Türkiye’nin Ortadoğu’daki mücadelesi bir milattır

Devletler, tarih sahnesindeki siyasi duruşlarını içinde bulundukları sosyal, kültürel ve ekonomik  durumlarına göre şekillendirirler. Bu süreçte devletlerin hissettikleri tehdit algısı önemli bir parametreyi ifade etmektedir. Emperyalist devletler kimin zaman kendilerine güvenlik açısından tehdit oluşturmasa dahi sosyal, kültürel ve ekonomik çıkarlarına ters hareket eden medeniyet tasavvurlarını ve coğrafyaları terörle ilişkilendirerek sanal bir tehdit algısı yaratıp dizayn yoluna gitmek isterler. Bugün aslında, Ortadoğu’da yapılmak istenen de bunun dışında başka bir şey değildir.

Seksenli yılların başında komünizmin çökmesi neticesinde dünyanın tek kutuplu olmaya doğru evrilmesine bağlı olarak Amerika’nın tehdit algılamasını güncellemesinin en ağır faturası Müslüman olan ülkelerin halkları üzerine kesilmiştir. Amerika, komünizm ile mücadele esnasında işbirliği yaptığı Müslüman ülkeleri, devrin değişmesi üzerine, Batı’nın inşa ettiği ifade edilen sivil toplum ve demokratik değerlere karşı en büyük tehdit olarak ilan etmiştir. Amerika, bu sözde tehdidi yerinde yok ederek İslam coğrafyasında demokrasiyi tesis etmek üzere, halen arka planı bir muamma olan 11 Eylül saldırısını fırsat bilmiştir. Batı’nın zihniyetindeki bu düşman ve tehdit algısının resmen açığa çıkıp görünür olmasının en somut hali, NATO tatbikatlarında  düşman olarak önceden  kırmızı (komünizm) ile gösterilen hedeflerin rengi, ilk önce yeşile (Müslüman) daha sonrada Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu ilk Cumhurbaşkanı ve en son Cumhurbaşkanın resmine (Türkiye) dönüşerek  kendini göstermiştir.

Bugün artık herşey netleşmiş, hilal ile ehli salibin mücadelesi bütün çıplaklığı ile gözler önündedir. Ancak tüm bu yalın hakikate rağmen Ortadoğu’da yaşanan hadiselere sözde müslüman devlet yöneticilerinin verdiği tepkilerde açık beyan ortadadır. Bütün olumsuzluklara rağmen zor günlerin milleti Müslüman Türk’ün, mazlum İslam coğrafyası halklarına yardım elini uzatmak için tek başına güçlü olmaktan başka bir yolu ve çaresi yoktur. Hanefi-Maturide-Yesevi ana caddesinde yıllarca Nizam-ı Alem için İlay-ı Kelimetullah mücadelesini vermiş Necip Türk Milleti, bugün her zamankinden daha güçlü bir şekilde emin adımlarla ilerlemek zorundadır. Ortadoğu coğrafyasında kahraman askerlerimizin ortaya koyduğu şecaat dolu mücadele ve bölge halkanın bu duruma duyduğu memnuniyetin  acısını içinde hisseden Batının, kendi ülkelerinde yaşayan Müslüman Türklerin yaptığı camilere saldırarak ateşe vermesi, artık ne kadar çaresiz ve aciz  kaldıklarının bir resmidir. Mazlum  Ortadoğu coğrafyasının makus talihinin değişmesi adına Türkiye’nin ortaya koyacağı kararlı irade, aslında dünyada bir çok şeyin değişmesi adına bir milat olacak güçtedir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2070/turkiyenin-ortadogudaki-mucadelesi-bir-milattir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Bekir BAYRAK
15.03.2018 21:05
Rahmetli Arvasi hocanın dediği gibi"Türk milleti güçlü ise İslam alemi güçlüdür"

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar