Yüzyılın seçimi

Türk siyasal sisteminin tarihi kodlarına daha uyumlu olacak tarzda değiştirildiği 24 Haziran seçimlerini başarıyla tamamladık.

Bu seçim, sadece Türkiye’yi değil, gönül ve medeniyet coğrafyamızı, bütün dünyayı etkileyecek tarihî öneme, özelliklere sahiptir.

Her şeyden evvel bundan böyle siyasal, sosyal, kültürel hayatımızın merkezinde ana belirleyici unsur millet iradesi olacaktır. Millî iradeye ipotek koyan, çoğu zaman kuşatarak etkisiz duruma getiren vesayet düzeni yıkılmıştır. Yıkılışı sadece bir seçime bağlamak veya bu seçimin sınırları ile düşünmek doğru olmaz. Yeni Türkiye’ye geçişte son aşama olan 24 Haziran, esasen yüz yıldır verdiğimiz özgürlük ve demokrasi mücadelesinin, son 15 yılda yoğunlaşan istikbal ve istiklâl savaşımızın ve en son 15 Temmuz’da zirveye çıkan iman ve İslâm direnişiyle kesin kazanıma dönen olgusunun gerçekliğe dönüşmesidir.

Bu seçimle en az önümüzdeki yüz yıl için karar verilmiştir. Ülkeler ve milletler bazen böyle tarihî kararlar verir. Bu seçimle bütün dünyaya karşı duruşumuzun, hayata, insanlığa bakışımızın, gelişmeleri görme ve değerlendirme biçimimizin temel esasları, bu esaslar doğrultusunda esas söylemimiz, idealimiz, amaçlarımız, tarzımız, dilimiz ortaya konmuştur. Bu bir yeni çağa, yeni bir döneme, yeni bir düzleme doğru yeni bir yürüyüştür. Millet olarak karanlıklardan aydınlığa, vesayetten özgürlüğe, zilletten izzete bir hicrettir. Bir yenilmez inancın, asla teslim olmayan, olmayacak olan ruhun ilanıdır. Bundan böyle konjonktürel değişkenlerden etkilenecek seçimler olmayacaktır. Türkiye’nin istikameti, güzergâhı, ufku, düzeni, düzlemi değişmiştir. Bu gerçekliklerle var olacak yeni Türkiye’de artık eski alışkanlıklarla, eski dil ve üslupla siyaset yapmanın imkânı kalmamıştır. Herkes, her kurum, her parti, her oluşum, her düşünce, her fraksiyon bu gerçekliklere göre kendini güncelleyecek, realize edecektir. Bu yeni dönemin temel kodları, ilk öncelik olarak Türkiye için açık görüşlü, arzulu, coşkulu, inançlı, dinamik olmaktır. Çevresine hayat ve hareket kazandıracak olan bu dinamizmdir.

Bütün son çırpınışlardan, son çaresizliklerden ibaret olan manipülasyonlara, provokasyonlara rağmen insanımız suhulet ve selâmetle bir seçim gerçekleştirdi. Bütün renkleri, sesleri, sözleri ile herkesin kendini rahatça ifade ettiği yapının hayat bulması, başlı başına devrim niteliğinde bir kazanımdır ve bu anlamda seçimin kaybedeni olmamıştır. Genel anlamda bütün Türkiye kazanmıştır. Özel yanıyla Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin kaybettiğini söyleyecek olanlara karşı çıkmam. Kaldı ki bu kayıpları iyi değerlendirirlerse onlar da kazançlı çıkacaktır. Gel gör ki, yine karikatürlere konu olacak tarzda tek kaybedenin Ak Parti olduğunu söyleyen gülünç beyanlar ile hâlâ ders çıkarmaya yatkın olmayan tuhaf bir psikolojinin esiri oldukları anlaşılmaktadır. Bu mantığa göre keşke CHP kaybetseydi, de başkanlığı alsalardı. İnsan kazanmaktan ve kaybetmekten ne anladıklarını sormaya bile gerek duymuyor. Kendinizi bu ölçüde hafife almayı başaramıyorsunuz, başaramazsınız.

Türkiye’de çok sağlam ve şeffaf bir seçim sistemi olduğu başta AGİT gözlemcilerinin gözlem ve raporları ile anlaşılmıştır. Onlardan hiçbir kıymeti olmayan manasız takıntılarında devam eden bazıları, Türkiye’nin çok demokratik ve sağlam bir seçim sistemine sahip olduğunu, ABD’de Trump’ın seçildiği son başkanlık seçiminde yaşananlardan da biliyorlar. O nedenle akıl vermek, kışkırtmak veya gözden düşürücü bayağı propagandalar yapmaktan bir an önce vazgeçmeleri evvelâ kendileri için iyi olur. Ancak kendilerini aldattıkları bir düzlemde, gerçek bir huzur da başarı da yaşayamazlar.

Bu seçimde ilk anlaşılması gereken bazı önemli hususlar vardır. Bunların başında Ak Parti ile mücessem hale gelen millî irade ve duyarlığın belirleyici unsur olacağıdır. Ak Parti, Türkiye siyasal yapısının ve seçmen iradesinin ana ekseni, merkezi, omurgasıdır. Bundan böyle muhalefet partileri de dâhil, bu eksene göre siyaset yapma mecburiyeti vardır. Mecburiyeti hâsıl eden Türkiye’nin tarihsel, kültürel hususiyetidir. Peşin ve korumacı kazanımlarla var edilen CHP’nin yeni yapıya uyum sağlaması kolay olmayacaktır. Sonuçlardan çıkan bir önemli gerçek ise insanların eski ideolojik ayrımlara yaslanmak yerine, yakınlıklar aramak durumunda  olacaklarıdır. İten, ötekileştiren, dışlayan siyaset yerine kucaklayan, kuşatan, bütünleşen siyaset tarzı benimsenecektir.

Türkiye ortak zemin ve gerçekliğinde bir aradayız. Bu ülke, bu tarih ve kültür hepimizindir. Farklılık içinde birlik olmamakla yıllardır neler kaybettiğimizi daha iyi anlayacağız. Yıllardır geciktirilen kardeşlik ve hoşgörü iklimini sabote eden ideolojik körlükler, inat ve husumetler asla var olma zemini bulamayacaktır. Bundan böyle siyasi partiler, yüzde 50+1’e ulaşmak için uzlaşmak zorunda olacak ve iki odakta yoğunlaşacaklardır. Yoğunlaşma genel anlayış, talep ve eğilimlere uzak duramayacaktır. Değerler, özgürlük, demokrasi, kalkınma ortak varoluş zemininin dayanaklarıdır. O nedenle bu mahallede bundan böyle salyangoz satılamayacaktır.

Şimdi sonuçlara biraz daha ayrıntılı çözümlemelerle bakalım:

Başkanlık ve meclis çoğunluğunu ele geçiren Ak Parti’ye tatlı, yumuşak bir uyarı yapılmıştır. Bürokratik şımarıklığa, istismara, iktidara dayanarak kendi başına buyruk kesilenlere, ehliyet ve liyakati göz ardı eden asalak şarlatanlara, başkalarını küçük görenlere, menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen sahte mücahitlere dikkat edilmelidir. Bunlar metal yorgunları değil, yorgun metal üzerindeki paslar, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle cibiliyetsizlerdir. Vatana, millete, dine, imana en ufak saygısı olmayan bu ahlâksızlar ne yapılıp edip tasfiye edilmelidir. Erdoğan’a verilen oyun, Ak Parti’den 10 puan fazla olmasının sebebi budur. Millet Erdoğan’ın liderliğine güvenmekte ve fakat FETÖ ile bağlantılı olanlardan tutun ahbap çavuş ilişkisine kadar dava şuuru olmayan adamları da sırtında taşımak istememektedir. Sonuçlar yerel seçim öncesi Ak Parti’ye ciddi bir uyarıdır. Ak Parti üzerinden geçinen kimi asalak insanlar, partiye de ülkeye de zarar vermektedir. Bu gerçeklerin şimdiden görülmesi yararlı olur. Değilse tepkinin daha da büyüyeceği söylenebilir.

Parlamento yüksek oranda çoğulcu bir yapıya kavuşmuştur. Hemen her parti, grup veya üyelik düzeyinde temsil edilecektir.

Sonuçlar, partilerin yeni siyasî söylemler geliştirmesini, daha yerinde bir söyleyişle Türkiye’nin yeni gerçekliklerine uygun bir dil ve tutum geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda doğu ve güneydoğu oyları, yıllardır yapılan yıldırma ve çarpıtmalara rağmen izlenen politikaları onaylar niteliktedir. Teröre karşı sınır ötesi operasyonlara, ekonomik gelişme ve yatırımlara, demokratikleşme adımlarına destek verilmiştir. Bu bölgelerde hemen her parti vardır. Çalkantı durulmuş, bir dengeye oturmuştur: Ak Parti’nin oyları artmış, MHP’ye bir eğilim gözlenmiştir. Bu bir tezat değil, birlikte yaşama iradesinin hayata geçirilme arzusudur. Yani insanlar artık aralarına etnik, ideolojik sınırlar, duvarlar konulmasını istemiyor. Bu noktada MHP de HDP de söylemlerini yumuşatmalı, şovenizme kaçan milliyetçilik yerine ‘yerli ve millî’ mefkuresi etrafında kaynaşmalıdırlar.

İyi Parti’nin sahici bir tabanının olduğunu düşünmüyorum. Konjonktürel tepkilerden yararlanan palyatif hesaplarla oluşan bir partidir. Önümüzdeki zamanlarda derin, geniş siyasi akış içinde eriyeceği kanaatindeyim. Ayrıca meclis grubunu dışarıdan yönetmek çok da kolay değildir. Yakın bir gelecekte bu parti içinde de yoğun kaynamalar yaşanabilir.

Saadet’i bir parti olarak düşünmüyorum.

SP, kapalı devre cemaat yapısını aşamamıştır. Bir misyon için kendilerini feda etmediyseler, bilgelik neredeyse sıfırdır. İman gücüyle(!) CHP’ye kazandırdıkları milletvekillerin vebali omuzlarındadır. Milletvekili kazandırdıkları CHP de canhıraş HDP için çalışmıştır. Dolayısıyla SP, HDP’ye çlışmıştır. Bunun izahını asla yapamazlar, yapamayacaklardır. İzahsız hatalarının altında ezilmişlerdir. CHP’ye koltuk değneği olmaktan onlara ödül olarak korkunç bir yalnızlık kalmıştır. Bütün bunlara rağmen ben, SP’nin, CHP’nin dine ve dindarlara katı tutumunu yontan, yumuşatan bir görevi yerine getirdiklerini düşünüyorum. Öyle de olmuştur. CHP ilk kez bu yıl, dine açıktan düşmanlık yapmamıştır. Hatta hatırlayın haddini bilmez kimi Avrupalıların Kur’an’ın bazı ayetlerinin kaldırılması veya değiştirilmesi saçmalığına CHP ciddi tepki vermişti. Bir dönem Kur’an’ı bütünüyle hayatın dışına itmek isteyen CHP’nin bu tepkisi başta Sabatayistler olmak üzere kendilerince proje kurgulayan çevreleri hayal kırıklığına uğratmıştır.

Muharrem İnce ile bu çevrelerin hayal kırıklıkları çoğalacaktır. Son tahlilde İnce bu toprakların çocuğudur. Anadolu evladıdır. Bence Muharrem İnce ile birlikte CHP yeni bir evreye girmiştir. Kimileri onu yaklaşan mahalli seçimlerde büyükşehirlerden birinin belediye başkanı adayı düşünsün. Doğrusu onun da meselâ İzmir Büyükşehir belediye başkanlığına sıcak bakacağını düşünmüyor değilim. Ancak olması gereken bir şekilde CHP’nin genel başkanı koltuğuna oturmasıdır. Bu yönde bir hareket başlamamış değildir. Yakın zamanda bu yönde önemli gelişmeler yaşayacağız. Yeni Türkiye’nin CHP’si de yenilenmek durumunadır. Artık 23 Nisan çocukluğu ile sürdürülen ittihatçılık dönemi bitmiştir. Ayrıcalıklar elden gitmiştir. CHP, söylem düzleminde de kendini yenilemeli, hiç olmazsa aktüel ve rasyonel olmalıdır. Sanırım İnce ile bu çizgiye yaklaşma yönünde başarılı bir deneyim yaşanmıştır. Buna rağmen bu partinin genetiğine işlemiş olan kendini bir şey sanma alışkanlığı, kolay terk edilecek gibi değildir.

Peki HDP? Normal şartlarda HDP barajı aşamayacaktı. CHP’li Türk solunun verdiği destekle barajı aştı, parlamentoya girdi. Konunun anlaşılması için bir ironi yapacağım; Kürt hareketinin Türk inisiyatifi ve desteğiyle varlık kazanması, düşündürücüdür. HDP Türk solunun himayesinde ehlileştirilecektir. Ancak etik ölçüleri aşan, ittifak adabına zaten uymayan bu tutumlar, skandal olarak CHP’nin yakasını bırakmayacaktır.

Ne olursa olsun Türkiye yüz yılın seçimini yapmıştır. Dengeler, denklemler yeniden kurulmuştur. Türkiye kazanmıştır. Medeniyet coğrafyamız ve bütün dünya yeni bir Türkiye kazanmıştır. İyi değerlendirilir, sunduğumuz imkân ve seçenekler heba edilmezse Türkiye bütün dünya için gerçek bir şanstır. Ama en önemlisi mazlumlar, iyiler ve iyi niyetliler, doğrular ve dürüst davrananlar için bir şanstır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2313/yuzyilin-secimi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar