İslam dininde; “yalan ve küfür” caiz mi?!..

İslam dininde; “yalan ve küfür”  caiz mi?!..


İslam dini ve uygulamaları vb.  bazı konularda tenakuza düşmemek mümkün değil… Cami’de Cuma  hutbesini dinlerken başka bir aleme girmek istiyorsunuz, ama dışarıya çıkınca tamamen farklı/zıt bir ortamın içine düşüyorsunuz… Çok iyi tanıdığım, etrafına kötülük saçan kişiyi camide, hem de  en önde görünce; ya “hocanın dediğini dinlemiyor” diyorum, ya  “yaptıklarının yanlış olduğunu/İslam dinine uymadığını  bilmiyor”  diyorum, ya da “kötülük/küfür  hayatının bir parçası olmuş, umutsuz vaka” diyorum. Ve o kişinin topluma ne kadar zararlı olduğunu düşünüyor, uzak duruyorum. Böyle problemli insanlar için diyorlar ki, “öbür dünyada çeker”, “yanına kalmaz”, tamam da, acı çeken insanlar da yaşarken o cezayı görmek istiyorlar! Haklı değiller mi?
Bu konuya neden girdim... Bazı kişiler var; dini bütün geçiniyorlar, karılarını ve kızlarını kapatıyorlar, her lafına Allah (C.C.)  diye başlıyorlar vb. ama, bir şey anlatırken ağızlarından küfür/yalan/hakaret/argo” eksik olmuyor. Dinlerken biz utanıyoruz!
Yüzde 99’u Müslüman dediğimiz ülkemizde küfür o kadar yaygın ki! Özellikle kutsal saydığımız “analara”, kadın cinsel organına” , “avratlara”, “ters ilişkiye ait” olan küfürler birinci sırada…Bazı babaların, çocuklarına küçük yaşta küfür öğretmekten/ettirmekten zevk aldıkları da bilinmekte…Folklorumuzun -yayımlanmayan- küfür edebiyatı bölümü de çok zengin…Halkımız, küfürleri; şakalaşmanın/samimiyetin bir ifadesi olarak ta kullanıyor, tabii nasıl oluyorsa?
Sorular: 
Bu, nasıl Müslümanlık!..
Bu, günah değil mi? 
Namaz kılmakla/oruç tutmakla , bu söylemler af ediliyor mu? 
İslam’’n yanlış gördüklerini, hayata  uygulamak doğru mu? 
Ve böyle yaşayan/görünen  insanlara yakışıyor mu?
Örnekler:
Yalan söylemek…
 İslam dinine göre;  yalan söylemek “büyük günahtır.” Bazı ayetlerin mealini verelim; 
“Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allahü  teâlânın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.”  (Nahl 105)
“Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalpleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Hadis-i Şerif’lerde buyuruldu ki: ‘Yalan, nifak kapılarından biridir.’” (İbni Adiy)
“Mümin, her hataya düşebilir, ama hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.”  (Bezzar) 
Kıssadan Hisse;
 “Büyük İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo’ya bir mektup yazar; 
“Zapt ettiğim topraklardaki insanları, tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?” diye görüşlerini sıralar; 
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim? 
2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım? 
3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim? 
Aristo cevap verir : 
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar, 
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar, 
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar. 
Çözüm olarak şu nasihati verir:
“İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın. ”
En çok yalan söyleyenlerde, siyasetçiler… Sürekli muhalefeti susturmak için doğruyu bile eğri gösteriyorlar... Sonra köşe yazarları, kendine yakın siyasetçileri desteklemek için yazmadıkları yalan/iftira/suçlama yok! Acaba evde; “Allah’ım, ben siyaseten böyle söylüyorum/yazıyorum, bu benim işim, aslında kalbim böyle söylemiyor, beni siyasi söylemlerimle/yazdıklarımla cezalandırma vb.” dua ediyorlar mı?
Küfretmek…
“Kötü sözlü olmak” müminlik sıfatıyla bağdaşmaz. İslam dini, kişilerle; hoş muamele ve diyaloglar içerisinde bulunmayı emreder.
 Karşıdaki insanı rencide/rahatsız eden her türlü fiil, küfretmek /sövmek; günahtır ve haramdır. “Kim bir zımmiye eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım." (el-Hindî, Kenzu’l-Ummal, IV / 618; el-Camiu’s-Sağîr, I / 1210-Hz.Peygamber)
"Ey îmân edenler! Bir topluluk, (başka) bir toplulukla alay etmesin; olur ki (onlar), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Birtakım kadınlar da (başka) kadınlarla (alay etmesinler)! Belki (onlar da) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendinizi (birbirinizi) de ayıplamayın ve birbirinizi (kötü) lâkablar ile çağırmayın! Îmandan sonra fâsıklık ismi (günahla anılmak), ne kötüdür! Artık kim (bu kötü amelinden vazgeçerek) tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir!" (Hucurat, 11)
İbn Abbas, Hucurât suresinin 11. ayetini izah ederken "Bir kısmınız bir kısmınıza dil uzatmasın. Muhakkak Allah, çirkin söz kaçıranı, kasden çirkin söz söylemeye yelteneni sevmez" demiştir. (Edebü'l-Müfred, I, 344)
Sözlerin en güzeli, insanları; hakk'a, doğruya, olgunluğa, insanca yaşamaya sevk eden Allah'ın kelâmıdır..."Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer, ikişerli bir kitap halinde indirdi..." (ez-Zümrüt, 39/23). 
Cenab-ı Hak insanlara güzel konuşmayı emretmiş, öfkesini yenenleri övmüştür;
"...insanlara güzellikle söyleyin..." (Bakara, 83)
"İşte size verilen herhangi bir şey, ancak dünya hayatının menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar." (Şura, 36-37)
"Onlar ki, bollukta ve darlıkta (mallarını Allah yolunda) sarf ederler, (kızdıkları zaman) öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah ise, iyilik yapanları sever." (Al-i İmran, 134)
 “Ey Mâlik! Halkı affettiğin için pişmanlık duymamalısın. Reâyâya yaptığın işkence ve zulümden dolayı sevinmemelisin. Yumuşak davranmak ve merhametli olmak varken insanlara öfkelenmek doğru bir davranış olamaz. Bir de sakın “Ben güçlüyüm, emrederim, halk bana itaat eder” deyip halkın üstüne gitmemelisin. Çünkü bu tarz düşünce ve fikirler kalbi bozar, inanç zafiyetine yol açar ve dinin bozulmasına sebep olur.(Hz.Ali)
Müslüman, elinden ve dilinden zarar görülmeyen insandır; başkalarına dil uzatmak Müslüman’a yakışmaz.
Ama bu geldiğimiz ortamı nasıl izah edeceğiz?
Boşanmalar, kavgalar, tacizler, tecavüzler, kadına/çocuğa şiddet vb. neden bu kadar arttı?
Nerede yanlış yapılıyor?
Camide insanlar başlarını sallayıp, söylenenleri/okunanları onaylıyorlar da, dışarıya çıkınca ne oluyor?
Dinledikleri, hayatlarına/yaşantılarına neden geç(e)miyor?
İnsanlar, iş yerlerinde neden mutsuzlar?
Kurumlarda ötekileştirmeler neden  hız  kazandı? İç barış bozuldu?
Acaba bunların sebebi;
Etikliğin/liyakatın ortadan kaybolması/kaldırılması olabilir mi?
Ve;
Suçu -kolaya kaçıp- sadece iletişim araçlarının  yaygınlığına bağlamak doğru mu?
Hepimiz sorumluyuz…
DİPNOT…
“Özerklik bazı bakımlardan uygulamada bazı arızalar göstermiştir ve belki de bunun aleyhinde bulunanlar vardır. Fakat özerkliğin ilk tatbik devrinde yarattığı aksaklıklar ne olursa olsun, özerkliği kısmak değil genişletmek ve icap eden değişmeleri üniversite profesörlerinin elinde bırakmak gerektir.” (İzmir Milletvekili Halide Edip Adıvar)
“Fatih’i üstün ve farklı kılan, kendini sadece Türk hakanı ve Müslümanların sultanı olarak değil, aynı zamanda ‘Kayser-i Rum’, yani Roma İmparatoru, dolayısıyla Roma’nın varisi olarak görmesi, daha da önemlisi Avrupa’da olup bitenleri yakından takip etmesidir.” (B.Ayvazoğlu/Dar Kapı)

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2207/islam-dininde-yalan-ve-kufur-caiz-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar