Sultan-ı Kevneyn Müdâfii: Nureddin Mahmud Zengi

Nureddin Mahmud Zengi, 1118 yılında Musul’da doğmuştur. Babası, Oğuzlar’ın Avşar boyundan olup Anadolu Selçuklu devri Musul Atabeyi 1.İmadeddin Zengi’dir.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşâh’ın kumandanlarından biri olan İmadeddin Zengi, küçük yaştan itibaren oğlu Nureddin’in yakın himaye altında iyi bir eğitim almasını temin etmiş, O’nu devlet hayatındaki zorluklara karşı hazırlamıştır.

İmadeddin Zengi’nin şehadeti üzerine Atabeylik, Nureddin Zengi ve kardeşleri tarafından idare edilmiştir.

Anadolu Selçuklu Sultanı 1.Rükneddin Mesud’un kızıyla evlenen Nureddin Zengi, Musul Atabeyi olarak babasının yerine geçmiş, pare pare olmuş -bugünkü- Anadolu, Suriye ve Irak coğrafyasında siyasî birliği sağlamak için çalışmıştır.

Devlet idaresindeki adaletli siyaseti sebebiyle “El-Emir’ul-Adil” yani Adil Hükümdar olarak nam salmış, 1.Haçlı Seferleri’nde kaybedilen toprakları tekrar elde etmiş, 2.Haçlı Seferleri’nde Haçlılar’ı durdurmayı başarmıştır.

Asadeddin Şirkuh ve Selahaddin Eyyubî gibi iki büyük komutan ve devlet adamını yetiştirmiştir.

Nureddin Zengi’nin hayatındaki en ilginç hadise, bir rüya ile başlamıştır. Nesilden nesile nakledilen rivayete göre serencam şöyle gelişir: 

Nureddin Zengi, bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi (sav) görür. Sultân-ı Kevneyn Efendimiz (dünyanın ve ukbanın Sultanı Efendimiz), iki kişinin kendisine musallat olduğunu ihsas eder.

Nureddin Zengi uyanır, ancak ziyadesiyle müteessir olur. Abdest alıp, yeniden yatar, yine aynı rüyayı görür. Rüya, üçüncü defa tekrarlanınca kalkar, askeri bir birlik ile beraber Musul’dan Medine’ye hareket eder. Medine’ye varınca ilk iş olarak Ravza’yı ziyaret eder.

Rüyada Efendimiz’in ihsas ettiği o iki kişiyi bulmak için bir ziyafet tertib eder ve bütün Medine halkını ziyafete çağırır. Ayrıca, davete icabet eden her Medineliye, para yardımında bulunacağını vaad eder. Para yardımını bizzat kendisi, her Medineliye teker teker teslim ederek yapar. Yardım dağıtımı tamamlanınca davete icabet etmeyen olup olmadığını sual eder.

Medineliler, sadece iki dervişin ziyafete iştirak etmediğini, zaten onların haberi olsa da böyle bir ziyafete katılmayacaklarını, bütün namazlarını Mescid-i Nebevî’de kıldıklarını ve hayatlarını ibadetle geçirdiklerini bildirirler.

Fakat Nureddin Zengi, ziyafet davetine icabet etmeyen bu iki dervişin de ziyafete katılmalarında ısrar eder.

Dervişler, davet mahalline gelir. Nureddin Zengi dikkatli biçimde yüzlerine bakınca, bu iki dervişin, Peygamber Efendimiz’in rüyada ihsas ettiği malum iki kişi olduğunu farkeder. Dervişleri sorguya çekince hadisenin hakikati ortaya çıkar.

Zengi, dervişlerin evine gider, aramalar yapar. Evdeki bir odada yer sergisi olarak kullanılan bir hasırı kaldırınca aşağı doğru inen bir tünel olduğunu görür.

Derviş kılıklı ve Müslüman olmayan bu iki şahsın gerçek amacının, kendi evlerinden Peygamberimiz’in kabrine doğru tünel açarak Efendimiz’in mübarek na’şını kaçırmak olduğu anlaşılır.

Hadisenin ortaya çıkması üzerine Nureddin Zengi, Efendimiz’in Kabr-i Saadeti’nin dört tarafını kazdırır, kazılan hendeklere kurşun döktürür. Böylece Kabr-i Şerif muhafaza altına alınmış olur.

Bugün, Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) olarak ziyaret edilen mekânda Nureddin Zengi tarafından muhafaza altına alınan Efendimiz’in Kabr-i Şerif’i bulunmaktadır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2228/sultan-i-kevneyn-mudfii-nureddin-mahmud-zengi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar