Batılı kafa hür iradeye düşmandır

Şimdi sizlere Falih Rıfkı Atay’ın meşhur Çankaya adlı eserinden (s. 449), buradaki fikir garabetlerine dikkat kesilmenizi istirham ederek bir alıntı sunacağım:

“Biz Mustafa Kemal’in kesip atmasını ve yeni düzeni, sağlam teminat elde edinceye kadar, sıkı bir disiplin altında korumasını istiyorduk. Bu bakımdan Hâkimiyet-i Milliyetçilerden tamamıyla ayrılıyorduk. Bize göre Türkiye, her şeyin başında, medeniyet meselesini halletmeli idi. Bir milletin tarihinde medeniyet meselesinin oy toplayarak halledildiği görülmemiştir. Bize göre 1923’te Hâkimiyet-i Milliye silahı, muhafazakârların, yani halledilecek bir medeniyet meselesi olduğuna inanmayanların yani irticaın, yani Tanzimat’tan beri medeniyet düşmanlığını elden bırakmayanların silahı idi. Bize göre milli irade hür değildir. Milli irade, batıl fikirler ve batıl inançlarla paslanmış ve büyük ölçüde ortaçağ müesseseleri kadrosunun köleliği altında idi. Her şeyden önce bu irade, müspet ilme dayanan ilk eğitim terbiyesi ile kara inançlardan temizlenerek saf kılınmalı idi ve hürriyetine kavuşturulmalı idi.

Bizler usul olarak tekâmülden ötesini görememiştik. Ortaçağ müesseselerinin hükmü altındaki bir toplulukta, ileri fikirlerin ihtilali alttan gelmez, üstten gelir. Büyük Rus ihtilalcisi Deli Petro’dur. İlk Osmanlı ihtilalcileri padişahlardır, vezirlerdir. Böyle topluluklardan alttan yalnız “karşı-ihtilaller”, yani irtica gelir. Medeniyet düşmanlığının bir millî irade zevahiri almakla haklı olabileceğini düşünmek, bir budalalıktır.

1923’te gerçekleştirecek ve Tanzimat’tan beri devam eden savaşı nihayetlendirecek tek otorite Mustafa Kemal idi. Bir millî kahramandı, bir halk kahramanı idi.”

Falih Rıfkı Atay, Millî iradeye yani halkın görüşüne başvurmanın budalaca bir iş olduğunu, onların oyuna başvurulduğu takdirde Mustafa Kemal’in görüşlerinin kabul görmeyeceğini söylediği halde, Mustafa Kemal’i bir halk kahramanı ilan edebilmektedir. Halkın kahramanı halkın gönlünde taht kurmuş kişidir, halk onu asla mahcup etmez. Peki, bu yaman çelişkinin sebebi nedir?

Yazıda gayet açık ifade ediliyor aslında. Bu tipler, kendileri düşünmeyenleri hep gerici, karanlıkta kalmış ve medeniyet düşmanı görürler. Günümüz Batı insanlarının da hürriyet dediklerinde Batılının hürriyeti, refah dediklerinde Batılıların refahını, insan hakları dediklerinde Batılı insanın haklarını kast ettiklerini unutmayınız. Zira içimizde de olsa, dışımızda da olsa Batılı kafa hep aynıdır.

Falih Rıfkı’nın söz arasında İslam’ı ve öğretilerini Ortaçağ’a has karanlık bir anlayış olduğunu ifade ettiğini fark ediyorsunuzdur. Bu tip Batı hayranı aşağılık kompleksine sahip yamuk kafalar, arası İslam ile arası hiç de iyi olmayan Bernard Lewis kadar bile haysiyetli olmayı bir türlü başaramamışlardır. Lewis, Ortadoğu adlı eserinde (s.224) şunları itiraf etmekten kendini alamaz: “Gerileme yalnızca İslam dininin gerektirdiği davranışlara ya da Şeriat’a bağlanamaz; çünkü bu değerlerin varlığı daha önce ticaretin gelişmesine engel olmamış; yokluğu da İtalya ve Bizans’ı kurtaramamıştır.

“Sosyal Meseleler ve Aydınlar” adlı kitabında (s. 241), Batıyı taklit eden ve bir türlü bizleri anlayamayan Türk aydınının durumunu anlatırken, merhum Erol Güngör şunları söyler: “Bu vaziyet şapka giyen Afrika yerlisini veya ilk defa dolma kalem gördüğü zaman sadece kapağını satın alarak ceketinin üst cebine takan Japon’un haline benzemekle beraber, çok defa komiklik hududunu aşarak ciddi bir problem teşkil eder.” Gerçekten de bu Batı kafalı ve asla bizden olamayan yarım aydınlar, daima bu milletin değerleri karşısında ıslah kabul etmez bir anlayışı temsil etmişlerdir.

Seçimi konuştuğumuz bu günlerde seçim sonuçları çarpık zihniyetin istediği gibi çıkmazsa, ne yaygaralar koparacağını az çok tahmin ediyoruz. Zira Batılı kafa millet iradesine her zaman itiraz etmiş ve her daim düşmanlık yapmıştır.

Bir de meselenin öbür tarafı vardır. İt sineği gibi yağlı bulduğuna yapışan ve kovsanız dahi ayrılmayan tipler. İktidar nimetinden istifade için istifa edenler. Bunlar bir ideal, bir gaye veya bir davanın peşinde değillerdir. Bu tiplerin bir tek hedefi vardır: İkbal.

Bu tipler vardır her devrin adamıdırlar. “Çankaya” kitabının yazarı gibi sofra artığı gazeteci bugün yaşasaydı, “Külliye” diye bir eser kaleme alırdı. Günümüzde de böylelerini çokça görüyor ve seyrediyoruz.

Yine de her şeye rağmen seçim sonuçlarının hayır olacağına inanıyoruz ve duamız memleketimizin selameti içindir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2170/batili-kafa-hur-iradeye-dusmandir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar