Sürprizlere gebe bir seçim

Bu seçim çok şeye gebe. Sadece yeni bir meclis, yeni bir cumhurbaşkanı seçmekle kalmayacağız. Sonuçlarına göre siyasette kartların yeniden karılacağını, yeni siyasi aktörlerin ortaya çıkacağını düşünüyorum.

AK parti şimdiye kadar alternatifim yok diyerek seçimlere gidiyor, her defasında başarı ile çıkıyordu. Bu defa öyle değil, muhalefet daha derli toplu, iktidarın hamlelerine anında karşılık verebiliyor. Öyle ki sayın Cumhurbaşkanı kaç gündür İnce'nin iddialarına cevap vermeye çalışıyor. Gündemin belirleyicisi artık sadece Cumhurbaşkanı değil, muhalefet de gündem belirliyor.

Ayrıca sahnede Akşener'in liderliğinde yeni bir parti de var. İktidarın muhafazakar seçmen üzerinde kurduğu hegomanya Akşener'in sahne alması ile birlikte sona erdi. Seçimin bu kadar erkene alınmasında hepimiz biliyoruz ki Akşener faktörünün büyük etkisi var. İYİ Parti’nin bu seçimde alacağı sonuç, AK partiye muhalif olup, bugüne kadar muhalefetini ete kemiğe büründürme cesaretini göstermeyenler için de bir işaret fişeği olacak. Tek yanlı ve ezici propaganda karşısında cesaretini kaybedenler Akşener'e bakıp "demek ki oluyormuş" diyecekler.

Anketlere söyletilen yalanlara rağmen bu seçim sonuçları en belirsiz seçim. İktidar sözcüleri her ne kadar yüzde 55 ile alacağız deseler de bu kadar emin oldukları bir seçimde medyayı muhalefete niçin kapadıklarını izah edemiyorlar. Madem AK Parti açık ara önde bu seçim adaletsizliğine, haksız rekabete ne gerek var? Bırakın herkes medyanın kantarına çıksın, eşit şekilde mesajını kitlelere ulaştırsın. Bir yerde yasakçılık varsa orada korku da var demektir. Üstelik bu AK Parti’nin oyunu artırmıyor, kitlelerin tepkisini artırarak muhalefeti büyütüyor.

AK Parti açısından seçimin sıkıntılı olması biraz da kendi hatalarından kaynaklanıyor. Partiye emek vermiş, katkı sunmuş birçok isim refüze edilerek partiden uzaklaştırıldı. Davutoğlu'nun başbakanlıktan niçin uzaklaştırıldığını izah edebilen biri var mı? Önce üç beş tane satılık kalemin önüne atıldı, sonra da başbakanlıktan alındı. Bununla da yetinilmeyerek Davutoğlu'na selam verenler bile  tasfiye edildi. Oysa Davutoğlu başbakanlığı bıraktığında anketler AK Parti’nin oyunu yüzde 53'de gösteriyordu. Bugün AK Parti sağa sola itilenlerin eksikliğini şiddetle hissediyor. Başbakan Binali Yıldırım’ın yaptığı mitinglerde toplanan (daha doğrusu toplanamayan) kalabalıklara bakarsanız ne dediğimi anlarsınız.

Bugün gündemden düşmüş gibi görünse de Zarrab davası ve yolsuzluklar karşısında alınan anlamsız tutum büyük seçmen kitlelerinde tereddütlere neden olmuştur. Neydi o, Zarrap için ABD'ye gönderilen heyetler? Bunu vatandaşın anlamadığını, normal bir şey gibi gördüğünü mü sanıyorsunuz? Vatandaş görüyor bugüne kadar alternatif yok diyordu, artık alternatif yok demiyor; İYİ Parti ve Saadet Partisi var diyor.

Muhalefet partilerinin yayınladığı seçim beyannamelerine bakın hepsinin ortak tarafı bir; yolsuzlukla mücadele, iki; adaleti tesis, yargıyı bağımsız hale getirme. Bu yolsuzluk ve adaletsizlik vurgusu niye, düşünen var mı? Dolarla beslenen gazetecilerle her yanlışın üstü örtülemez. Üstelik toplumda da en çok bu konular pirim yapıyor. Demek ki bazıları görmek istemese de ortada bir yargı ve yolsuzluk sorunu var. Tek bir AK Parti belediyesine, tek bir ihaleye son yıllara dava açılamadı, acaba niçin? Çok temiz olduklarından, her şey yasalara uygun olduğundan mı yoksa kimse üzerine gitmeye cesaret edemediği için mi? 

AK Parti ilk defa rakipleri kadar kendi yanlışları ile boğuşuyor. Muhalefet sesini duyuramasa da bu kısıtlamalar toplumdaki tereddütleri büyütmeye yarıyor. Öyle bir noktaya gelindi ki, topluma biz İslamcıyız demekten başka söylenecek söz kalmadı. Projeler üzerinden yürütülen siyasi rekabetin yerini daha Müslüman görünme yarışı aldı. Bu şartlarda seçim alınsa da arkasını getirmek çok zor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2259/surprizlere-gebe-bir-secim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar