Türk laleye, lale Türk’e aşık…

Önceki gün, Amsterdam bir başka güzeldi.
Güneşliydi ve  sıcaktı. Sanki baharı görmeden yaza geçilmişti.
Ancak dün, Amsterdam’da başka güzellik daha vardı. O başka güzellik de,  böyle güzel bir günün akşamında, bir grup şair ve şiirseverin bir araya gelmesiydi. Yani önceki gün iki güzellik birden yaşandı. Birbirini kıskanırcasına.
Bir tarafta bembeyaz çiceklerin doldurduğu parklarda güneş ile hasret giderenler. Diğer tarafta Türk’e, tarihe, lale’ye ve hilale sevdalarını şiirle ilan edenler.
Türkistan’dan itibaren devam eden bir sevda dile geldi önceki gün:
Lale Türk’e, Türk laleye aşık...

Şiir akşamına geri dönersek.
Amsterdam’da Anadolu dile geldi. Şairlerin edepli, çileli, zarif ve ustaca şiirleriyle.
Balkanlar ve Türkistan ile birlikte, dünyadaki mazlumlar geldi gündeme.
Ve tabii ki, Avrupa Türkler’i  de tasvir edildi. Ahmet Evsen’in Rotterdam akşamları şiiri tekrar canlandı gönüllerde. Ozan Yusuf Polatoğlu’nun Ren kıyılarında Mehmetler şiiri dile geldi o akşam Amsterdam’da. Şairler ve şiirseverler, havanın sıcaklığını unutttular. Şiirin büyüleyici gücü Amsterdam’ın öteki güzelliğini gölgede bıraktı adeta.

Vefa, şairlerin olmazsa olmazıdır. Öyle de olmalıdır. Zira, Amsterdam’da şair ve şiirseverler, iki gün önce ebediyete uğurlanan ünlü söz yazarı, sanatçı Cemal Safi’yi de yad ettiler bir şiirle. Şiir, Cemal Safi’nin de üyesi olduğu juri tarafından ödül kazanmış bir şiir. Şiir, Amsterdam Şiir Buluşmaları’na Belçika’dan katılan Hakiki Kabakcı’nın şiiri.

Önce saz ve söz eşliğinde giriş yapıldı programa. Hollanda Türk Müzesi tarafından, Türk göç tarihinden sunum yapıldı ve usta şairler söz aldılar. Ama daha önce sözün ifade edildiği dil anlatıldı Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin tarafından.
‘Şiir, hafızalara yazılan ve dilden dile dolaşan canlıdır’ denildi. Kaçalin, ‘Dil’in hafızada inkişaf etmesi, yeşermesi için şiire ihtiyaç vardır’ diyor.

Ve söz, yılların şairi Bayburt’un dik duruşlu ve onurlu oğlu Yahya Akengin’de.
Akengin, müthiş bir tarih ve kültür ziyafeti sundu katılımcılara. Önce Yahya Kemal dile geldi Akengin ustanın dilinde. ‘Aşka muhtıra’ veren şair Akengin, ‘Tarih ve şiir hep iç içe olmuştur. Bakınız Karacaoğlan örneğine. Osmanlı’da vatan kaybetme kaygusu ve duygusu olmadığı için, bu kaygının şiire yansımadığını görüyoruz.’ diyor.

Ve bir başka üstad bu sefer kürsüde. Ömrünü şiire, lale ve hilale adamış olan Abdullah Satoğlu, o sempatik mimikleriyle dinleyicileri büyülüyor adeta.
Metafizik bir aleme götürdü hazirunu.  
Lale devri şairi Nedim, Ebusuud Efendi, Damat İbrahim Paşa, IV Mehmet anlatılıyor.
Ve Satoğlu, ‘Lale, Türk ruhunun ve zevkinin sembolü olmuştur’ diyor. ‘Lale Türk zerafetinin sembolüdür, laleye harflerin cevahiri denilmiştir’ diye ekliyor Satoğlu.

Evet; Türkler, göç, gurbet ve şiir konuşuldu Amsterdam’da. Lalenin Türkistan’dan Anadolu’ya Türklerle birlikte göç ettiği dile getirildi. Ve yine lalenin Avusturya Büyükelçisi Busbecq tarafından Avrupa’ya getirildiği ve yıllar sonra Türkler’in laleyi takip ederek Avrupa’ya geldikleri ifade edildi.
Sonra da lalenin Hollanda’ya bir altın çağ yaşattığına dikkat çekildi.
Ki, o dönemde üç lale soğanına bir villa satın alındığı hatırlatıldı.

Toplantıya, Hollanda’dan, Belçika’dan ve Almanya’dan katılan şairler de eserlerinden örnekler verdiler. Birbirinden değerli Avrupalı Türk şairlerimiz (Hüseyin Kerim Ece, Selahattin Saygın, Hakiki Kabakcı, Nuri Can, Fikret Ekin, Kul Rıza, Ahmet Evsen, Salim Yüksel, Aşık Çağlari v.d.) şiir akşamına olağanüstü bir renk kattılar. Hepsi edepli, mütevazi, içten, aşk ve heyecan dolu şiirlerini paylaştılar şiirseverler ile...
Sonra da Aşık Çağlari, sazı ve yanık sesiyle eserlerini canlandırdı.

Ve dahası var tabii ki.
Avrupalı Türkler’in son bir kaç yıldır üzerlerine serpilen ölü toprağının dağılmış olma konusu dile geldi. Tecrübeli siyasetçi ve sivil toplum önderi Musa Serdar Çelebi, ‘Türkler bir araya gelince hep siyaset hem de Türkiye siyaseti konuşur yargı ve algısı değişmelidir’ dedi ve ‘Türkler’in birbirlerine şiir de okudukları konuşulmalı’ diye ekledi.
 
Toplantıda, genç şairlerin eserlerinin kitaplaşması ve gelecek nesillere aktarılması önerildi. Hasseten Amsterdam şiir buluşmalarının gelecek yıllarda da tekrarlanması ve bunun bir gelenek haline getirilmesi de öneriler arasındaydı.

Velhasıl, sıcak bir Amsterdam akşamında şairlerin şiirleriyle tarihe, kültür ve medeniyetimize, edebiyatımıza, Nedim’e, Yahya Kemal’e, Lale Devri’ne kısa bir yolculuk yaptık. Sadrazam İbrahim Paşa ve Ebusuud efendiyi andık.

Evet, bu tarihi ve aşk yolculuğunun organizatörleri olan Hollanda Türk Müzesi, TÜRKSAV’a ve desteklerinden dolayı UKİD ve Hollanda Türkevi Topluluğu’na teşekkür ederiz. Organizasyona bir şekilde katkıda bulunan tüm gönüllü dostlara, şairlere ve o akşama zamanlarını ayıran şiirseverlere de minnettarız.
Var olun. Bu bitmeyen aşk ukbaya kadar devam etmeli...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2153/turk-laleye-lale-turke-asik.html

Sizin Yorumunuz

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar