Kur’an Değer Katar

Kur’an ile iltisak, onunla hemhal olmak ve anlamaya çalışmak insana değer katar. Hz. Ali: “Kur’an iki kapak arasında yazılı bir hattır. O konuşmaz, ancak insanlar onunla konuşurlar” buyurur. Ramazan’ı vesile kılıp Kur’an ile konuşmak ve onunla düşünmek en büyük şereftir.
Aslında Kur’an, ne ile ve kimimle irtibatlı olursa o şey büyük bir kıymet kazanır. Allah’ın yarattığı meleklerin sayısını bilmeyiz, ancak dört büyük meleği tanırız: Cebrail, Azrail, İsrafil ve Mikail. Bu dört meleğin içinde de Cebrail (a.s.) Kur’an’ı getirdiği için meleklerin en büyüğü sayılmıştır ve “Ruhu’l-Emin” (Şuara, 26/193) ve Ruhu’l-Kudüs (Bakara, 2/87, 253İ Maide, 5/110; Nahl, 16/102) diye isimlendirilmiştir.
Allahu Teâla’nın gönderdiği çok sayıda Peygamber vardır, bunların en üstünleri ve önemlileri kendilerine kitap gönderilenlerdir. Bu Peygamberlerin içinde de Hz. Muhammed (s.a.v.), “Seyyidu’l-Evvelîn ve’l-Ahirîn” diye anılarak peygamberlerin en faziletlisi sayılmıştır, çünkü kendisine Kur’an gelmiştir.
Pek çok topluluğa ve ümmete Allah, kitabını göndermiştir fakat Kur’an Resulullah’ın (s.a.v.) ümmetine gönderilmiştir ve bu yüzden “en hayırlı ümmet” kabul edilmiştir: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” (Ali İmran, 3/110). Kur’an ile şereflenen bu ümmet, kendisine kıymet veren ilham kaynağını asla unutmamalıdır.
Bir yılda on iki ay vardır, fakat bu ayların içinde en hayırlı ay Ramazan’dır. Çünkü Kur’an bu ayda indirilmiştir. “Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği aydır.” (Bakara, 2/185). Bundan dolayı biz Müslümanlar, Ramazan ayını bir şenlik havasında geçirir ve sonunu da bir bayram ile bağlarız. Bütün bunlar Kur’an’ın şereflendirdiği mübarek ay olmasından dolayıdır.
Yılın üç yüz altmış beş günün içinde şüphesiz en hayırlıları Kur’an’ın şereflendirmesinden dolayı Ramazan ayındaki günlerdir, ancak Ramazan günleri içinde de en hayırlı gün ve gece Leyle-i Kadir gecesidir. “Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik.” (Duhan, 44/3) Çünkü bu zaman diliminde Kur’an nazil olmuştur: “Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.” (Kadir, 97/1). Öyle ki Kur’an’dan dolayı bu gece, bin gece değil bin aydan daha hayırlı sayılmıştır: “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 97/3).
Kur’an kimin kalbine girerse o, en hayırlı insan olur. Çünkü Resulullah (s.a.v.) “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir” (Buharî, Fedailu’l-Kur’an, 21) buyuruyor. O halde kalbini, gönlünü ve zihnini Kur’an’ın nuruyla dolduranlar, en hayırlı insanlardır.
Bir defasında Talha b. Musarrif, Sahabeden Abdullah b. Ebi Avfâ’ya (r.a.) “Resulullah (s.a.v.) vasiyet etti mi?” diye sorduğunda, “Hayır” cevabını alınca, “Peki nasıl olur? İnsanlara vasiyeti farz kılmışken neden kendisi vasiyet etmedi?” diye sorar. Abdullah b. Ebi Evfâ şu ilginç cevabı verir: “O, Kur’an’ı vasiyet etmiştir.”
Kur’an’ı okumak, hem Allah’ın mesajını almak, hem de Resulullah’ın (s.a.v.) vasiyetine sahip çıkmak demektir. O halde gecemizi ve gündüzümüzü Kur’an ile nurlandıralım.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2265/kuran-deger-katar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar