Marka Olmak yada Olmamak!

Eklenme Tarihi: 05.04.2018 08:06:04 - Güncellenme Tarihi: 05.04.2018 08:06:04

Ticari hayatta kalmanın öneminin farkında olanlar için marka olmak, marka oluşturmak olmazsa olmazdır!  Çünkü markalaşmak pazara girmek ve pazardaki rakiplerle mücadelede avantaj sağlamak bakımından hatta öne geçmek için hayati önem taşıyor. Bugün esasen tüm sektörler için ?markalaşma? konusu ilk sırada yer alıyor yada alması gerekiyor. Tabii marka olmak için farkında olmaktan daha önemlisi ileriye doğru olduğu kadar, geriye doğru da özgün ve nitelikli bir birikimi gerektiriyor ve vizyon gerekiyor. Özellikle tarım gibi geçmişe dair özgün geleneksel değerlerden beslenen sektörlerde, geçmişteki birikim, hikaye ve özgünlük markalaşma çalışmalarında büyük avantaj sağlıyor. Ancak bu durum, yeni bir marka oluşturmanın mutlaka geriye dönük verilerden beslenmesini zorunlu kılıyor anlamını da çıkarmıyor.  Pek çok örnekte de görüldüğü gibi günümüzde farklılaşarak ve benimsenen değerlerin öne çıkarılmasıyla yeni bir marka inşa etmenin mümkün olduğu görülüyor ve bu alanda çalışan profesyoneller konuyla ilgili önemli gelişmelere imza atıyor.

Marka güvenin, strateji ise güveni tesis etmenin bir aracı olarak öne çıkıyor ve kalıcı ve güçlü bir marka olmak için üretimi gerçekleştirenlerle tüketicilerin birlikte yapılandırdığı bir sürece, birbirini besleyen ve destekleyen bir ekosisteme ihtiyaç bulunuyor. Tabii burada kararlılık, sürdürülebilirlik, zaman yönetimi ve tutarlılık büyük önem arz ediyor. Özellikle sürdürülebilirlik için  bilinen yöntemler ve kavramların (Tanı, Tanımla, Tanıt, Farket, Farklılaştır, Farkına vardır, Algıla, Algı oluştur, Algılat, Dinle, Düşün, Değerlendir, Unutma, Unutturma, Uslanma) özümsenmesi gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Siz markalaştıramadıklarımızdan mısınız?

Tabii marka olmayı ilk sıraya koyanlar yanında, son sıraya hatta sıraya dahi koymayan bir anlayışın olduğu da biliniyor. Bu durum firmanın piyasadaki konumu örneğin tekel(monopol) olmak gibi, yada sektörel özellikler ve alışkanlıklarla ilişkili olabiliyor. Bu kapsamda geleneksel üretim sistemi içinde kendi yer ve konumunu devam ettirmekte bir güçlükle karşılaşmayanlar, rakibi olmayanlar, hedef büyütmeyi düşünemeyenler benzer bir anlayışla süreçte yer alabiliyorlar. Monopol ve türevleri olan piyasalar dışında çeşitli gerekçelerle markalaşmanın karşısında olan markalaşmayı gereksiz gören anlayış halen  markalaşmanın önünde önemli bir handikap olarak durmaktadır.

Yerellik ve küresellik uyumu yada açmazı!

Küresel rekabetin aktörleri sanılmasın ki sadece kendi aralarında büyük pastadan pay almak için rakipler. Uzunca bir süredir yerelde olanla da ilgililer ve küçük ve de yerel girişimcilerin büyük küresel rakipleri var. Hatta potansiyel görülen alanlarda lokal işletmeler büyük balıklar tarafından avlanır durumdalar. Kısaca yerel işletmelerin rakipleri artık rekabet edebilecekleri kadar küçük ve eşdeğeri olan işletmelerden oluşmuyor. Bu bakımdan yerel işletmelerin de global işletmeler gibi ?Küresel düşün, yerel davran!? ilkesini dikkate almaları, hatta daha fazla bu konuya ilgi göstermeleri gerekiyor. Yani; ?yerelim, yöreselim ama küresel rakiplerim var ve bu şartlara göre kendimi konumlandırmalıyım,? noktasına gelmeleri gerekiyor. Bu sürecin uzun yıllardan beri yaşandığı ve esasen yeni olmadığı söylenebilir. ?Yerelleşen küresellik? olarak yada glokolizasyon olarak isimlendirilen bu dönem; büyük işletmelerin küresel rekabette ve markanın devamlılığını sağlamada yerel hassasiyetleri olduğunu gösteriyor ve ayrıca bir bakıma yerel işletmelerinse küresel rakipleri olduğunu ifade ediyor. Burada son yıllarda Türkiye?de de önemli gelişme sağlanan Coğrafi İşaretler (Geographical indications) ve patent konusu üzerinde durmak gerekiyor ve özellikle yöresel ürünlerin markalaşmasında kullanılabilecek olan en etkili uluslararası araçlardan birisi olarak Coğrafi İşaret(Cİ) tescili konusunun yaygınlaştırılması çok büyük önem taşıyor.

Görüldüğü gibi küreselleşmek için yerelleşmek, yerelden güç almak, yereli anlamak ve yerele hakim olmak gündemde olmaya devam edecek. Tabidir ki; yerel kalarak küresel rekabete kapalı olmak için bazı önlemler ve korumacı politikalar geliştirilebilecek olsa da, yerelliği koruyarak küresel rekabete hazır olmak en doğru yöntem olacaktır. Burada markalaşmanın ve marka olmanın getirilerinden yararlanmak yönündeki girişimlerin ilgili sektör aktörlerine büyük avantaj sağlayacağını söylemek doğru olacaktır.

Bu alandaki gelişmelerin ise ?ürünlerini markalaştıranların markalaştıramayanlara örnek olması? şeklinde cereyan etmesi beklenmektedir. Çünkü küresel rekabetin hüküm sürdüğü bu dönemde girişimciler markanın getirilerinden haberdar oldukça konuya ilgi duyacaklar ve beklenen tepkiyi girişimci olarak verecekler ve harekete geçeceklerdir. Bunun için markalaşmanın iş geliştirmenin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeğinden hareketle girişimciler zaman içinde doğru stratejiler geliştirerek sürecin içinde konumlanacaklardır. Tabii burada kamunun ve sivil toplumun yönlendiriciliğinin ve süreci hızlandırıcı etkilerde bulunmanın ne kadar önemli olduğu açıktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2114/marka-olmak-yada-olmamak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
29.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
30.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1