Demokrasi ve yeni seçim yasası

Yeni Seçim Yasası,  önceki gün meclisten geçti. Partilere –ittifak- yaparak seçime girme yolu açıldı. Böylece, AK parti ile MHP arasında kurulan Cumhur İttifakının ete kemiğe bürünmesi kesinleşti.

Ancak, seçim yasasına başta CHP olmak üzere bütün muhalefet partilerinin itirazları var. Muhalefet, sandık kurullarına parti müşahitlerinin alınmamasına, sandık kurullarının –devlet memurlarından- oluşturulmasına itiraz ediyor.

Seçim yasaları bir ülkede demokrasinin, temsilde adaletin varlığını yokluğunu gösteren yasalardır. Düzenlemeler ne kadar şeffaf, ne kadar denetlenebilir bir sistem getiriyorsa o ülkede demokrasinin kalitesi o kadar yüksek olur. Yazık ki, bu düzenleme için,  aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Bir defa sandık denetimini yok ediyor. Sandık kurullarını tamamen iktidarların insafına, seçimine bırakıyor. Tüm üyeleri iktidar tarafından seçilen bir kurula insanlar niye güvensinler?

Sonra, bazı yasalar vardır ki meclis çoğunluğunu elinde bulunduranlar ne düşünürlerse düşünsünler mutlaka muhalefetle birlikte ele alınıp sonuçlandırılması gerekir. Seçim yasaları da öyledir. Muhalefete seçim hilelerini engelleme imkanı vermeyen  bir yasa dünyanın her yerinde tepki ile karşılaşır. Seçimlere olan güveni yok eder. İktidarların seçim yoluyla değişeceğine olan inancı ortadan kaldırır. Nitekim, şimdiden önümüzdeki seçimlerin şaibeli olacağı,bundan böyle seçim yoluyla iktidarların değişmeyeceği dillendirilmeye başlandı. Seçimin çare olmaktan çıkması demek –başka yol ve yöntemlerin- aranması demektir. Bu sistem demokrasi dışı arayışları güçlendirir.

Geçmişte Özal’da seçim kanunları üzerinde oynadı, ANAP’ı iktidarda tutmak için her yola baş vurdu ama kaybetmekten kurtulamadı. Vatandaşın –adalet- duygusu incinmeye, bu yasaların demokrasiyi iğdiş ettiğini düşünmeye başlarsa bu düzenlemeler tam tersi sonuçlar doğurur.

Partilerin seçim kurullarına üye veya müşahit vermelerinin ne zararı vardı? Hangi seçimde bunun zararı görüldü? Demokrasi arayışında olanlar yıllarca 1946 seçimlerini eleştirdiler, açık oy gizli tasniften şikayet ettiler. Bu sistem, daha kötüsünü getiriyor. Her şeyi –sandık kurullarına-atanan memurların insiyatifine bırakıyor. Kariyerini kaybetmek istemeyenler, partizan memurlar iktidarların emellerine ram olabilirler. Bunun sonu sandıkta millet iradesi değil, güç ve iktidarın iradesinin çıkmasıdır. Böyle bir seçim sistemi demokrasiye, siyasal tıkanıklıkları seçim yoluyla açmaya veda demektir.

Partiler seçim yasaları ile oynayacaklarına seçmen tabanlarını genişletmek, halkın destek ve tasvibini artırmak için çabalamalıdırlar. Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı yasalarla gelen bir iktidar her zaman tartışmalara neden olur, millete de ülkeye de hayır getirmez. AK partinin tek başına yüzde 50’yi aşma potansiyeli vardı. Nitekim, Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde bu ivme yakalanmıştı. Art arda yapılan yanlışlarla bu imkan yok edilerek MHP’nin yüzde 5’ine mahkum olundu. Şimdi, Afrin operasyonu üzerinden milli duygular diri tutularak oy kaybı önlenmeye çalışılıyor. Bu tip operasyona giren ülkelerde operasyonun başarısına göre iktidarların oy oranlarında büyük sıçramalar olur. Türkiye’de olmuyor. Bunun iyi düşünülmesi lazım

Demek ki doğru gitmeyen, vatandaşın vicdanını ikna etmeyen bazı şeyler var. Seçim yasaları ile oynamak yerine bu gibi sorulara cevap aramak daha hayırlı olurdu.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2073/demokrasi-ve-yeni-secim-yasasi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar