Bir Yazı ve Gerçekler

Salı günü Vahdet’te yayınlanan yazım bazı çevreler tarafından bağlamından çıkarılarak takdim edildi. Bir yazıyı ön yargılarla okursanız başka, objektif okursanız başka anlamlar çıkarırsınız. Yazının AK Parti kongresi ile de sonrası ile de en küçük bir alakası yok. Çünkü yazı kongreden önce yazılmış bir yazıydı.

Vefa’nın karşılıklı olması gerektiği ile ilgili yazım MYK’ya seçilmememle irtibatlandırılamaz. Hiç bir zaman kendimle ilgili yazı yazmadığım gibi kongre yapılmadan yazılan bir yazıya böyle bir anlam yüklemek de yanlıştır. Vefa elbette karşılıklıdır, tek taraflı vefa olmaz. Buna hayatın her anında tanık olmak mümkün.

En çok da tek taraflı vefaya siyasetçiler tanık olur. işini gücünü hallettiğiniz yüzlerce insan işi bittikten sonra her şeyi unutur, gider. Nice uçurum kenarında aldığınız insanı ihtiyaç olunca yanınızda göremezsiniz. Bunu özel olarak AK partinin iç işleyişiyle ilişkilendirmek tam bir çarpıtmadır.

Gücün tek elde toplanması ise elbette yanlıştır. Hiç bir yönetim sistemi gücün bir noktada temerküzüne müsaade etmez. Bunun Sn Cumhurbaşkanı ile de Başkanlık sistemi ile de bir ilgisi olamaz. Olamaz çünkü bir çok TV programında, yazımda başkanlık sistemini savundum.

Başkanlık sistemi tek adam düzeni değil, otoritenin parçalanması yerine bütünleştirilmesi amacını taşır. İcranın hızlanmasına vesile olur. İkili otoritenin önüne geçer. Başkan bir kral değil, icranın başı, tanzim edicisidir. Ancak bu ülkede Ortadoğu ülkelerine kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiş düzenleri buraya taşımak isteyenlerin olduğu da muhakkak.

Ortadoğu’nun hastalıkları, çatışma eksenleri elbette buraya taşınmak isteniyor. Hatay’da, Ankara’da şurada burada patlatılan bombalar bunun için değil miydi. AK Parti Ortadoğu’yu buraya taşıyan değil, bu hastalıklar bu coğrafyaya sirayet etmesin diye olağanüstü gayret sarf eden bir partidir.

Güneydoğu’da verilen mücadele bunun için değil mi? Diğer tarafından ben merkezli veya kişiye odaklı siyasete yönelik eleştiri özel olarak bir kişiye yönelik değildir. Genel bir prensibin, ilkenin ifadesidir. Siyasetin millet menfaati yerine kişiye, zümreye özgüllenmesi siyaset kurumuna olan güveni sarsar.

Esas olan millettir, kamunun menfaatleridir. Bir harekete liderlik etmek asla kişi odaklı siyaset olarak mütalaa edilemez. Lidersiz hareket olur mu? Kaldı ki Sn Cumhurbaşkanı son altmış yılın hesabını gören, siyaseti vesayetten kurtaran kişidir.

Liderliği şahsa dönük değil, millete dönüktür. Zaman zaman sert tepkiler pahasına alınan riskler bunun ifadesidir. Bir yazıdan yazarın amacı dışında anlamlar çıkarmak doğru değildir. Bu yazı bir milletvekili tarafından yazılmasa hiç kimse tarafından farklı anlamlar çıkarılmazdı.

Yazar siyasetçi olunca herkes kendince bir anlam yüklüyor. Bazı yazarların ülke meselelerini öteleyerek siyaseti kişiye endeksli hale getirmeye çalıştıkları gerçektir. Bu da toplumda siyasetçiye olan güveni sarsmakta, siyasetin toplum için yapıldığına dair kanaatleri yıkmaktadır. Yazarken, çizerken buna dikkat etmek şarttır. Yüzlerce şehit verilirken  siyasetçisi, gazetecisi, yazarı ile dikkatleri toplumun hassasiyetlerine yöneltmek gerekir.

Siyasetçinin gündemi ile vatandaşın gündemi aynı olmalıdır. Aksi takdirde vatandaşın yüreği başka yerde, siyasetin yüreği başka yerde atar. Bu, aydınlar için de geçerlidir. Yazının anlatmak istediği budur. Bundan da  kimseye AK Parti içinde bir çekişme ve çatışma malzemesi çıkmaz. Kimse boşuna heveslenmesin.

GAZETE VAHDET

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/225/bir-yazi-ve-gercekler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar