Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!

Eklenme Tarihi: 10.05.2018 07:45:05 - Güncellenme Tarihi: 17.01.2020 18:59:21

Halkın Vizyonu ve Koltuk Kapmaca! 

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 23 yıl sonra çok partili hayata geçti. İlk dönemde ortaya konulan muasır medeniyete ulaşmak ülküsü dünden bugüne toplumu sarıp sarmaladı. Lakin büyük ölçüde çok partili döneme bakıldığında aşağı yukarı dört dönem dışında muasır medeniyete ulaşmak için gösterilen çabalar kürsülerdeki söylemlerin ötesine geçmedi.  Bu dönemlerde iktidar sahipleri halkın vizyonu, feraseti ve irfanıyla buluşmakta zorlandı. Başarısız koalisyonlar çatışmayı, çatışma kaosu, kaos ise altın değerinde zamanın, yılların kaybolmasına neden oldu.

Altmışlarda planlı kalkınma dönemi başladı, lakin 5?er yıllık kısa dönemli planlar yapılsa da bir türlü beklenen muasır medeniyet hedefine ulaşılamadı, halkın hissiyatına ve beklentilerine yönetenler tam olarak cevap veremedi.

Pencere farkı!

Evet, millet fazlasını istiyor, fakat seçtikleri yöneticiler buna cevap veremiyordu. Çünkü iktidara gelmeleriyle gitmeleri bir oluyordu. Oysa ki; yüksek ve kadim bir medeniyetin varisi olan insanımız bu kısır döngüden bunalmış geleceğe yönelik yüksek hedefler bekliyordu.

Siyaset ve siyasetin aktörleri genel olarak Milletin bu beklentisini ve talebini bir türlü anlamadı, anlayamadı, anlayanlar olsa da tam olarak karşılığını veremedi.

Buna karşın bu yapı kendine özgü halkı hor gören, gittiği yerde, köyde veya kentte halkın taleplerini cebinden çıkardığı kibrit kutusuna (yada küçük bir kağıda) yazan ve fakat köy çıkışında otomobilin camından dışarıya atan, halkın oyunu alıp, kendine özel oyun kuran, ahkam kesen, halkla aynı pencereden baktığı algısını veren fakat farklı manzaralara bakan bir siyaset eliti ve  siyaset aristokrasisi oluşturmuştu. Tabi ki samimiyetle hizmet vermek amacıyla yola çıkılıyordu ve bu amaçla gayret gösteriliyordu. Ancak sistemin kurgusu ve oluşturulan algoritma başka bir değerin ortaya çıkmasını engelliyordu. Sistem kendi penceresindeki manzarayı değiştirmiyor, hep aynı pencereden bakanlar ise farklı seçenekleri göremiyorlardı. Görenler ve görmek isteyenler ise kapısı dışarıdan müdahalelere hep aralık olan bu yapıda caydırılıyor, vazgeçmezse cezalandırılıyordu!

Koltuk kapmaca!

Koalisyon Türkçe bir kavram olmamasına rağmen anlamı çok iyi bilinen ve halk nezdinde olumsuzluğu ifade eden bir oluşumu ifade ediyordu.  Öyle ya koalisyonlar ?koltuk kapmaca? misali oyuna dönmüştü, sorumluluk üstlenen hükümetler yoktu, bunun yerine kısa süreli sorumsuz hükümetler kuruluyordu. Her şey ya siyah ya beyazdı, iki renk arası geçişler yok sayılıyordu. Uzlaşıyla başlasa da koalisyonlarda çatışma kaçınılmazdı.

Bu süreci halk uzun yıllar tecrübe etmişti. Başarısız koalisyonlar sosyal ve ekonomik anlamda hep kaos dayatmış, dahası kaoslar darbeleri davet etmiş, demokrasi ise kesintilere uğramıştı.

Bundan ders alması gerekenler; gereken dersi almadılar, olanları görmediler, yapılanları duymadılar, yetmedi kürsülere çıkıp konuştular, kitapçık fırlattılar,  çatışma ortamına yol açacak şekilde toplumu ateşin içine sürüklemeye, kaosları tırmandırmaya devam ettiler ve özellikle geleceğin ümidi gençleri birbiriyle çatıştırıldılar, en önemli değer olan zaman ve insan kaynağının enerjisini boşa tükettiler.

Meydanın beklentisi ve medyanın talebi!

Meydanlar hep doluydu! çünkü halk ümit bekliyor, yüksek hedef gösterecek ve istikrarı sağlayacak anlayışa yol açmak istiyordu, zaman zaman bunu da yakalıyordu lakin uzun sürmüyordu. Böyle olunca ise; döngü hep kısırdı ve dönüp dolaşıp süreç kırık plak gibi hep aynı noktaya geliyordu. Meydanlara çıkıp konuşmaya başlayanlar, koltuk kapmaca odaklı çalışıp koltuklara yapışıp koltuklara kuruldular ve medyanın yani toplumun taleplerini görmezden gelip hatta topluma ne verebildiklerini bile düşünmeden kısa süreli de olsa iktidar olmak için uzun yıllar koşuştular. Kim bilir belki de bu dilimlerde hep bir sonraki darbenin şartlarını ve nasıl konumlanmalıyız konusunu düşündüler. Endişeliydiler, risk almadılar, farklı konuşmadılar, benzer söylemler uçuştu, statüko dili hakimdi, yaşasın statüko deyip günler kurtarıldı, kalkınma beklentileri dondurucuda kaldı. Milletin beklentilerini karşılayacak yüksek vizyonlu hükümetlerse hep beklenendi?

Net fotoğrafı bulanık(flu) görmek!

Fotoğraf netti! Çok partili hayata geçildikten sonraki 26 hükümetin iktidar olma süresi ortalama 1.3 yıldı ve her 1,3 yılda bir koltuklar altlardan kayıyordu. Buna aldırmadan oturdular kalktılar, kalktılar oturdular. Kendileri değilse de halk bu işe şaştı, şaştı da yapacak çok şey de yoktu, kabullendi uzun dönemler? Çok partili dönem sonrası 5 yıldan daha fazla iktidarda kalınan sadece 4 dönem vardı.

Öyle ya Cumhuriyetin kuruluşundan çok partili hayata geçilen süreç 23 yıl sürmüştü. 1946 yılından itibaren ise 50 hükümet kurulmuştu. Söze konu 4 dönemin ortama iktidarlık süresi ise 8,5 yıldı. 10 yıl iktidarda kalan Adnan Menderes?i, 6 yıl ile Süleyman Demirel ve yine 6 yıl ile Turgut Özal takip etti. En uzun süreli iktidar dönemi ise istikrarın en uzun süreyle korunduğu Recep Tayyip Erdoğan dönemi oldu. Bu istikrar süreci toplumun istikrara sahip çıkmasıyla yüksek destek alarak devam ediyor...

Söz konusu uzun süreli 4 iktidar döneminin ortak özelliği tek parti iktidarı olunmasıydı ve onun getirdiği istikrar büyüme ve kalkınma verilerini kayda değer ölçüde yükseltiyordu.

Halk yüksek refah ve iddialı bir devlet istiyor!

Tüm dönemler boyunca hiç değişmeyecek şekilde halk günlük ihtiyaçlarının karşılanmasından öte ülkesinin daha yükseğe yani muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmasını, yüksek hedefler konulmasını istiyordu.

Oysaki halk ne istediğini bilse de, bazı kesimler halkın hissiyatını okuyamıyor, bilerek veya bilmeden görmezden geliyor, toplumun nabız atışlarını duyamıyordu.

Ve 2023, 2053 ve 2071 telaffuz edilmeye başlandığında (kaos ve kısa vadeli hedefler dışında) ilk defa halk, yüksek seviyede hedefler duydu ve mesajı yakaladı! Kendi günlük geçim kaygıları ve sorunları yerine yüksek hedefleri duymaktan, ona sarılmaktan mutluydu. Mevcut hükümetin bir halk hareketi olarak halkın nabzını yakalaması ve bununla birlikte insan odaklı sosyo-ekonomik ve güvenlik politika uygulamaları, ayrıca dış politikadaki başarılı uygulamalar AK Parti?yi Cumhuriyet tarihinin tartışmasız istikrarın korunduğu ve tek başına en uzun hükümet olma rekoruna ulaştırdı. Esasen ?istikrarın sağlanması, korunması ve yüksek hedeflerde halkla buluşmak? başarıdaki en önemli faktördü.

Buna karşın ne yazık ki; iktidarın yüksek hedeflerini halk yakalamışken, bazı muhalifler ülkenin geleceğine yönelik sorumluluklarını fark edememiş, hele hele vizyon geliştirmek gibi bir kaygıya ise hiç düşmemişlerdi.

Sonuç itibariyle uzun yıllar boyunca başarısız koalisyonlarda yer alarak ve darbelere boyun eğerek  iktidarını sürdürenlere inat, halk bugün geleceği okuyan ve muasır medeniyete ulaşmayı gaye edinen bir anlayışla oluşturduğu yüksek vizyonuna hep olduğu gibi sahip çıkıyor ve böyle devam ettiği sürece aziz Milletimiz, gönül coğrafyamız ve insanlık hep kazanacak?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2197/halkin-vizyonu-ve-koltuk-kapmaca

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
29.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
30.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1