Herkese lazım olan demokrasi

Eklenme Tarihi: 12.06.2018 08:25:00 - Güncellenme Tarihi: 12.06.2018 08:25:00

Demokrasi deyince hemen hemen herkesin beyninde şekillenen Abraham Lincoln?ın ? halkın halk tarafından, halk için idaresi? dir.

Gerçekte öyle midir?

Demokrasi anlayışı/idraki ülkelere, iktidarlara, yönetilenlere, ülkenin rejimine ve de MAURİCE DUVERGER?in ?seçimle gelen kralları, bu kralların yönetimine ve erk?i teslim ettiği güçlü lidere göre değişir.

Benim de yıllar önceki düşüncem; yaşadığımız ortam ve aldığımız kültürün dayattığı ve yanılttığı ?halkın halk tarafımdan idaresi? idi. Ta ki DUVERGER?in ?Seçimle gelen krallar kitabı ile rahmetli Ord.prof. Ali Fuat Başgil hocanın kitapları ile tanışana kadar, bu sürdü gitti?

Demek bu özlü söz yukarıdaki faktörlere göre doğru değilmiş.

Cumhuriyet ve demokrasi kavramı yöneten/lerin/ dayatması ile özdeşleşir.

Tarihte bunun örneklerini çok gördük. Ve de görmekteyiz?

Bizde demokrasi idraki ?hürriyet? tir. Bu sadece halk arasındaki inanç değildir: rahmetli Osman Turan, Mümtaz Turhan, Erol Güngör gibi hocalar da aynı kanattadırlar.

 Hürriyet telakkisi de yukarıda saydığım faktörlere göre, hudutları; ancak seçilenler tarafından çizilen bir kavram ve uygulama ölçüsüdür. Başgil onların bu tespitine ?Demokrasi ve hürriyet rejimi ilk bakışta aynı bir şeydir görünürse de aynı şeyler değildir? der ve ne olduğunu ?ikisi arasında, tıpkı bir zarf/kılıf/ve mazruf/içindeki/ münasebeti vardır. Suyun kabına nispeti ne ise, hürriyetin de demokrasiye nispeti, aşağı yukarı odur. Yani, demokrasi bir hükümet ve idare/yönetim/usulü olarak sadece bir zarf ve bir muhittir. Bu muhitte hoş bir medeniyet havası esebildiği gibi, ağır bir baskı ve esaret havası da esebilir.? diye de kaygısını dile getiriyor.

Çünkü, seçimle gelen krallara/seçilenlere/ yetki alanları dar geldiğinde bu alanı genişletmek için anayasa ve yasaları değiştirerek muhalefetteki halkın birçok hakkını elinden alıp hürriyet alnını daraltırken, esasında, kendisine oy veren yandaşlarının da haklarını kısıtlamış olur. Ayrıca çoğunluğun azınlığa tahakkümü de söz konusudur. Buna gerekçe olarak çeşitli argümanlar ortaya sürülür. Hatta inkılap/devrim ve reformlar yapılıyor bahanesiyle temel hak ve özgürlükler askıya alınır.

Bizde demokrasi ve özgürlük kavramı; Osmanlı İmparatorluğu?nun son dönemlerinde tüm baskı ve direnmelere karşı ortaya çıkmış, bedeli acı veren taleplerle, isyan ve hareketlerle aydınlar tarafından halka mal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti?nin kuruluşunda adı cumhuriyet olmasına rağmen demokrasi tam anlamıyla işletildi diyemeyiz. Çok partili hayata geçtikten sonra da demokrasi tam anlamıyla uygulanamadı. İki darbe ve birkaç muhtıra (1) ve sayısız askeri darbe teşebbüsleri (2) ile zaman zaman demokrasi askıya alındı. Halkımızda da demokrasi kültürü tam anlamıyla yerleşmediği için bize demokrasi diye sunulan uygulamalar; uygulatanların sınırını çizdiği ve dayattığı bir hastalık olarak karşımızda duruyor.

Anayasa, siyasi partiler ve seçim yasaları ile seçmenin tercih hakkı abluka altındadır. Siyasi partiler; zaman zaman, şikayetçi olsalar da, iktidar olduklarında siyasi partiler ve seçim kanunlarında demokrasiye yaraşır bir yasayı çıkartmazlar. Muhalefet de iktidara geldiğinde aynı yolu izler. Sadece kendilerine uygun gelecek şekilde ?kısmi değişiklikler? ile meşgul olurlar

 Yine Başgil hocaya kulak kabartalım: ?Demokrasilerde ekseriyet de böyle bir gidiş alabilir. Temsil ettiği milli irade?nin kutsiyetine dayanarak en zalim diktatörlere  bile rahmet okutacak şeklide hareket edebilir. Bir hükümdar veya diktatörden gelen istibdat arasında ise asla bir mahiyet farkı yoktur. Kötülük kimden gelirse gelsin kötülüktür.? 

 Ancak Demokrasi ve hürriyet bir nimettir: ihsan edilmez, toplumun konsensüsü ve talebi ile yerleşir. Bu bir kültür meselesidir. Bunu başarabilmek için siyasetin ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcılığından kurtulmak lâzımdır. AYRICA SİYASET BİR UZLAŞMA VE SİVRİLİKLERİ TÖRPÜLEME  SAN?ATIDIR.

Çünkü demokrasi herkese lâyıktır. Ancak tam demokrasilerde haklar; ve hürriyetle  kullanılabilinir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2279/herkese-lazim-olan-demokrasi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

09.12.2019 Biz ve NATO
20.11.2019 Kıbrıs'ın Faturası
03.11.2019 Sınırların Çizilmesi ve Toprak Verilerek Yapılan Jest
08.10.2019 Hatıralar/Anılar
25.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken - 3-
04.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken -2-
19.08.2019 Yeni partiler kurulurken (1)
29.07.2019 Osmanlı Hanedanın Torunu İngiliz Başbakan
20.07.2019 Bir Necdet Sevinç Vardı
08.07.2019 ?Akın Var Akın Yunan Adaları Çok Yakın!?
09.05.2019 Siyasetin Kumaşı
30.04.2019 Soykırım mı Dediniz?...
22.04.2019 Seçimin Kazananları ve Kaybedenleri
17.04.2019 Seçimler bitti ama?.
02.04.2019 Siyasi idamlar, siyasi cellatlık?
10.03.2019 Yerel seçimlerde satış işlemi ve Mersin örneği
26.02.2019 Siyasi hayatımızın hal-i pür mel'alimiz ve seçimler
17.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (2)
11.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (1)
19.12.2018 Şehrin Eminleri ve Belediye Başkanları!
07.12.2018 Aday Tespitlerinde Genel Başkanlar Sıkıntı Yaşıyor
09.11.2018 Kadının siyasetteki yeri kadın valilerimiz
30.10.2018 Bin lira ile kurtarılan vatandan, bugüne, Cumhuriyet?e
27.10.2018 Yerel seçime giderken Ankara ve Manisa
18.10.2018 Mahalli seçimlerde İstanbul faktörü...
02.10.2018 Türk muhafazakarlığının yok oluşu!
05.09.2018 Yerel seçimlere ilk adım: aday tespiti!
17.07.2018 Tarihimizin kılavuzu olan hatıralar ve bir devrin hafızası
04.07.2018 Seçilmişlerin yeminleri
12.06.2018 Herkese lazım olan demokrasi
02.06.2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi (1)
06.04.2018 Tarih Türkeş'i haklı çıkardı...
26.03.2018 Dinde reform
10.03.2018 Afrin Harekatı'na savaş diyebilir miyiz?
12.02.2018 Tereddüdüm kuşkuya mı dönüşüyor?
08.01.2018 KÜRT İSYANLARININ VE BARZANİLERİN HÜSRAN YOLCULUĞU
26.12.2017 KILIÇDAROĞLU ÜLKÜCÜ MÜ?
15.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-2 / GELİŞMELER
06.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-1 / FAİL/SUÇLU
21.11.2017 NATO TUZAĞI
17.11.2017 DARBE İÇİNDE DARBE VE ONDÖRTLER OLAYI
11.11.2017 DARBECİLERİN PSİKOLOJİSİ
03.11.2017 TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞI NEREYE?