Bir intihar girişimi olarak aday listeleri

Adaletin en olmadığı alan, siyasi alandır. Bunu kesin aday listelerinin oluşturulmasında bir defa daha gördük. Bütün partiler adaylarını tepeden tayin ettiler. Parti içi demokrasi dediğimiz şey bir defa daha işletilmedi. Parti yönetimlerine ulaşabilen ve en önemli meziyetinin kayıtsız şartsız sadakat olduğunu ispat edenler listelerin başına oturtuldu.

Bu ülkede demokrasinin bir adım ileri gitmemesinin temel nedenlerinden biri budur. Milletvekillerinin profilleri her seçimde biraz daha düşüyor. İllerde yıllarca emek verip, tepeden tayin edilen adayların önüne geçemeyen kadroların şevki kırılıp bir bir siyasetten kopuyor. Dikkat edin bu seçimde özellikle iktidar cephesinde hiçbir heyecan yok. Çünkü hiçbir özelliklerini bilmedikleri, tanımadıkları adaylarla seçime gidiyorlar.

Tabi kimse ayranım ekşi demez, demiyor da; herkes bir takım parlak kavramların arkasına sığınarak yaptığı şeyin aslında ne kadar doğru olduğunu savunuyor. Yeteneksiz, yetersiz, tembel birçok insanın aday listesine alınması dava ve ilke gibi kavramlarla izah ediliyor. Herkes dava diyor ama hırsların yarıştığı bu alanda ne gibi kutsal bir dava olacağını kimse sorgulamıyor. İhtirasların yarıştığı bir yerde dava olmaz. Kimsenin kendi çıkarlarını, ihtiraslarını dava diye takdim etmesine artık bu millet inanmıyor.

Bu iktidar için de muhalefet için de geçerli bir durum. Çöplüğe yakın olanlar bir şekilde siyasetin imkanlarından nemalanıyor.

Ekonomik krizin derinleştiği şartlarda bir seçime gidiyoruz. Geçen her dakika iktidarın aleyhine, muhalefetin lehine işliyor. Vatandaş seçim şartlarında bile durdurulamayan dövizin yükselişinin seçimden sonra nasıl olacağını tahmin edebiliyor. AK parti ilk defa ekonomi üzerindeki kontrolü kaybetti. Bunun birçok sebebi var, en başta uzmanlığa değer vermemek ve hukuk güvenliğinin ortadan kalkması geliyor. Gerilim politikası hem toplumu kamplaştırdı hem de yabancı sermayeyi kaçırdı. İlla başkanlık sistemi olsun ısrarı ülkenin bütün dengelerini alt üst etti. Eleştiri kültürünün yerini biat kültürünün alması bu kibir politikasını besleyerek iktidarı farklı düşüncelere kapalı hale getirdi. AK partinin azıcık farklı düşünen kadroları tek tek harcandı. Davutoğlu gibi açık fikirli, namuslu bir siyasetçi, Zarrab'ın ortaklarının yüce divana gitmesini istedi diye bir gecede ipi çekildi.  Selçuk Özdağ gibi yorulmayan, tabanıyla bütünleşen, meclisin belki de en çalışkan siyasetçisinin kimi uyarıcı ama hepsi de doğru çıkan beyanları yüzünden belli ki kenara alındı. Aylar önce dünyanın önde gelen iktisat bilimcilerinden Daron Acemoğlu'nun Hürriyet gazetesinde yaptığı ikazlar hiç dikkate alınmadı. Acemoğlu, ekonomi duvara çarpmak üzere, hala krizden kurtulma ihtimali var diyerek yol gösterici önerilerde bulunmuştu. Bugün denilenlerin hepsi oldu. Türkiye, tepetaklak ekonomik ve siyasi bir krize doğru gidiyor. Toplumda krizi yaratanlar krizi çözemezler diye yaygın bir kanı var. Anketler AK partinin inişe geçtiğini, MHP'nin hiç bir katkı sağlamadığını gösteriyor. 24 Haziran çok çekişmeli olacak. İşin bu noktaya varmasının nedeni yanlış aday tercihleri, parti içi demokrasinin olmaması, meclisin devre dışı bırakılarak her şeyin dar bir çevrede görüşülüp karara bağlanması, OHAL ısrarı ve yargı bağımsızlığının zedelenmesidir. AK parti bu türbülanstan çıkabilir mi, belki, ama çok zor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2237/bir-intihar-girisimi-olarak-aday-listeleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar