İkiyüz Doksan Beş

Doksan küsurunu atınca, geriye iki yüzlülüğü kalır.

Aslında “demokrasi” denilen ithal mayalama olayı iki yüzlülüğün daniskasıdır.

Sandıkta, sallar, silkeler, kapıştırır, böler salar ortalığa...

...

Hadi bu sayfayı şimdilik açmayalım...

...

Seçim sonuçları henüz netleşmeden ekranlar AK partinin 295 milletvekili çıkardığını gösteriyordu. Eski hesaba göre, bu sayı tek başına iktidar olmaya yetmemiş olsa bile yine de nutuk kısmından kesildiğinde “demokrasinin zaferi” diye nitelendiriliyor... Ne yaparsın, Batılılaşmanın amentüsü gereği kimileri kadere olan borçlarını demokrasiye yüklediler.

Hani milletin, imanın ve inancın zaferi?...

...

Aslında olan şudur.

“Tek adam” döneminden kalma “cumhur reisi” alışkanlığı yakışmıyordu.

Cumhuriyet bir ideoloji, onun reisi olmak ancak diktatörlüktür. 24 Haziran seçimleriyle hata adeta devrim niteliğinde düzeltildi. Fransa’dan tutup getirdikleri reisicumhurluk yerine karizması olan devlet başkanlığı.

Bu millete yakışanı da odur.

...

İşin bu kısmına okkalı zafer diyebiliriz, ancak AK partinin meclis aritmetiğinde sayı kaybetmesiyle kendiliğinden oluşan MHP- AK parti koalisyonu ittifakın ne kadar gerekli olduğunu göstermiş oldu. İttifak olmasaydı neler olurdu. Neler olmazdı...

Bahçeli bu haliyle koltuğunu sağlamlaştırmakla kalmayıp artık kendiliğinden kurulan koalisyonda söz sahibidir. Öyle de olsa, bu aşamada muhalefetin ekmeğine yağ sürecek nevinden herhangi bir davranışa gireceği kanaatinde değilim. Bahçeli, devlet adamı olarak yamukluğu hoş görmeyen birisidir. İttifak ettiği noktada durur.

Ötesini zaman gösterecek.

...

CHP’nin de  oy kaybetmesi yanında Muharrem İnce’nin tek başına %30-31’in üzerinde oy alması Kemal Kılıçdaroğlu’nu ister istemez kuşkulandırdı. CHP % 26, aralarında çok fark var. CHP cenahında çok şeylerin değişeceğine gebe.

Kılıçdaroğlu İnce’nin kazanmasını asla istemiyordu. Baykal’ı kamera şakasıyla yatak safahatında kıskıvrak şutladığı gibi İnce ‘yi de cumhurbaşkanlığı adaylığına tav ederek tasfiyesi planları, şeytan kulağına tutmadı. Çünkü İnce, CHP den fazla oyun sahibi olmuştur.

Haklı olarak, “lider benim sen değilsin” diyebilir.

Pek yakında kokusu çıkar...

...

Gelelim, AK partinin meclis aritmetiğine...

Neden mi öyle oldu? Bana göre gereksizliklerin dayatma nevinden öne çıkarılması en büyük etkendir. Özellikle Başbakan Binalı Yıldırım’ın Anıtkabir’e giderek fatiha okuması gerekli miydi? O zamanda ifade ettik, senden kimseler fatiha beklemediği gibi, havada uçsan bile  o çevreler de sana oy vermez.  Verdi mi? Vermedi...

...

AK partinin tabanı ile uyuşmayan kişilerin aday gösterilmesini de “politika gereği” sayanlar yanıldılar. İşte Gökçek olayı, onun görevden alınmasıyla Ankara yeniden toparlandı.

Hep öyle oluyor... 18 yaş olayı da yanılgı.

Halkın tasvip etmediği kişilerin aday gösterilmesi yanında AK partili bir çok bürokratın “müşavir” kadrolarında kızağa çekilmeleri ister istemez tepki olayları HDP denilen terör destekli partinin işine yaradı. Hendekler az geldi gibisinden deyesim geliyor...

Huzuru iktidar sağladı oylar PKK’ya gitti.

...

Bylock projesi kapsamında iktidarın oyuna geldiğini çokça yazdım çizdim.  Bu proje ile tabanda mağdur edilen büyük bir kitlenin oları da İYİ partide buluştu...

...

Bu konuları ileride daha etraflıca konuşacağız, yazacağız..

...

Kısadan kesecek olursak, AK parti seçmeni Reis’e “Eyvallah!”, amma aday listelerini tanzim eden aklın dayattığı gereksizlerle 18 yaş  uygulamasına “Hayır!” dedi.

Bu bir siyası cevap...

Çevrendekilere bak dedi.

Bürokrattaki kadrolara bak dedi.

FETÖ olayını yeniden değerlendir dedi...

...

Şimdi gözler koalisyonda...

En azından siyasi istikrar devam edecek.... Piyasalar durulacak.

Görelim zaferin şarkıları ülkeye daha neler kazandıracak.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2310/ikiyuz-doksan-bes.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar