Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyoruz…

25 Mart 2009 Tarihinde kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının 9. yılında rahmetle anıyoruz…

Muhsin Yazıcıoğlu'nu 9 yıl önce kaybettik. Ölümünün ardından çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi. Cenazesinde toplanan milyonlar, etki ve sevgi alanının partisinin sınırlarının çok ötesinde olduğunu gösteriyordu. Aradan yıllar geçmesine rağmen unutulmadı. Aksine her geçen gün daha çok aranan, daha çok özlenen bir siyasetçi olarak belirdiğini söylemek abartı olmaz. İnsanları yaşatan geride bıraktığı izlerdir.

Özellikle siyaset yapanların Yazıcığlu’nun bıraktığı izleri, hangi saiklerle bu kadar sevildiğini anlamaları gerekir.
O her zaman halktan biri gibi hareket etti. Eleştiriye açık oldu. En ağır tenkitler karşısında bile tebessüm etmesini bildi. Özel hayatında da siyasi hayatında da şeffaf ve demokrat bir tutum sergiledi. Siyaseti ticaret gibi değil,bir millet hizmetkarı gibi yaptı. Partisinin kaloriferleri yanmazken topladığı paraların bir kuruşunu bile ayırmadan dış Türklere aktardı.

Kalbi kah Bosna'da,kah Çeçenistan'da kah Azerbaycan'da kah Kıbrıs’ta, kah Doğu Türkistan’da çarptı. Türkiye'nin terör mücadelesine destek olmak amacıyla Kuzey Irak'ta müttefikler aradı. Milletin derdini dert edinerek siyaset yaptı. 28 Şubat'ta susmayan,eğilmeyen,ölçülerinden taviz vermeyen ender siyasetçilerden biriydi.
Türkiye; İran olacak, Cezayir olacak diyenlere, “Hayır! Türkiye İran olmaz, Cezayir olmaz ama Türkiye’yi Suriye’de yaptırmayacağız!” sözü hala kulaklarımızdadır.

Onun Türkiye Suriye olmayacak sözleri 28 Şubat'a karşı ciddi bir uyarı ve milli güçlerin uyanması için önemli bir vesile oldu. Muhsin Yazıcıoğlu iyi bir devlet adamı samimi bir mümindi.
“Bir kar tanesi olsaydınız nereye düşmek isterdiniz?” sorusuna “Mekke’ye düşmek isterdim” diyecek kadar Allah ve Peygamber aşığı idi.  Allah için olanı sadece Allah'a arzetti.

Siyasette başarıyı rakamlarla ölçen biri değildi. Onun için arkasında kaç kişi olduğuna hiç bir zaman önem vermedi. Hapishanede yazdığı ve hepimizi üşüten şiiri belki de onun saf temiz ruhuna düşmüş acıklı sonun kerametvari bir terennümü idi.
Çağlayan ceritte helikopteri düştüğünde üşüyen sadece o değildi,hepimiz üşüdük. Böyle mert, ilkeli bir siyasetçinin erken zamanda aramızdan ayrılması hepimizi derinden üzmüştü. Yazıcıoğlu hiç bir zaman  dışarıdan müttefik aramadı. Kolay yoldan gelecek ama kendisini esir alacak yol ve yöntemlerin hiç birine rağbet etmedi.

Nefsini her zaman milletinin menfaatlerinin gerisinde tuttu. Siyasetin en temiz yüzlerinden biriydi. Onun içindir ki her çevreden dostları sevenleri vardı. O çağımızın alpereniydi. O mücadele adamıydı. Yalçın kayalıklara dolanan şanlı bir bayrak gibi dalgalanarak hayata gözlerini yuman bir dava adamıydı.

28 Şubat’ta millet iradesine ipotek koymak isteyenlere meydan okuyanların başında “Hasan Celal Güzel ve Muhsin Yazıcıoğlu geliyordu. Tank Hasan’ını da edebiyete uğurladık. İnşallah Peygamberimize komşu olurlar.  Kimi insanların değerini ancak yokluklarında biliriz. Yazıcıoğlu iktidara ulaşmak için her yolu deneyen her kapıyı çalan bir siyasetçi değildi. Bir yanıyla kahramanlar çağından kalma bir kişiydi.

Muhsin Başkan, milletimizin kültür köklerine aşkla bağlı olanlardandı. Onun büyük vatanseverliğini ifade edecek kelimeler sözlüklerimizde yeterli sayıda yoktur. Ama bir takım kişiler vatanımızı ona zindan etmeye çalıştılar. Emrolunduğu gibi dosdoğru bir adamdı. Vakar sahibiydi, yiğitti, bir güzel insan, iradeli bir liderdi.
Bu özellikleri nedeniyle ona çok zulmettiler, çok çile çektirdiler. Onu Mamak zindanlarında 4 metrekarelik bir hücrede 5,5 yıl ezdikten, 7,5 yıl hürriyetini gasp ettikten sonra beraatine karar verdiler. Aziz naaşı milyonların iştirakı ve tekbir sesleriyle kaldırıldı.

Muhsin Yazıcıoğlu; sayılacak değil tartılacak adamdı. Tabii özgül ağırlık denilen şeyin terazisi varsa. Sevgi başka bir maden, başka bir element, başka bir kimya, her zaman siyasetin diline tercüme olmuş bir nesne değildir. Oya tahvili zordur fakat vardır ve değerlidir.
Muhsin Yazcıoğlu, Şarkışla Lisesindeki Ocak Başkanlığından itibaren; Hakka yürüdüğü saate kadar kendine eşit saydıklarının arasında birinci olmak meviindeydi. Partisi mühim bir seçim başarısı gösteremedi ama o hep mevcuttu ve değerliydi. 
O parti, anlı şanlı siyasi kuruluşların, siyasetçilerin “yer yarılsa da yerin içine girsem, görünmez olsam” diye dilediği sert kriz günlerinde, milletin hukukundan yana tavır alması bakımından altın gibi kıymetliydi.

28 Şubat’ın sersemletici ayazında Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları, göğüslerine kadar düğmeleri çözülmüş delikanlı gömlekleriyle devrin egemenlerine yan bakıp, “ bir dakika; biz sizin o söylediklerinize katılmıyoruz.” diyebilmiş yiğit ve erkek adamlardı.
Toplumu ayrıştıran siyasetlerden haz etmezdi. Bırakıp gittiğinde her kesimden insanın tabutuna el atması bu özelliği yüzündendi. Dostluğu,arkadaşlığı çok değerli olan biriydi.
Onu tanıyanlar devlet millet meselelerinin en çok konuşulacak kişisinin o olduğunu bilirlerdi. Onun için milli refleksleri olan herkes ona koşardı.

“Orada gözler aydın 
 Burada başsağlığı 
 İki ayrı tören var
Allah katından gelen bir yüce buyruk üzre 
Aramızda ansızın çadırını deren var.”
Devleti ve milleti için emin insandı, rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2093/muhsin-yazicioglunu-rahmetle-aniyoruz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar