“Kar tanesi” olmak...


“Kar taneleri dokuz yıldan beri dökülen gözyaşlarını şefkatle kucaklar…”

Muhsin Başkan'a soruyorlar;
“Bir kar tanesi olsaydınız nereye düşmek isterdiniz?" diye. 
Verdiği cevabın güzelliğine bakar mısınız; 
"Mekke'ye düşmek isterdim".
Allah ve Peygamber âşığı "kar tanemiz"; Keş Dağları'na düştü!
O kar tanesi kadar saf, temiz ve Allah'ın muhsin kullarından idi.
Bu dünyada herkes "kar tanesi" olabilir ve kalabilir mi?..

Yere düşen her bir kar tanesini indiren melekler ne kadar saf ve temizse; yere konan her bir kar tanesinin de bembeyaz olarak ama hepsinin aynı karakterde olmadığı, değişik şekil ve biçimlerde yere indikleri bir vakıa. 
Muhsin Başkan'ı, bir "kar tanesi" olarak Sonsuzluğun Sahibi'ne doğru yükselişinin, şehit bir kar tanesi olarak yere düşüşünün dokuzuncu sene-i devriyesinde; ona sorulan "kar tanesi" aklıma geldi.

Yüreği Allah aşkı ve Peygamber sevgisiyle dolu olan o Yiğit Adam; o güzel soruya verdiği cevap da o soru kadar güzel ve mânâ dolu:
"Mekke'ye düşmek isterdim".
Mekke neresi, Keş Dağları neresi…
Ama o bir kar tanesi gibi Keş Dağları'na düştü...
Yüreğimiz yandı...

"Bir kar tanesi olsaydınız nereye düşmek isterdiniz?" diye size, bize, hepimize sorsalar; acaba  nasıl bir cevap verirdiniz?..
Muhsin Başkan, gençlik yıllarımdan bu tarafa bir kar tanesi olarak yüreğime düştü. Dokuz seneden beri de yüreğim yanıyor ve sızlıyor! 
Sızı dinmiş değil elbette...

Ama yüreğimin yangınını ve sızısını dindiren de o kar tanesi...
Yüreğinizi yakan sırları saklamaya acaba bir ömür yeter mi?
O bir ve tek 'kar tanesi' için mektuplar yazılır, hikâyeler yazılır, romanlar yazılır, sinema filmleri yapılır ve dizi filmleri bile çekilir. 
Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili senaryo yazmak ve film çevirmek isteseydim, adını "KAR TANESİ" koyardım.
Çünkü o milyonların yüreğine düşen bir kar tanesi idi...
O biricik 'kar tanesi'nin üzerini hiç kapatabilirler mi?
Yufka Yüreklilerle Keş Dağları elbette aşılmaz!
Elbette kar tanelerinin bir bildiği var…

Bazen içinize düşen o kar tanesi geçmişinizde hapsolur ve siz, o kar tanesini kurtarmak ve altında kalan bilinmeyenleri açığa çıkarmak için bütün umutlara sımsıkı sarılırsınız…
Zaman bazen sihirli bir değnek gibidir. Ya tamamen olacakları değiştirirsiniz ya da geçmişin gölgesini. Olacakları değiştiremediğinize göre geçmişin karanlıkta kalan gölgeleriyle mücadele etmelisiniz.

Siyah karların beyaz karların üzerini örtmesine asla müsaade edilmemeli.
Sizce gerçek sevgi nedir, nerededir? Peki, onu bulmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Çok geç de kalınsa insanın, sevdiğine ulaşmak ve sevdiklerine kavuşabilmek için ne kadar ileriye gidebiliyorsa, oraya kadar mücadeleden hiç vazgeçmemesi gerekir. 
Muhsin Başkan’ın ruhu şad, mekânı cennet olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2095/kar-tanesi-olmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar