Dürüst ve cesur

Siyasi partilerimiz ilk kez yasal çerçevede, seçimlere ittifaklar halinde giriyorlar. Dolayısıyla, ülke meselelerinde söyleyecek sözü olan partilerimizin baraj altında kalma tehlikesi de, bahanesi de ortadan kalkmış oldu. Özellikle ittifak içinde yer alan partilerin adayları, ilk kez kendi partilerinin, hatta ittifak içinde yer alan diğer ittifak partilerinin ve adaylarının önüne geçmiş olacaklar. Bir başka ifadeyle, diyebilirim ki çok partili sisteme geçeli beri ilk kez, adaylar partilerini taşıma imkânına sahip olmuş olacaklar.

Daha açık bir deyişle, bu seçimde partiler adayları değil, adaylar partilerini taşıyacaklar..

Bu bakımdan, siyasi parti başkanlarının ve yöneticilerinin seçmenlerin önüne koyacakları aday listelerini belirlerken, eski seçimlere nazaran daha dikkatli, daha titiz, daha ince eleyip sık dokuyucu bir anlayış içinde olmaları gerekir.

Siyasi parti yöneticilerimizin aday belirleme aşamasında mutlaka akılda tutmaları gereken bir konu ise. Bu iletişim çağında herkesin herkesi çok iyi bildiğini unutmamalarının gerekli oluşudur.

Anadolu insanının o enfes ifadesiyle:

Kuzguna yavrusu Anka da görünse, herkes bilir ki kuzgundan Anka olmaz, kuzgundan sadece kuzgun olur.

Bu nedenle, yöneticilerimiz adaylarını seçmenlerine tanıtım toplantılarında gülünç duruma düşmek istemiyorlarsa:

Ya iyi kişileri aday olarak seçmenin karşısına çıkarsınlar ya da hiçbir abartıya, boyamaya, cilalamaya başvurmadan, adayları seçmenlere olduğu gibi tanıtsınlar. Yani kuzgun yavrusunu Anka gibi takdim etmeye kalkışmasınlar. Listenin seçilecek sırasına koydukları adaylarını, uzun ve yorucu incelemelerden sonra belirledikleri masalını ise hiç kimseye anlatmasınlar. Sağdan sola, hangi siyasi partimizde olursa olsun, adayları belirleme ölçülerinin yaklaşık aynı olduğunu seçmenlerimizin büyük çoğunluğunun bildiğini ise hiç akıldan çıkarmasınlar.

Siyasetle biraz yakından ilgilenen seçmenler gayet iyi bilirler ki, adaylar işin ehli/ liyakatli oluşlarına göre değil, siyasi parti yöneticilerimizin ehli/ yakını oluşlarına göre belirlenir ve bu yakınlık derecelerine göre listelerde sıralanır.

Bir zamanlar aday adayı olduğum bir siyasi partinin namert tek seçicisinin aday adaylarıyla yaptığı tanışma toplantısında söylediği ilk söz şu idi:

“Biz itaat edecek adam arıyoruz.”

Bunun anlamı çok açıktı:

“Biz her şeyi biliriz, bu nedenle bizim bilen adama değil, itaat edecek adama ihtiyacımız var.”

Oysa görev verilirken Kur’an’ın koyduğu ölçü çok açıktır:

“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi

Ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.

Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor!

Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

Hal böyle olunca, sormamız gerekmez mi?

“A namert, dini, imanı, İslam’ı, hakkı hukuku dilinden hiç düşürmezken, işin ehli olana değil de, itaat edecek olana görev verme ölçüsünü nereden çıkardın?”

Evet, ne o zaman ne de daha sonra Kur’an’ın bu muhteşem ölçüsü hiç dikkate alınmadı ve hiç kimse Kur’an’ın bu ölçüsünü hiç dikkate almayanlara hiçbir zaman sorulması gereken soruyu sormadı.

Bu soru sağdan sola hiçbir siyasimize ve yöneticimize sorulmadığı için, siyasilerimiz ve yöneticilerimiz yaptıkları görevlendirmelerin mükemmelliğine inanarak siyaset yapmaya ve yöneticiliklerini sürdürmeye devam ettiler.

Evet, şimdi bir büyük seçimin arifesine daha geldik…

Bu kez öncekilerden daha farklı bir oy verme işi gerçekleşecek…

Herkes kendi ittifakını belirledikten sonra…

Ki bu ittifak belirleme seçmenlerin büyük çoğunluğu tarafından zaten yapılmış durumdadır…

Evet, bu kez seçmen kendi ittifakında yer alan partilerden daha çok, kendi ittifakında yer alan adayları ön plana alıp oyunu ona göre verecek. Siyasi parti yöneticilerimizin bu hususu göz önüne alarak listeleri ve listedeki sıralamaları çok titiz hazırlamaları gerekir. Aksi halde ittifak oyları beklenildiği gibi olsa da, ittifak içindeki oylar beklenildiği gibi dağılmayabilir.

Siyasi parti yöneticilerimizin, kirlenmenin had safhaya çıktığı bu dönemde listelere koyacakları adaylarda, işin ehli olmanın yanında, arayacakları iki özellik dürüstlük ve cesaret olmalıdır.

Ve cesaretin ön plana çıkacağı bir zaman diliminden geçeceğimiz ise asla unutulmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki:

Cesaret Allah cc vergisidir, sonradan kazanılmaz.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2226/durust-ve-cesur.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar