'Atam tutam ben seni'

Şahsiyet kavramı, Batı dillerinde personality (kişilik) ve character (karakter) olarak karşılanmaktadır. Personality kelimesi, Latince "persona" kökünden geldiği bilinir. Bu da eski Yunan ve Roma tiyatrolarında yüze takılan maske anlamındadır. Bundan hareketle bazılarına göre şahsiyet, başkalarına gösterilen ya da gösterilmek istenilen yüzdür. O halde kişi, başkalarına nasıl göründüğüne bakmalı. Resulullah (s.a.v.), “mümin, müminin aynasıdır” buyurması, bu açıdan ne kadar anlamlı. Mevlana, “Hz. Peygamber: “Mü’min, müminin aynasıdır” buyurur; öyleyse ne diye aynadan yüz çeviriyorsun?” diye sorar.

Elbette şahsiyetli insandan yüz çevirmek zordur; zira şahsiyetli insanlar birer paratoner gibi etrafındakileri kendilerine çekerler. Milletin içinde sivrilen, anılan ve unutulmayan insanlar, mutlak surette kişilik ve karakter sahibi kimselerdir.

Bunun zıddı olan şahsiyetsizliktir; insanlara yapılacak en ağır hakaret ve töhmet budur. Sağlam bir duruş, kararlı bir davranış sahibi olanlar şahsiyetli; mütereddit, ipleri başkalarının elinde olan kimseler ise karaktersiz olarak anılırlar.

Fransız Filozof Alain, “Şahsiyet, hayatı meziyet haline getirir” der.  Doğrudur; hayatta dimdik durabilmiş, dümdüz yürüyebilmiş nadir insanlar, bizlere de hayat düsturunu sunanlardır.

Son günlerde on beş milletvekilinin başka bir partiye transferi Türkiye gündemine oturmuş görünüyor. Bunun üzerinden pek çok siyasi spekülasyon yapılıyor.

Elbette zaman zaman bazı milletvekilleri, seçildikleri partinin uygulamalarını veya yanlış icraatlarını beğenmez, tabandan gelen tepkilere bigâne kalmaz ve partisinden ayrılıp kendisine dünya görüşü açısından en yakın başka bir partiye geçebilir. Bu çoğu zaman olmazsa da bazen saygı duyulacak bir harekettir.

Ancak liderlerinin emriyle bir yaprak gibi oradan oraya savrulan milletvekillerinin durumu çok farklıdır; bunların birer kişilik sahibi olduğunu söylemek zordur. Hele hele gözyaşlarına hâkim olamadan sadece liderleri istemiş diye buna zorlanan ve hiçbir tepki gösteremeyenlerin ne kadar silik bir şahsiyete sahip olduğunu ifade etmeye bile gerek yoktur.

Üstelik lider olacak kişinin “bu arkadaşlar bir görevi yerine getirmek üzere gittiler, istedikleri zaman dönebilecekler” açıklaması, bu milletvekillerinin karakterini tamamen silmeye yönelik bir hamledir. Rüzgârın önünde savrulan ve liderden başka tutunacak dalları bulunmayanların halleri ne acınası bir vaziyettir!

Demek ki parti lideri onları hop atıp hop tutabilmektedir. Kendilerinin ise, birazcık dahi olsa bu konuda bir irade sahibi değillerdir. Bugün bu şekilde bir partinin sürümü için bozuk para kimi savrulan ve atılan milletvekillerinin, yarın kimlerin önüne ve hangi gaye ile atılacaklarının teminatını kimse veremez.

Bu durum bizlere sevilen bir Van türküsünü hatırlattı:

Atem tutem men seni

Şekere katem men seni

Akşama baben gelende

Önüne atem men seni

Parti başkanlarının istediklerini istediği kimselerin önüne atılan milletvekilleri, şayet biraz şahsiyet sahibi iseler, hemen istifa etmelidirler; yoksa bu milletin ve dahası onlara oy veren seçmenlerin gözüne bakacak bir yüzleri kalmaz.

Beraber olduğu kişiler nasıl istiyorsa öyle davranan kimselere, “sosyal bukalemun” denir. Aslında biz onlara münafık deriz.

Artık bu milletvekilleri bir karar versinler, kucaktan kucağa atılmak mı iyi yoksa münafıklık kimliğiyle yüzsüzce gezmek mi?

Hâsılı “kırk gün tavuk yaşamaktansa bir gün horoz olarak ölmek” de bir meziyettir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2176/atam-tutam-ben-seni.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar