Kirletme

Yolda yürürken çitlediği çekirdekleri sağa sola atmak, veya sigara izmaritlerini fırlatmak aslı kirlilik değildir. Çöp yığınları da hadi bir derece. Bunlar kirliliğin sadece bir boyutu.Telafisi kolay, zor değil. İzmarit atanı, çitleyeni, çöpünü yerine koymayan davar sürüsünü ya arkadan dürtmek veya yedi gün içerisinde ödemek kaydıyla ceza makbuzu...
Amma ki 16-30 kat göklere yükselerek yollarda trafik düzeni namında bir şey bırakmayan... Şehrin oksijenini tüketen... Hava akımını önleyerek hastanelerin dolup taşmasına neden olan binalarla zınaları nereye koyacağız?
Bu kadar sorumsuzluğun, hesapsızlığın nedeni ne ola ki?
Olanı şudur...Özellikle büyük şehirlerin akıbeti AK Parti iktidarına olan güvenin sonradan birileri tarafından ranta dönüştürerek devranı keyfine kullanmasından ibarettir. Beton yığınları halini alan Ankara, İstanbul gibi büyük şehirler kirletilmiştir. Kimseler kusura bakmasın... Ankara’nın bir doğusuna bir de batısına baksın.
Doğusu kış, batısı bahar. Nedeni gayet açık, batı yakasıyla hava alanı kesiminde beylerin arazileri, yatırımları; doğu kesiminde ise iktidara hem oy verip de hem de peşinden “Allah ömürler versin” diyen halkın arazileri. Şehrin her iki yakası; birisi paha biçilmez, diğeri para pul etmez. Demek oluyor ki, uyumsuzluğun kirliliği rant meselesi.
Rant dediler, ruhları da kirlettiler. Bu piyasanın helali haramı hiç yok... Hele de şu dönüşüm olayı başlı başına bir ucube, kirlilik.
Bu kadar sevimsiz, hesapsız bir yapılanma... Güya gecekonduyu şehirleşmeye feda ettik. Aslında o feda ettiğimiz gecekondular en azından şehre yeşillik verdiğinden daha sevimli ve de sağlıklı idi. Sosyal ilişki ve dayanışma vardı. Şimdi ise betonlar kucak kucağa, betonlaştık... Haremlik selamlık diye bir şey kalmadı.

Hakikati, doğruyu söylemezsek çarpılırız. Hakçası... Ankara gibi başkent olan bir beldeye; CHP Karayalçın’ı seçtirmekle, AK parti de  Gökçek’i seçtirmekle iyilik yapmamışlardır. Kazanamadığı halde Karayalçın’ı her sefer aday yapan iradenin Gökçek’i seçtirdiğini da gördük. 
Doğrusu, danışıklı dövüş. Karayalçın korkusuna Gökçek Beyefendiye oy vermek zorunda kalacağımızı birileri önceden hesap etmiştir. Hesap tutmadı değil iyi tuttu. İşte Batikent.. İşte Mamak dönüşümü...Güzelim Balgat’ın nefesini kesen Konya yolu boyunca dizilen gökdelenler...
Yok birbirimizden farkımız.
Görevden almakla iş bitmiyor... Devamı sağlıklı gelecek. Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı olan Mustafa kardeşimiz çok katlılığa karşı, Başbakan da şehir kirliğini çok katlı binalarla ifade ediyor, ancak icraat yok, orada kalıyor katlar yine yükseliyor.
İktidar öylesi bir açıklamayı yapma yerine çok katlılığı önleyecek yasa teklifini meclisin önüne getirerek işi bitirir.
Elimde olsa bakmam bu binaları yıktırırım, köküne kibrit suyu dökerim.
Kirlilik sadece şehirleşme ile kalmıyor... Sağlık sorunu eskiye nazaran çok yerlerde rahatlattırdı, ancak, devamında sıkı kontrolü olmayınca aksamalar kendiliğinden başladı. Devlet hastanelerinde yığılmalar... Eski hesap randevular  uzun günlere atılınca hastalar şahsi muayenehanelerin yolunu tutmak zorunda kalıyor. Hocanın hastası olmak ayrıcalığı... Eski tas eski hesap! Bu arada özel hastaneler yüzde 200 farkla banko.
Sıkışan, canı acıyan 200'u mecburen bulacak... Yıllarca primi ile emekli katkısını ödeyen işçi memur, emekli zor durumda.
Rantçılar bu sektörü de kirletmişler...

Devletin as görevi sağlık sorunu ile eğitim değil mi? Parasız olması gereken bu iki sektör aksine ateş pahası.

Hangisini saysak... Domuz eti katığı kıymalarla, döner, sucuk terörü yüzünden bağırsak enfeksiyonu neredeyse Afrin’i de geçti. Hastalanma nedeni havasızlık, içki, sigara, alkol, domuz karşımı etler, sütler, yağlar, bisküviler...
O nedenle de hastaneler imdat sirenleri çalıyor..

Denetim oldukça zayıf, kıyısından köşesinden... İlgili bakanlık firma isimlerini yayınlamakla yetiniyor. Vatandaşa demek istediği, “buralardan alışveriş yapma.”
Fakıbaba emrin olur, yapmam!.. Ama gidip de o hainin kapısına mührü basmıyorsun, ticaret yapmasını yasaklamıyorsun. Yapanın yanında katmerli kar kalıyor...
Yoğurduğu köfteyi, imalatını yaptığı yoğurdu yerinde git gör, hemen test eyle ve de testi cebe koymadan anında merkeze bildir, ondan sonra yayınla ve gereğini hemen yap. Var mi öylesi bir denetim? Yok... Sadece ağlıyoruz...

Her gün zam yiyen motorin de ayrı bir kirlilik. Savcılığım dönemlerinde tankerlere su katanlar es kaza enselenirdi, ancak o kadar, ama yerinde Internet kaynaklı herhangi bir denetim hala yapılmıyor. Mazotu alıyorsun biraz ötede motor öksürmeye başlıyor, çek sineye...
Sorumlusu yok, saldım çayıra Mevla’m kayıra...
Saydıklarım görünmez gibi duruyor, fakat asıl iktidar gemisini alttan delen bunlar. Bakarsınız, seçimlerde başta Ankara olmak üzere tüm büyük şehirler teklemede. Taban kaydı gidiyor. Telafisi için takviye... Onun da hesabı kitabı farklı...
Değirmen taşıma su ile nereye kadar döner? Döner mi söner mi? Benden hatırlatması... 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2100/kirletme.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar