Türk olmak şereftir!

Mesut Yılmaz, Kültür Bakanı olduğunda, ben Bakanlık müşaviriydim.
 O yıl Pakistan’ın başkentinde (İslamabat’ta) bir kitap kongresi yapılacakmış. Bakan, o toplantıya, bakanlığı temsilen benim katılmamı istedi. Üniversiteden Prof. Hayrettin Karaman ile birlikte yola çıktık. İslamabad hava alanına inince, hiç unutmadığım, unutamayacağım bir durumla karşılaştım. Hava müthiş sıcaktı. Ben ömrümde öyle bir sıcakla şaşkına dönmemiştim. Uçağın merdivenlerinden iner inmez, terminal binasına doğru bütün gücümle koşmaya başladım. Yağmurdan, doludan kaçar gibi kaçtım. Bereket, binaların içi serindi. İlgililer bizi kalacağımız otele götürdüler. Gecenin ilerlemiş bir saatinde uyandım. Biraz temiz hava almak için odamın penceresini açtım. Sanki bütün suları yüz derecede kaynayan bir hamamın kesif havası çarptı yüzüme! Camı derhal kapayıp geri çekildim. Şimdi Pakistan denilince, havası, müthiş sıcak bir ülke geliyor aklıma; bir de, o müthiş sıcaklığı alıp götüren birkaç dost cümlesi. 
 Bize İslamabad da tercümanlık yapan kişi, Ankara’da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okuyan bir Pakistanlı idi. İslamabad’a inişimizin ikinci günü, bizi emekli bir Pakistanlı profesörümüzün evine götürdü. Duvarları boydan boya örten zengin bir kütüphane dikkatimi çekti. Emekli profesör dedi ki:
 -Siz, Türkiye’de Batı dünyasının modern ordularına karşı, mücadele verirken, savaşırken, bizimde aklımız fikrimiz sizdeydi. Benim yaşlarımda bir arkadaşım vardı. Bir gün karar verdik. İstedik ki kalkıp Türkiye’ye gelelim ve sizin ordularınızın saflarında düşmanlarınıza karşı çarpışalım. Çünkü Türk olmak, Türkler ile omuz omuza vererek Türk düşmanlarına karşı çarpışmak büyük şereftir.
 Burada, ilgili kuruluşlara resmen başvurduk! Bize dediler ki:
 -Siz daha 18 yaşınızı doldurmamışsınız. O bakımdan Türkiye’ye gitmenize izin veremeyiz!
 Yaşımız tutmadığı için Türkiye’ye gelemedik. O şereften mahrum kaldık. Buna, yıllarca esef edip yandık. Türk olmak, Türk milleti için Türk düşmanlarına karşı çarpışmak bizim için büyük şereftir! Yaşımız on sekizi doldurduğu zaman da, siz savaşı bitirmiştiniz.
 Bugün evimde, iki Türk kardeşimi misafir ettiğim için, Allah’ıma şükrediyorum!
 Yaşlı profesör durup durup aynı cümleyi tekrarlıyordu.
 -“Türk olmak şereftir! Türk olmak şereftir!” diyordu.
 Pakistan’da yaşlı bir profesörün ağzından bu cümleyi duymak, beni çok gururlandırdı. Dışarının o sıcak buharlı havası, birden bire savrulup gitti. Kendimi Sivas’ın o serin, o güzel yayla havasında hissettim. İçimde beyaz kumrular uğunmaya başladı.
 İstedim ki, TBMM’ne seçilmelerine rağmen, Türklüğü inkar eden o nasipsiz adamlar da, yanımızda olsalardı ve bir Pakistanlı profesörün kanaatini dinleselerdi: Türk olmak şereftir!  Cümlesini duyarak bir nebzecik utansalardı!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2062/turk-olmak-sereftir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar