Koç’un Etvarı


Efendim, evvela ifade etmek isterim ki, bu yazının mevzuu spor, futbol veya Fenerbahçe değildir.

Bu yazının mevzuu, “iletişim” ve “beden dili” ile alakalıdır.

Malum-u aliniz, dün, Fenerbahçe Kongresi yapıldı. Takip edebildiğim kadarıyla Kongre’de her saat iletişim kazaları, ayıpları, ihmalleri yaşandı.

Kongre delegeleri ve Başkan namzetleri başta olmak üzere herkes, beden dilini konuşturdu.

Taraftar olmak veya muhalif kalmak ifrat derecesinde; sevgi duymak veya nefret etmek tefrit derekesinde idi.

Taraftarlar ve muhalif olanlar; sevgi seline kapılanlar ve muhalefet deryasında yüzenler kendilerine mukayyet olamadılar.

Dilleri konuştu; şedid cümleler sarf ettiler. Konuşamadıklarını beden dilleri ile izhar ettiler, sedid kelimeler ile nutuk attılar.


Yukarıda gördüğünüz fotoğraf, şedid ve sedid beyanatların verildiği esnada iki Kongre delegesi arasında geçen münakaşada çekilmiş.

Delegelerden biri, işaret parmağını diğerine doğru yönlendirmiş, birşeyler söylemektedir. Ne söylediğini bilmiyoruz, lakin bu fotoğraf, bize herşeyi anlatmaktadır.

Yaşanan, tam manasıyla bir iletişim ayıbıdır.

İşaret parmağı, “beden dili”nde her zaman bir “tehdit” ifadesidir. İşaret parmağını kullanarak konuşan kişi, muhatabını tehdit eder. Muhatabına karşı dostça düşünceler beslediğini söylemek mümkün değildir.

İşaret parmağı, kişinin -kendi- burun hizasında ise, tehdit ciddi demektir. Aynı şekilde işaret parmağı kişinin -kendi- gözüne ne kadar yakın ise, tehdit o kadar önemlidir. Kişi, işaret parmağını sallıyorsa tehdit, kısa bir süre sonra şiddete dönüşecek demektir.


Yukarıdaki fotoğrafa bakar mısınız. Sağdaki Kongre delegesi, işaret parmağı ile diğer delegeye birşeyler söylemektedir. Daha doğru bir ifadeyle tehdit etmektedir.

Parmağı, kendi burun hizasındadır ve kendi gözlerine oldukça yakındır. Tehdit, artık şiddete dönüşmüştür.

Delegenin işaret parmağı, adeta bir silahın namlusu gibi diğer delegenin yanağına dayanmıştır. Tehdit eden delegenin işaret parmağının, diğer delegenin yanağında husule getirdiği değişikliği, çöküntüyü görmemek mümkün değildir.

Delegelerin hal-i pür melali böyle iken başkan namzetlerinin etvarı nasıldı? Onların hal ve keyfiyetlerinin de delegelerden geri kalır yanı yoktu.


Aziz YILDIRIM kürsüde: Sesini yükselttikçe yükseltiyor. “Sözünü değil, sesini yükseltiyor”.  Sözünü yükseltebilse …

Beden dili herşeyi anlatıyor. İşaret parmağı havada: Burnunun hizasında, mütemadiyen parmağını sallıyor, tehdit ediyor.


Bu defa Ali KOÇ kürsüde. Fakat aniden konuşmasını yarıda keserek diğer namzet Aziz YILDIRIM’ın yanına gidiyor. Kongre’ye iştirak eden bütün delegelere arkasını dönüyor. Bu kesinlikle bir iletişim hatası.

Bir hatip, hiçbir zaman haziruna, dinleyicilere arkasını dönmemelidir.

Ali KOÇ, haziruna ve aynı zamanda Kongre’yi takip eden herkese arkasını dönerek dakikalarca Aziz YILDIRIM ile münakaşa ediyor.

Beşerî münasebetlerde muhatabı ile bu tarz iletişime geçen kişi konuşmasına değil, münakaşa ettiği kişiye yoğunlaşır. Hitabetin insicamı bozulur, konuşma mekânındaki (salondaki) hakimiyeti kaybeder, dinleyenlerle olan irtibatı kesilir.

Hülasa, giden -kürsüden ayrılan- iletişimde başarıyı kaybeder; duran güçlüdür, daha azametlidir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2261/kocun-etvari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar