman temizleme operasyonu, CIA oyunu.

...

Şimdi de sırada Süleymancılar var. Olması da normal. Çünkü o örgütler bu sahayı hiçbir zaman boş bırakmamıştır, cemaatse hemen aralarına dalarlar.

Devletin istihbaratı ne iş yapar? 

İleride olacakları önler, bitleri ayıklar, yabancı istihbaratların oyunlarını bertaraf eder. Bu sahada önemli bir boşluğun olduğunu görüyorum, milli istihbarat tezden istenilen kıvanma getirilmeli. Geç kalmadan artık bu oyunlar bozulmalı…

Şimdi durduk yerde “Bedelli Askerlik” sözü veriliyor.

Hem de seçim öncesinde... Yetkililerin bu konuda ne düşündüklerini bilemem, bu kanun ne kadar düzgün de çıksa, evlatlarını Kandil’de, Suriye’nin dağlarında şehit veren ailelere anlatamazsınız, haklı olarak anlamazlar. Onlar şunu düşünürler:

“Demek ki bizim evlatlarımız vatan uğruna canlarını feda ederken parası olan ağaların beylerin, zenginlerin çocuklarına bu vatan için bedel ödetmek yok.”

Vallahi altından kalkamazsınız…

...

Şırnak'ın kaldırımlarını Paris da yapsanız, kültürel bir çalışma başlatılmadan ne bölge halkının istikameti düzelir, ne de işler yolunda gider. 30 yıldan fazladır, atıyoruz, bir otuz yıl daha atar dururuz. Sonuçta hep bizden gider...

...

Demem o ki; üçüncü hava limanları, otobanlar, fabrikalar, yerli harp sanayi çok çok ala, amma saydığımız ve de sayacağımız açıkları bir türlü kapatmıyor, görülmüyor.

Böyle devam ederse, döner aynı noktaya geliriz... (Yazmaya devam edeceğiz...) 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2320/gereksizlikler-gerekli-miydi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ercan Güven
30.06.2018 01:07
Yazdıklarınızız hepsi de doğru ancak bu güne kadar hiç kaale almadılar. Yazdığımız yorumlar da burada yayınlanmıyor.
Mehmet Sezai Aydıngöz
22.07.2018 16:09
Ağzına, yüreğine ve de kalemine sağlık. Nusret Çiçek yazarsa böyle yazar.Bu oyunun,FETO olmadığını,CIA,MOSSAD ve İngiliz olduğunu,Tayyip de biliyor.Hemde herkesden daha iyi biliyor ama,aması var işte.Zavallı kendinden önceki oltaya takılanları bir türlü göremiyor.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar