Ben de adayım desteğinizi bekliyorum

Dünyanın bütün ülkelerinin başkentleri, yönetimle ilgili seçimlerde hummalı bir sürece girer. Şu an Ankara’da bu süreci fazlasıyla yoğun yaşıyor. Her yer seçim panayırı gibi. Aday adaylığı için müracaat edenler, tanıdık ve dost desteği arayanlar, temayül yoklamasından dönenler, mülakata hazırlananlarla her tarafta siyasi bir heyecan ve canlılık yaşanıyor. Her yerde siyaset konuşuluyor.

ankara escort bayan ankara escort escort ankara

Hele daha işin başında vekil olmuş gibi havaya girenler var ki, onlar da işe ayrı bir keyif katıyorlar. Adamların giyimleri, konuşmaları, edaları, oturup kalkmaları, yürüyüşleri değişiyor. Demek ki onların hayallerinde yaşattıkları milletvekili imajı, bize göstermeye başladıkları gibi bir şey. Bu edalar, imajlar, değer adına, fikir, siyaset, temsiliyet adına ne ifade eder, bu gösterimciliğin beslendiği ruhsal zafiyet nedir, bunlar ayrı konu.

İçlerinden bir kısmı da arkadaşlarımız olan bu kitleye ben çok üzülürüm. Önce kendilerini çok çabuk ele vermişlerdir. Meğer adamcağızlar için gerçek değer, şekilde, mevkii ve makamda imiş. Veya gerçek mevki, makam anlayışları nesnel, dünyalık karşılıklardan ibaretmiş. Demek ki kendilerini şimdiye kadar bir trenin üçüncü mevkiinde yolculuk yapıyor gibi hissetmişler. Üstte olmak, üstün görülmek, içlerinde tatmin edilmesi gereken bir duygu olarak kalmış. Neyse, geçici olarak bile olsa içlerindeki o boşluğu doldururlar. Peki, sonunda ne olur? Adam yerine konulup aday gösterilemeyince elbette hüsran yaşarlar. Damdan düşmüş, ihanet edilmiş gibi hissederler kendilerini. Bu hissedişleriyle kalsalar iyi, çoğu daha şimdiden yaptıkları harcamaların, o harcamalar için ettikleri borçların altında kalır, ezilirler. Daha dün vekil olmuş gibi, dahası Türkiye’yi yönetecek en önemli siyasi deha hatta yüz Türk büyüğü gibi görüp çalımlı yürüyen bu zat-ı muhteremler, gerisin geri geldikleri yere dönerler. Yumruk yemiş gibidirler. Gizli bir utanç, mahcubiyet taşıyor gibi olurlar. Arkadaşları arasında gizliden gizliye alay konusu yapıldıklarını vehmederler. Bu tiplerden kimilerinin geçmiş dönemde benzer sebeple intihar ettiği bile görülmüştür.

Bize sorarsanız bütün bunların hepsi yersizdir, yanlıştır. Yanlışın yanlışıdır. Şartları tutan her vatandaşımızın aday adayı ve aday olma hakkı vardır. Seçmek kadar, seçilmek de demokrasinin güzelliğidir. Onlar bu memleketin seçeneğini çoğaltmışlardır. Yanlış olan, kişilik bozukluğuna bağlamak istemediğim zafiyetlerin, ilişkileri gölgelemesidir. Zafiyetlerin esiri olarak ümit ve hayallerle gerçeklerin yerini değiştirmektir. Biz buna saçmalık diyoruz. Saçmalık!

Neyse sözü uzatmayayım. Ben de adayım. Aday adayı değil, adayım. Niçin aday adayı değilim? Bu vasıf da ayrı bir garabet. Bir şeye aday olup olmamanıza bile başkası karar verecekse yapacağınız iş sizin inancınıza, isteğinize, kudretinize bağlı değil demektir. Ne tuhaf bir durum. Oysa ben inandığımı, düşündüğümü, doğru bildiğimi yapmak, yaşamak isterim. Kimse de beni inancımdan, idealimden ayıramaz, ayıramamalı. Ben bilmeye adayım. Aşka, iyilik yapmaya, savaşmaya, direnişe, okumaya, yazmaya, infak etmeye, dostluğa adayım. Bunun için bir yerlerden izin mi almam gerekir?

Birileri bana izin vermeyince bütün bu erdem ve eylemlere aday olamayacak mıyım? O durumda demek ki benim varlığım, etkim, etkinliğim başkasının iradesine, isteğine bağlı. Öyleyse ben henüz birey değilim. Kendi başıma var olamıyorum. Hür irademle niyetlenemiyor, karar alamıyorum. Daha büyümemişim veya çocuk muamelesi görüyorum. O nedenle ben adayım. Kimse de adaylığımı engelleyemez. Kimseden icazet alacak değilim. Bunun için kimseye de caka satmadım, satmıyorum. Çalım satarak yürümedim. Çünkü anlamaya, yaklaşmaya aday olduğum hakikatin bu gibi sahteliklerle işi olmaz. Hakikatin, iyiliğin gösterişle ilgisi olmaz.

Adaylığıma desteğinizi bekliyorum. Daha fazla iyilik için, hayırlarda yarışmak için yardımlaşalım. Bir kelimenin bile doğru anlaşılması için bana yardımcı olursanız, bu minval üzere ben size yardımcı olursam seçimi kazanmış olacağım. Seçimimiz bellidir. Seçimi kazanmak için çok çalışmamız gerektiği ortadadır. İşimizin kolay olmaması bizim seçimimizin bir günle, bir sandıkla sınırlı olmamasıdır. Bir ömür süren seçim çalışmamızda, hak ve hakikat için, elbette Türkiye için, Türkiye’yi bir uçtan bir uca saracak aydınlık şafakların zihnimizde, kalbimizde, ruhumuzda sökmesi için çalışmaya devam. Biz seçimimizi daha yaparken kazandık diye düşünüyorum.

Bizim adaylığımıza kısık gözle bakanlar olabilir. Şaka yollu felsefe yaptığımız sanılabilir. Aday ve talip olduğumuz uğraşlar önemsiz de görülebilir. Bu durumda yapacak bir şey yok. Demek ki henüz büyük adaylıklara talip olamamışız. Ne büyük sorumluluklara talip oldukları, her şeyden önce yürüyüşlerinden belli değil mi?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2200/ben-de-adayim-desteginizi-bekliyorum.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar