Tek adam sistemi

Bugünlerde “Tek Adam” tartışmaları almış başını gidiyor. Tek adamlık meselesini bir isim üzerinden yapmak kadar yanlış bir tartışma olamaz. Zira insanlar fani ve er geç bu dünyadan göçüp gidecekler. Mesele kimin tek adam olacağı değil, devletin tek adam tarafından yönetilip yönetilmemesi meselesidir.  Adil hükümdarı cennet ile müjdeleyen, zalim hükümdara karşı susanı dilsiz şeytan ilan eden bir inancın ve medeniyetin sahibi olmaktan gurur duyuyorum. Tek adam meselesini nasyonalist Hitler, faşist Mussolini ve komünist Stalin gibi algılarsak tabii ki yanlıştır. Lakin asırlarca insanlığa “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü” inancıyla adaletle hükmetmiş, gittiği her yere adaleti taşımış, zalime korku, mazluma umut olan Osmanlı sultanları gibi olursa neresi yanlış? “Sizden olan idarecinize itaat edin” (Nisa,59) hükmünce güçlü bir liderin öncülüğünde üç kıtaya adaletle hükmeden bir millet olmak ne büyük şeref. Zaten emperyalist batılıların korktuğu da bu değil mi? Onlar istiyorlar ki hiziplere(partilere) bölünelim, birbirimizle uğraşalım. Gücümüz kırılsın hatta devletimiz elimizden gitsin. “Allah’a ve Resülüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal,46)  Bu Ayet-i Kerime apaçık ortada iken birbirimizle uğraşmak, birbirimize çekişmeden de öte hakaret etmek kimin yararına belli değil mi?

Sadece bir kişiye olan düşmanlıkları yüzünden tarihiyle övünenlerin tek adam meselesine bakışlarına hayret etmekteyim. Asırlarca tek adam (Sultan, Padişah, Hükümdar) ile yönetilmiş bu aziz milletin tarihinde utanılacak bir sayfa var mı? Tabii ki hatadan münezzeh değiller ama; tarihi altın harflerle yazmışlar. Eğer bizim tarihimizde utanılacak sayfalar bulunsaydı batılılardan önce Allah bizi yerle yeksan ederdi. İşte Firavun’un, Nemrut’un sonu. İşte Hitler’in, Mussolin’in, Stalin’in sonu.

Tek adam olursa kuvvetler ayrılığı ortadan kalkar adalet olmaz deniliyor. Adaleti temin eden hakimler adil olmazlarsa hangi sistemi getirirseniz getirin zaten adaleti temin edemezsiniz. Lakin hakimler hakkı ve hakikati savunan korkusuz kişilikler olurlarsa tek adam da olsa adaleti sarsamazlar. Kuvvetler ayrılığı tek adam veya demokrasi meselesi değildir. Mesele Hakkı, hakikati savunacak hakimler, yöneticiler meselesidir. Padişahın haksızlığı karşısında padişahın elinin kesilmesine hükmedecek kadar korkusuz hakimlerin varlığıdır mesele. Eğer kişiliksiz, liyakatsiz insanlar yetiştiriyorsak bu bizim suçumuzdur. Bunu sistemlerle düzeltemezsiniz. Liyakatli insan yetiştirmek ise öncelikle aileden başlayarak eğitim sistemimizden geçecektir.

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu Allah’a ve Peygamber’e döndürün, eğer Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız. Bu hem hayırlı, hem netice itibari ile daha güzeldir” (Nisa,59) Bir Müslüman olarak bu ayetin hükmünce itaat edeyim. Lakin bu ayetin bir öncesinde Rabbimiz “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten, hakkıyla görendir” (Nisa,58) buyurmaktadır. Eğer ki tek adam emanetleri ehline vermez, liyakati ön planda tutmaz muktedir olabilmek için kendi taraftarlarına öncelik verirse ve adaletle hükmetmez ise o tek adamı Allah’a ve Resülü’ne döndürmek de eğer inanıyorsak bizim işimizdir, görevimizdir.. Yoksa yapılan haksızlıkları sırf namaz kılan birileri başımıza geçti diye görmezden gelirsek sonucuna da katlanmak durumunda kalırız. FETÖ terör örgütüne yıllarca sessiz kalmamızın sebebi ne idi? Toplumun hemen hemen tüm kesimleri olarak bunların listeler halinde askeriyeye ve devletin çeşitli kurumlarına adam yerleştirdiğini bilmiyor muyduk? Bal gibi de biliyorduk. Ama sırf namaz kılanlar artık oralara gelsin, İslam düşmanlarının yerini alsın diye hep beraber göz yumduk. Oysa Allah’ın emrinin dışında bir yol aramak beyhudeydi. Bu yanlışa düşmeseydik eğer soruları çalarak asker, polis, hakim, öğretmen veya memur olanlar, gariban Anadolu çocuklarının hakkını gasp edenler “biz haram yemedik” diye sloganlar atamazlardı. İşte neticesi; 15 Temmuz. Eğer Rabbimizin buyruğunca yaşamayı ön planda tutsa idik, liyakat ehli olanların gelmesini isteseydik böyle olmayacaktı. Şimdi de böyle olmamalı. Listelerle adam alınması yerine liyakat ehlinin seçilmesi ile ilgili bir sistem geliştirilmeli. Benden değilse kötü olma ihtimali yüksek korkusu artık bırakılmalı. Çözüm; liyakatlik ile ilgili prensipler ilan edilmeli. Özellikle hakimler seçilirken. Zira adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Devlet olmazsa hiçbir değerimizi kutsal da olsa koruyamayız. Bugünlerde halka seçim vaatlerinde bulunanlar bu konuda ne yapacaklarını, devletin en önemli problemi liyakati nasıl tesis edeceklerini açıklamalılar. Yoksa biri gider, diğeri gelir. Aynı tas, aynı hamam olur. Bunun canlı şahitleriyiz yıllardır.

Tek adam rejimi demokrasiyi ortadan kaldırır, bireyler özgürce yaşayamazlar tezine gelince. Yasaksız bir dünya mı? Satanistlerin de özgürce yaşamasını istiyor musunuz? Satanizm(şeytana tapmayı emreden öğreti)in de okullarda ders olarak okutulmasını istiyor musunuz? “Yaşam tarzıma karışamazsınız” derse bir satanist ne diyeceksiniz? Soru bu. Özgürlükten kastınız nedir? İnsanca yaşamaksa eğer, öncelikle insanı tartışmalı değil miyiz? Bunun tek adamlıkla ne alakası var. Beni insanlığımdan edecekse, lanet olsun o demokrasiye de tek adamlığa da. Mevlana mesnevisinde “fakirlik neredeyse küfür olayazdı” der. Beni aç bırakıp, maneviyatımdan edecekse; lanet olsun o demokrasiye de, tek adamlığa da. Mesele sistem değil o sistemi uygulayacak olan İNSAN. Eğer tek adam Osman Bey devrinde “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunu tek adam sistemi getirecekse selam olsun o sisteme. Selam olsun cennetle müjdelenen adil hükümdarlara…

Bırakın tek adam tartışmalarını da insan olmayı tartışalım. Yalanın, talanın olmadığı bir dünya kuralım. Ahlaksızlığın, kültür yozlaşmasının yok edildiği, ilmin irfanın baş tacı edildiği bir dünya kuralım. Trafikte birbirine küfreden sabırsız insanların yerini sabırlı ve edebli insanların yer aldığı bir dünya kuralım. Tüm güzellikleri kurallar ve kanunlarla değil sevgiyle yumak yumak ördüğümüz bir dünya kuralım. Köprülerden, yollardan önce insan yetiştirelim. Geç kalındı lakin kıraathaneler kuralım ki cehaletten kurtulmuş “Oku” ilk emrini yerine getiren irfan ehli ile dolan bir dünya kuralım.

İnsanlara en büyük özgürlüğü veren, inansın inanmasın tüm insanların ve karıncanın dahi hakkının korunmasını emreden mükemmel dinimiz İslam’a inanmayanlara sözüm yok. Sözüm meclisten içeri. Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2293/tek-adam-sistemi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar