Sistem değişirken

“iki kapılı bir handayım
Gidiyorum gündüz gece” diye inliyordu Âşık Veysel hayatın kaçınılmaz gerçeğini dile getirirken.
Evet, hayat iki kapılı bir handı ve gün be gün kapının birinden uzaklaşırken diğerine yaklaşıyorduk.
Bu kaçınılmazdı…
Bunun için bunu değiştiremezdik…
Şah da olsak geda da olsak iki kapılı bir handa gündüz gece giderek ömrümüzü tüketmek zorundaydık.
Bu böyleydi…
Fakat sistem?
Sistem değiştirilmez miydi?
Sistem dokunulmaz mıydı?
Sisteme mecbur muyduk?
Sistem bu dokunulmazlığını nereden alıyordu?
Bunu bilen yoktu…
Bilinen tek şey sistemin dokunulmaz oluşuydu…
Ülke sevdası taşıyan her siyasi sisteme dokunmak gerektiğini değişik ifadelerle dile getiriyorlardı…
Gerçekten de rivayetler muhtelif olsa da maksut aynıydı…
Kimi siyasi “bu gömlek bu bünyeye dar geliyor” derken…
Kimi siyasi “devleti küçültmekten” bahsediyordu.
Aslında “bu gömlek bu bünyeye dar geliyor” diyen siyasetçinin de…
“Devleti küçültmekten” bahseden siyasetçinin de asıl şikâyeti sistemdendi…
Ne idiği belirsiz olan bu sistemden…
Fakat sistemin başına geçtiklerinde ya da sistemin başında gibi göründüklerinde şikâyet ettikleri sistemi değil değiştirmek, kılına bile dokunamıyorlardı…
Bu dokunulmazlığın sırrı neydi gerçekten de?
Sistem bu kutsallığı acaba nereden alıyordu?
Bu iki başlı ucube sistemi kim ya da kimler koruyordu?
Sorunun cevabı basitti aslında…
Bu ucube sistemden kim ya da kimler istifade ediyorsa, sistemi koruyanlar, kollayanlar, kılına bile dokundurtmayanlar onlardı…
Yakından bakıldığında görüleceği gibi, bu sistem bir yönüyle iki başlı bir sistem gibi görünse de…
Aslında bu sistem “Dokuz Kocalı Hürmüz” gibiydi…
Bunun içindir ki, sistemin başında, sistemi yönetiyor gibi olanlar, kimi zaman sistemde en az yetkiye sahip olabiliyorlardı…
Bu acayip durumu amiyane bir ifadeyle dile getirecek olursak:
Davul yönetenlerin boynunda fakat çalanlar başkası oluyordu…
Bu durum Cumhuriyetin başında böyle değildi elbet…
Aslında bu durum 27 Mayıs 1960 gece yarısı alçak darbesine kadar böyle değildi…
Gece yarısı darbecilerinin diliyle sistem “gericilerin, düşüklerin, kuyrukların” eline geçince…
Sudan bahanelerle gece yarısı darbesini yapanlar, bağlı oldukları mahfillerin direktifleri doğrultusunda, sistemi öylesine yönetilemez hale getirdiler ki…
Bu yönetilemez sistemle, kedinin fareyle oynadığı gibi, istedikleri gibi oynadılar…
Mevcut sistemin adı parlamenter sistemdi ama milletin vekillerinden oluşan parlamentonun üstündeki vesayetçi sayısını tam olarak belirlemek mümkün değilse de…
Asıl vesayetçi Truva Atı Ashabı ve Boğaziçi Aşiretiydi…
Bu iki mel’un ve dışa bağımlı odak, ülke ne zaman kendine gelir gibi olmuşsa, ellerinin altındaki iç güçlere istediklerini istedikleri şekilde yaptırabiliyorlardı…
Hükümetler kurup hükümetleri yıkabiliyorlar…
İstediklerini Cumhurbaşkanı, istediklerini başbakan yaptırabiliyorlardı…
Arkasında tek milletvekili desteği olmayan kişilere hükümeti kurma görevi verdirebiliyorlar…
Ülkenin aylarca hükümetsiz kalmasını sağlayabiliyorlar elbet bu arada amiyane tabirle “malı götürüyorlardı”.
Kaybeden bu aziz millet ve güzel ülkemiz olurken, kazanan Truva Atı Ashabı ve Boğaziçi Aşiretinin çatısı altındakiler oluyordu…
İşte bunun içindir ki, bu acayip garaip sisteme kimse dokunamıyordu…
Daha doğrusu sisteme hâkim olanlar, bu acayip garaip sisteme kimseyi dokundurtmuyorlardı…
Nihayet zamanı gelmiş olmalı ki, bu milletin değerlerine, tarihine, inancına bağlı siyasiler sisteme yavaş yavaş dokunmaya başladılar…
Daha önceki kimi siyasilerin dile getirdikleri gibi, bu iki başlı sistemle yürümeye devam edecek olursak, gelişmiş ülkelerle aramızdaki güç farklılığı giderek açılacak ve bu coğrafyada bizim birinci sınıf bir ülke olarak yaşamamız imkânsız hale gelecekti…
İçimizdeki Truva Atı Ashabının ve Boğaziçi Aşiretinin istediği elbet bu idi…
Bizim bu topraklarda batılı güç odaklarının güdümünde üçüncü sınıf bir ülke olarak yaşamamızdı istenilen…
İste sistem değişikliği bu aziz milleti yeniden tarihi ile buluşturacak ve Cihan Devleti Yürüyüşümüz yeniden başlayacaktır…
Batının bütün güç odakları bir araya gelse de…
İçimizdeki Truva Atı Ashabı ve Boğaziçi Aşireti istemese de… Rabinoğlu Fetö’nun bağlıları, haşhaşileri, kulları hangi engellemeleri yapacak olsalar da…
Bu aziz milletin Cihan Devleti Yürüyüşünü hiçbir dünyevi güç durduramayacaktır…
Bunu hep birlikte göreceğiz…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2156/sistem-degisirken.html

Sizin Yorumunuz

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar