Kadın dövülmeli erkek övülmeli mi?

Son günlerde kadın dövülmesi meselesi, gündeme oturmuş oldu. Birileri dövüldükleri için kadınların kocalarına teşekkür etmesi gerektiğini söyleyebilecek kadar zahirî bir tavır aldılar.
Gerçek bu mudur? Konuyu kısaca özetlemeye çalışalım.
Yukarıdaki ifadeler serdedenlerin kaynak olarak aldıkları ayet-i kerime şudur: "Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz (nüşûz) kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür." (Nisa, 4/34). Ayetin Türkçe anlamı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı mealden alınmıştır.
Görüldüğü gibi âyet-i kerimede geçen nüşûz kelimesi, kadının kocasına karşı gelip başkasına göz koyması demektir. (Ragıb el-İsfehanî, Müfredat, Nüşûz maddesi). Kocasına karşı başkaldıran ailenin devamını tehlikeye sokan geçimsiz bir kadını ikna etmek için öncelikle nasihatle durumun düzeltilmesi istenmektedir. Şüphe yok ki nasihat, yapılan hareketin neticesinde meydana gelebilecek olayların vahametinin uygun bir dil ile anlatılmasıdır. Bununla durum düzelirse, mesele kalmamıştır. Şayet kadın sözlü ve fiili serkeşliğini devam ettiriyorsa, ayette bildirildiği üzere, birinci tavır olan nasihatten biraz daha şiddetli bir vesile vardır, o da kadını yatakta yalnız bırakmaktır. Bu manalı davranış, başkalarının ilgisini çekmeğe son derece önem veren kadının tabiatına, İslam’ın derin ve psikolojik bir cezalandırma yaklaşımıdır. Bu yalnızlık içerisinde kalan kadın, olumsuz tavırlarını devam ettirmesi halinde bütün aile fertleriyle daimi bir yalnızlığı yaşatacak ayrılığa sebep olacağını düşünme imkânı bulabilecektir. Bu durumu tefekkür neticesinde, yeniden durum değerlendirmesi yaparak kocasına karşı yanlış tavırlarını gözden geçirmesine fırsat tanınmaktadır. Bu fırsatı değerlendirerek kadın, olumlu tavırları sergilemeye çalışabilecektir.
Bütün bu tedbirler aile içerisindeki olumsuzluğu gidermeye yetmezse, en son çare ve belki de aileyi dağıtmaktan kurtaracak nihai bir vasıta olarak şayet durumu düzeltecekse kadını yaralamayacak ve yalnızca korkutmaya yönelik korkutmaya müsaade edilmiştir. Bu müsaadenin kangren olmuş bir kolun kesilmesi suretiyle vücudu kurtarmak için yapılan son operasyon gibi aileyi kurtarmak uğruna başvurulan en son ve tek çaredir.  Zira işi bu raddeye getiren hususun, kadının bulunmaması gereken mekânlara devam etmesi ve orada ikamet etmesi halinde ortaya çıkan durum olduğu ifade edilmiştir. Yoksa evdeki herhangi bir tartışmadan dolayı kadını korkutmaya kalkışmak, haddi aşmaktır.
Resulullah (s.a.v.), bu ayeti nasıl uygulamıştır?
Kur’ân-ı Kerîm'in hayata tatbikini nefsinde yaşayarak Müslümanlara gösteren ve öğreten Resulullah’ın (s.a.v.) uygulamasına baktığımızda, bu ayetin anlamını ve nasıl uygulanması gerektiğini daha iyi kavramış oluruz. Resulullah’ın (s.a.v.), kadınlara yönelik yaklaşımında kesinlikle şiddet ve baskı içeren ne bir söylemi ne de eylemi mevcuttur. Resulullah’ın (s.a.v.) da, diğer insanlar gibi hanımlarıyla arası bozulmuş ve hatta bir defasında yirmi dokuz gün onlarla yatağını bile ayırmıştır. (Buharî, Salat, 18; Tirmizî, Savm, 6; Neseî, Talak, 32.) Böyle olmasına rağmen Resulullah (s.a.v.), bütün hayatı boyunca hiç bir hanımına el kal¬dırmamıştır. Hatta hizmetçilerine bile kesinlikle böyle bir mu¬amelede bulunmamıştır. (İbn Mace, Nikâh, 51; Dârimi, Nikâh, 34.) Aksine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın hanım kullarını dövmeyin.” (Ebu Davud, Nikâh, 43; İbn Mace, Nikâh, 51) Muaviye el-Kuşeyrî (r.a.), Resulullah’a (s.a.v.) gelerek, “Kadınlarımız konusunda bize ne emir buyurursun?” diye sorduğunda Resulullah (s.a.v.): “Yediklerinizden yediriniz, giydiklerinizden giydiriniz; onları dövmeyin ve onlar hakkında kabahat aramaya çalışmayın” (Ebu Davud, Nikâh, 42) diye cevap vermiştir.
Bir defasında kocaları tarafından dövülen kadınlar, Resulullah’a (s.a.v.) gelerek bu durumu şikâyet ettiklerinde, "Onlar sizin hayırlılarınız değillerdir" (Ebu Davud, Nikâh, 43; Ibni Mace, Nikâh, 51) buyurmuşlardır. Sabit b. Kays, hanımı (Cemile binti Abdullah b. Ubey) dövdü ve elini kırdı. Cemile’nin kardeşi Resulullah’a (s.a.v.) gelerek durumu şikâyet etti ve Resulullah (s.a.v.) Sabit’i çağırdı ve “Onun senin aleyhine olanı (mehri) ver ve onu boşa” buyurdu, o da “tamam” dedi. Resulullah (s.a.v.), Cemile’ye de bir hayız dönemini bekledikten sonra ailesine (anne-babasına) dönmesini emretti.( Ebu Davud, Talak, 18; Neseî, Talak, 53) 
Hz. Ebubekir (r.a.), “Resulullah (s.a.v.) kadınların dövülmesini yasakladı” buyurdu. Sonra onlar, erkekleri şikâyet ettiler ve Resulullah (s.a.v.) dövülen kadınlar ile erkekleri boşattı ( İbn Esir, Usdu’l-Ğabe, c. 7, s. 373). Bu yüzden İmam Şafiî: “En güzel ve en doğru olanın kadının kötü ahlâkına sabretmektir, dövmek değildir” dediği rivayet edilmektedir ( el-Azimâbâdî, Avnu’l-Ma’bud, c. 6, s. 185). Bazı âlimlerimiz de, Resulullah (s.a.v.)'in yukarıda aktardığımız tavırlarını örnek göstererek, kadını dövmeden sadece tehdit ile yetinilmesi ge¬rektiğini ifade etmişlerdir (Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslam, c. 7, s. 340). 
İmam Buharî, Resulullah’ın (s.a.v.) hadislerini topladığı “Sahih”inde ilgili ayet için açtığı “Bab” başlığını “Kadının dövülmesinin mekruh olduğu” şeklinde bir başlıkla açmıştır ve Resulullah’ın (s.a.v.); "Siz köleyi döver gibi hanımlarınızı döver, sonra gece yatağına mı gider¬siniz?" (Buharî, Nikâh, 93; İbni Mace, Nikâh, 51) diyerek kadınlarını dövenleri kınayan hadisine yer vermiştir. Keza İmam Darimî de, Resulullah’ın (s.a.v.) Hadislerini topladığı Sünen adlı eserinin Nikâh Kitabında “Kadının Dövülmesinin Nehyedildiğine Dair Bab” diye bir başlık açar (c. 2, s. 1424).
Bütün bu izahlardan, kadının dövülmemesi gerektiği ve hatta bu yola tevessül edilmemesi lazım geldiği açıkça ortaya çıkmıştır. Kadınları dövme konusunda, Resulullah’ın (s.a.v.) aleyhte sözleri mevcutken ve hayatı boyunca tatbik etmediğinin bildiği halde, Kadınları dövmeye kalkmak bir eşkıyalıktır. Faziletli mü'min, aile hayatında bu yola başvurmayan şahsiyetli kişidir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2056/kadin-dovulmeli-erkek-ovulmeli-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar