Fetömetre
Nusret Çiçek

Fetömetre

Ölçme işi, ben beni bildim bileli hep vardır.

Avrupa’dan ithal edilen rejim halkın kültür yapısı ile uzlaşmadığından muhaliflerin belirlenmesi için sürekli ölçüm işlemlerine tevessül edilmiştir...

Kafatasını da ölçtüler kafa yapısını da...

Memur mu alınacak, veya üniversitede öğretim üyesi mi olacak hemen ölçüm.

Harp okulu imtihanları için başvurmuşsa, onun ölçme yöntemi farklı.

Adayın ailesine kadar giden hafiyelerin hazırlamış oldukları raporun en başında “irtica” geliyordu. İrtica’nın eş anlamı İslam... İşin farkında olan müslüman ailelerin çocuklarını subay ast subay yapmıyorlardı. Sakallı ve örtülülere kamusal alan saydıkları garnizonlar yasak. Okuduğu okul imam hatipse hepten yasak...

Ölçümlere genelde takılan; sakal, sarık, namaz, seccade, başörtüsü... Karanlık utanç verici bir devri karikatürize eden simgeler...

Şimdi de FETÖ ayaklarında birilerinin rüzgarı ters yönden estirme gayretinde olduklarını düşünüyorum... Fırsat o fırsat, elini çabuk tutanlar parmağını yalıyor.

FETÖ denilen devletler arası Siyonist destekli örgüte alet ve edevat  olan beyinsizler bir tarafa, yapılan ölçümlerin hangi kriterlere dayandırıldığı ve de bu ölçümü kimlerin kimlere karşı yaptığı oldukça önemli.  Hektar başına çıkan listeler şaşırtıcı...

Hele de isimsiz, imzasız, delilsiz fişlemeler tamamen bir yerlerin mahsulü.

Kim kimi koltuğundan düşürmek istiyorsa parmağını fişe sokuyor.

“Hakkında fişleme var!”

TSK’da kurulan “fetömetre”nin ayarı ne kadar sağlam bilemem de önemli sonuçlar verdiği söyleniyor. Kurmay subayların yüzde 80’nine fetömetre uygulanmış. İtirafçılar da cemaatin imamlarını deşifre etmiş. 15 Temmuz sonrasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda kurulan “Adli Takip İnceleme ve İdare İşlem Şubesi”  kriter takip etmekle meşguliyet arz etmesi dünkülerin tersi veya karşılığı mı caba?  Devletin yapısı intikam kokmaya başlarsa sonu çürük çıkar, bir daha düzelmez. Öyle değildir inşallah...

Başına Tümgeneral Cihat Yaycı’nın getirildiği takip şubesinin 66 kriterin olduğu söyleniyor. Bylock, sınav notları, Banka Asya hesapları, himmet gibi... 17 Bakanlık ile 25 Kamu kuruluşu bu şube ile işbirliği halinde.

Her kriter tabi ki olayların rengine göre değişir. Ancak bu sahada yetkinin tam olarak kimin elinde olduğu bilinmeli. Bir tarafta yargı, diğer tarafta Milli İstihbarat varken araya bir başka kurumların sokuşturulmasının faydası olmayacağı, aksine kafa karışıklıklarına, saflaşmalara neden olacağı aşikar. Hem de kimin doğru yaptığı her an tartışılacak.

Eylemler delillerle örtüşüyorsa söyleyecek hiçbir şey yok. Ama son sözü sonuçta yargı yerine söyleyenler çıkarsa o zaman işler tamamen değişir.  Ara rejim gereği meydana çıkan bir takım kurumlar yapma yerine hep bozmuştur, cepheleştirmiştir.

Fetö’dan maksat neyse o olmalı. Mesela, 15 Temmuz sonrası devlet bu bankaya para yatırmayın demişe de sen kalkıp arabanı satarak yatırmışsan demektir ki darbenin bir tarafı da sensin. Veya çalınan sorulardan nasbin varsa örgütün adamısın.

Veya örgütün “dolgu malzemesi” olarak kullandığı kişilerdensin...

Bunları anladık...

FETÖ denilen devletler arası Siyonist destekli örgütün paraleline girenleri, ve hala da ısrarcı olanları elbette ki iktidar gemisi içerisinde barındırmaz. Ancak kaş yapalım derken göz çıkarmak da ayrı bir meseledir. Hazır fırsat doğmuşken birilerinin de kendi hesabına çalışması gözden uzak tutuluyor. Bir fetöcü onun yanında iki namazlı... O kesim, sonuçta irtica ile mücadelenin şuurunda, hem de en alasından, iktidar ise ihanetin hesabi peşinde...

Şahsen bu ölçümlerden ürküyorum.

Dün dindar insanları gizliden fişleyen JİTEM ile Batı Çalışma Gurubu vardı.

Ergenekon, Kuvayiciler...

Bu gün çark değişti... 15 Temmuz sonrası bu örgütlerden bahsedilmediği gibi, boşalan yerleri doldurduklarına dair kuvvetli rivayetler dolaşıyor. Gidişattan birileri memnun...

Soru çalma işine gelince, bu da eskilerden kalma bir hikayedir. Eskiler sanki sütten çıkmış ak kaşık. Düşünün ki Siyasal Bilgiler gibi fakülteleri yıllarca ağırlıklı olarak solcular nasıl kazanıyordu?  Ortadoğu, Boğaziçi öyle...

Sorular yandaşlara el altından dağıtılmıyor muydu sanıyorsunuz?

Rejimin ayakta kalabilme oyunları bunlar... Arada ezilen ve hakkı yenilen masum köylü çocukları... Yazılı imtihanlarda yandaşların puanları 30’dan 70’e çıkartılarak hakim savcı yapıldığı yılları da yaşadık. Sonra da düzeltilen kağıtlar ele geçmesin diye yakılarak çöpe atılıyordu. Bunları da gördük, ancak hesabını soran çıkmadı...

O bakımdan çalma çırpma adam kayırma yeni değil. Rejim yerinde çakılı durduğu sürece birileri kriter tayin edip adam harcama sistemini çalıştırmaktan geri durmayacak.

Devletin her kademesi ihalesiyle, koltuklarıyla yağlı ballı.

Dün Kemalistmetre idi, bu gün Fetömetro oldu, yarın bakalım hangi metreden bu ülkenin çocuklarına kapılar kapatılacak.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ercan Güven     2018-04-13 Nusret bey yazdıklarınızda fazla yok eksik var. Dini hassasiyetleri olanların çoğu FETÖ ayaklarından görevinden uzaklaştırılıyor. Allah sonumuzu hayreylesin.
Davudi     0000-00-00 Aynen katılıyorum İki taraf var her zaman hak ve batıl. Bu gözle bakarsak olaylar gün gibi açığa çıkar. Bence Hakmetre uygulanmalı herşeye