Muhalefetin transfer hamlesi

CHP'den İYİ partiye 15 milletvekili transferinin sarsıntıları sürüyor. Olaya kazananlar- kaybedenler açısından baktığınızda ortaya farklı bir sonuç, demokrasi açısından baktığınızda farklı bir sonuç çıkar. Muhalefet bu hamle ile AK parti MHP ittifakına cevap vermiş, önemli bir psikolojik zemin elde etmiştir.

Sn Cumhurbaşkanı aylardır seçimin zamanında yapılacağını söylüyordu. Toplumda da bu yönde bir kanaat oluşmuştu. MHP liderinin yerel seçimlerde muhtemel bir oy kaybını düşünerek yaptığı erken seçim hamlesi CB Erdoğan'ı da bu yönde karar almaya itti.

Doğru olan seçimin zamanında yapılması, demokrasinin gereği olarak hiçbir partiye engel konulmamasıydı. Bahçeli'nin Akşener takıntısı şimdi AK partinin önüne önemli bir fatura koymuştur. Akşener, her yerde mağdur edildiğini, seçime sokulmamak için erken seçim kararı alındığını söyleyecek, taraftar da bulacaktır. Ayrıca bu acelecilik ve panik havası toplumda uç veren şüphe ve tereddütleri büyütecektir.

Cumhurbaşkanı iyi bir satranç ustası, eminim muhalefetin bu hamlesine karşı da bir girişimde bulunacaktır. Ancak bu seçimin geçen seçimlerle kıyaslanmayan dezavantajları olduğu da unutulmamalıdır.

AK partinin sürekli oylarını yükselterek iktidarda kalmasının nedeni ekonomik istikrar ve vatandaşın yarına güvenle bakışıydı. Son aylarda yapılan anketlerde artık ekonomik istikrarın varlığını teyit eden sonuçlar çıkmıyor. Birçok ankette, halkın birinci sorunu ekonomi ve işsizlik. Büyük firmaların ödeme sıkıntısı yüzünden borç yapılandırması yoluna gitmesi, İnanlar gibi yarım asırlık bazı inşaat firmalarının iflas etmesi, var olan endişeleri daha da büyütüyor. Döviz fiyatlarındaki yükselişin vatandaşa yansıması ile birlikte bu endişelerin daha da büyüyeceğini söylemek mümkündür.

AK partinin dezavantajlarından biri de, kurucu kadronun tek tek aşağılanıp, itibarsızlaştırılarak dışlanmasıdır. Bugün Davutoğlu yok, Abdullah Gül yok, Arınç yok, Babacan yok. Bunların yerine ikame edilen isimlerin hiçbiri ile AK parti tabanında beklenen karşılığı görecek potansiyele sahip değil. Siyasette herkesin herkese ihtiyacı olur. Gazete köşelerinde yer tutmuş tetikçi yazarlar bu kişilere saldırırken AK partiden tek bir sahiplenici ses çıkmadı. Aksine destekleyici mahiyette yayınlar yapıldı.  Bugün o isimlerin hepsine ayrı ayrı ihtiyaç duyuluyor ama öyle refüze edildiler ki bir araya gelmek neredeyse imkansız hale geldi.

Belki en önemlisi kullanılan siyaset dilinin eskimesidir. İnsanlar aynı kişileri dinlemekten, aynı mimikleri seyretmekten, aynı cümleleri duymaktan usandılar. AK parti tabanında bile belli belirsiz bir yılgınlık var. AK partinin iktidara geldiği 2002 yılı ile bugün arasında derin farklar var, toplumun öncelikleri, siyaset anlayışı büyük oranda değişti. AK parti siyaseti buna ayak uydurdu mu emin değilim.2002'de merkez sağ çökmüştü. Bahçeli hiçbir zaman rakip olmadı. Şimdi bir Akşener ve Temel Karamollaoğlu faktörü var. Karamollaoğlu'nun beyanları, çıkışları AK parti tabanında bile büyük karşılık buluyor. Akşener'in baraj problemi kalmadı.28 Şubat'taki duruşu hala kitlelerin hafızasında yerini koruyor.

Belki bir başka faktörde hukuk güvenliğinin ortadan kalkmasıdır. Yapılan anketlerde yargıya güven yerlerde sürünüyor. Oysa devlet demek adalet demektir. Devleti alelade örgütlerden ayıran budur. Afrin harekatına ve PKK'ya yönelik başarılı operasyonlara rağmen oy oranında herhangi bir değişmenin olmaması büyük bir kitlenin AK partiye karşı nasıl kilitlendiğini gösteriyor. Bu kilit ancak demokrasi, kuvvetler ayrılığı ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ile çözülür. Aksi takdirde Cumhur İttifakını zor günler bekliyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2162/muhalefetin-transfer-hamlesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar