Müttefiğe Zeytin Dalı!

Eklenme Tarihi: 05.03.2018 16:51:52 - Güncellenme Tarihi: 05.04.2020 22:53:12

Zeytin dalı barışın sembolüdür. Barış ise büyük değer!

Savaş ve kaos çıkarmak amacıyla ittifak kurmak ne kadar büyük bir insanlık suçuysa, barış ve refah için ortak çalışmak, güç birliği yapmak, ittifak kurmak, müttefik olmak bir o kadar büyük erdemdir. Mazlumun yanında durarak acıyı, gözyaşı ve esareti ortadan kaldırmak, hak ve hukuku hakim kılmak üzere yola çıkmaksa bilgeliktir, irfan ve medeniyet sahibi olmaktır. Bu yolda tek başına kalmak ise; şüphesiz insanlık adına vahim olsa da insanlık değerlerinin korunması için verilen büyük bir hizmettir.

Bugün bölgesinde ve dünyada hak ve hukukun tesis edilmesi yolunda mücadele veren Türkiye?yi değerli kılan, köklü medeniyetinden gelen değerlerini her şeye rağmen koruyabilmiş olması ve savunmak yönünde güçlü bir irade ortaya koyabilmesidir. Tek başına kalmayı göze alarak hak ve adalet davasında tavizsiz ilerlemek, mücadele vermek ve ayağını bastığı her yere ümit ve insanlık değerlerini götürebilmek irade ve kabiliyeti Türkiye?yi bugün medeniyetin en üst noktasına çıkarıyor, yüceltiyor ve adeta yıldızlaştırıyor.

Müttefikliklere Zeytin Dalı!

Düşünüldüğünde ne kadar acıdır, müttefiklerine yani dostlarına zeytin dalı uzatmak!

Pekala; bir devlet için imza konulan sözleşmedeki kabulleri unutmak mümkün müdür?  Tabi ki olamaz!

Esasen müttefiklik sözleşmesi ilk anda aynı sözleşmeye imza koyanlar arasında karşılıklı uzatılan zeytin dalıdır ve imza konulan metinler sizi ortağız, dostuz, beraberiz noktasına getirir.  Ancak; en zor anınızda aynı sözleşmeye imza koyduğunuz müttefikiniz, varlığınızı tehdit eden terör örgütleriyle birlikte karşınıza karşıt bir güç olarak çıkarsa ne olur?  Bu durum müttefiklikle açıklanabilir mi? Dahası müttefiklikle bağdaşır mı ve bu çarpık anlayış acaba neyi temsil eder? Müttefiklik bağını uluslararası antlaşmalarla imza altına alanların karşınıza sizi tehdit edecek araçlarla birlikte geçmesi ne demektir?  Ve bu çerçevede olup biteni anlamak için sorulacak pek çok soru?

Uzun yıllar boyunca idrak etmekte zorlanılsa da bugün artık akvaryumun suyu berrak ve özellikle Suriye?deki sürece dahil olan bazı müttefiklerin tutumları niyetlerini ortaya koyuyor ve her şey tüm açıklığıyla görünüyor. Özellikle 2015 yılından itibaren devam eden ve bugünlerde ortaya çıkan saldırılar ve somut gelişmelerle netleşen müttefiklerin olumsuz ve Türkiye karşıtı  tutumları, artık Türkiye için kavranması zor ve büyük hayal kırıklıklarıyla devam eden bir sürecin tamamlamasına yol açmıştır.

Türkiye artık olaylara rasyonel bir çerçeveden bakıyor ve kararlılıkla milli çıkarlarını korumak yönünde inisiyatif alıyor.  Bunun bir sonucu ve büyük devlet olmanın gereği olarak Türkiye ayakları yere basan soğukkanlı bir tavırla müttefiklerine kapılarını kapatmıyor ve ?zeytin dalı uzatarak bir şans daha tanımak? üzere politika izliyor. Türkiye?nin bu tutumunun ne büyük bir asalet göstergesi olduğunu tarih kaydediyor.  Söz konusu erdemli tutum; kadim bir medeniyete sahip olmanın, irfanın, bilgeliğin ortaya koyduğu bir tavırken, dostların yada müttefiklerin anlamlı tepkisizliği yada edepsizliğini de iyi anlamak gerekiyor!

Pekala müttefiklik kavramını yoksa biz mi yanlış biliyoruz, yada muhataplarımız mı? ve acaba bazı kavramlara biz mi farklı anlam ve değer yüklüyoruz, düşünmek gerekiyor.

Bakalım! müttefiklik nedir?

Türk Dil Kurumu ?bağlaşık olan? demiş, esasen anlaşma ile bağlanmış olan,  ittifak halinde olan, işbirliği yapanlar topluluğu, aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olanların oluşturduğu topluluk, anlaşmaya dayalı birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan anlamında kullanılıyor.

O halde; müttefiklik tek tarafa değil tüm taraflara karşılıklı sorumluluk yüklüyor. Bir örnek üzerinden gidelim, örneğimiz NATO olsun.

  • Yirminci yüzyılın en büyük askeri ittifakı olan NATO yani Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü(North Atlantic Treaty Organization) 1949 yılında 12 ülkenin (Belçika,  Lüksemburg,  Kanada, Hollanda, Norveç, Danimarka, Portekiz, Fransa, İzlanda, İtalya, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri) Kuzey Atlantik bölgesinde istikrarı sağlayarak  üyelerinin "özgürlüğünü, ortak miras ve medeniyetini korumak" amacıyla ve Sovyetler Birliği'nin Avrupa'daki etkisini kırmak üzere kurulmuştur.  Türkiye ise NATO?ya 1952 yılında Kore savaşına(1950) katıldıktan sonra, Yunanistan ile aynı zamanda katılmıştır. Almanya (1955), İspanya (1982), Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan (1999), Litvanya, Bulgaristan, Estonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Letonya (2004), Hırvatistan ve Arnavutluk (2009), Karadağ(2017) ise ittifaka Türkiye?den daha sonra katılan ülkelerdir.

1955 yılında ise Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri NATO'ya karşı bir askeri güç olarak Varşova Paktını kurmuşlardır. Ancak Sovyet Cumhuriyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasıyla birlikte Varşova Paktı dağılmıştır. Paktın dağılmasıyla komünizme karşı kurulan NATO ?nun kuruluş amacı bir bakıma ortadan kalkmış ve amaç değişikliğine giderek ?üyelerin istikrarını tehdit eden ?terörizm? gibi tehditlere karşı savunma yerine müdahaleci bir görev üstlenmesi? söz konusu olmuştur.  Askeri işbirliğinin önemli bir yer tuttuğu NATO antlaşmasında ?üye ülkelerden birine  herhangi bir saldırı olması halinde diğer üye ülkeler, saldıran ülkeyi ortak düşman olarak tanıyıp, askeri birlik gönderme ya da askeri müdahale dahil yaptırım uygulama hakkına sahip kılınmıştır.?

Türkiye?nin  NATO?da askeri kabiliyet bakımından  özel bir yeri vardır ve öyle ki; Türkiye NATO?nun en önemli ve yüksek kabiliyete sahip askeri güçleri arasında ilk sıralardadır. Kore, Afganistan, Bosna gibi pek çok yerde bu kanıtlanmıştır.

Türkiye kuruluşundan beri NATO savunması kapsamında Varşova Paktı?na (Doğu Blokuna) karşı dik durmuş ve NATO?nun güney sınırını korumuştur. Bu uğurda kalkınması için kullanabileceği fiziki, mali ve insan kaynaklarını üye olmazdan da önce başlamak kaydıyla harcamış ve halen harcamaya devam etmektedir.

 

Afrin?e Zeytin dalı harekatını doğru okumak!

 

Türkiye karasal alandaki NATO?nun güney sınırlarına olan terörist güçlerin tehdidini doğru okumuş ve önce Fırat Kalkanı sonraysa Zeytin Dalı harekatını başlatmıştır. Bu kapsamda Zeytin Dalı Harekatı Afrin üzerinden ?kadim devletimizin ve asil milletimizin tüm dünyada insanlık için adaleti hakim kılmak yönündeki niyet beyanı ve hareketi? olarak öne çıkmıştır. Bu nedenle bulunduğu coğrafyada  barışı tesis etmek, adaleti sağlamak, hakkı hakim kılmak ve haklının yanında olmak üzere mazlumlara kucak açmıştır. 

Yine bilindiği gibi harekat uluslararası hukuk temelinde BM Sözleşmesi'nin 51. maddesine dayalıdır ve hedef terör örgütleridir ve harekat Türkiye?nin meşru müdafaa hakkı kapsamında devam etmektedir.  Ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nde alınan terörle mücadeleye ilişkin 1373, 1624, 2170, 2178 sayılı kararlar uyarınca, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı esasına göre yürütülmektedir." Bunun yanında  "Harekat uluslararası hukuk temelinde zorunluluktan doğmuştur.  Ancak ABD müttefikimiz olarak Türkiye?yi tehdit konusunda Türkiye?nin gerekçelerini anlamazken; yakın geçmişte  ve halen NATO için karşısında durduğumuz Rusya gerçeği net olarak görmüş ve Zeytin Dalı harekatında Türkiye?nin haklılığını kabul etmiştir.

 

Türkiye?nin beka meselesi!

Türkiye kendisinin ve coğrafyasının bekası için büyük bir devlet ve kabim bir medeniyetin sahibi olarak üzerine düşen görevi yapmış ve Afrin üzerinden tüm dünyaya Zeytin Dalı uzatmıştır. Türkiye meşru müdafaa hakkının verdiği büyük güçle milletiyle, devletiyle, askeriyle, siviliyle ve tüm unsurlarıyla tek vücut olarak mücadeleye karar vermiş, hakiki müttefik ve gönül coğrafyasındaki devlet ve insanların destekleriyle harekatı başarıyla sürdürmektedir.  Ve tabi ki; Türkiye aynı sözleşmeye imza koyan müttefiklerinden müttefikliğin gereklerini yerine getirmelerini beklemektedir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2038/muttefige-zeytin-dali

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

05.04.2020 Tarımsal Mafya (1)
24.03.2020 Kötünün kötüsü korona mı?
15.03.2020 Bilgelik Çağı
09.03.2020 Gençlerin Tarım İlgisi!
28.02.2020 Üçüncü Tarım Orman Şûrası
21.02.2020 İkinci Tarım Şurası ile AB Müzakere Süreci
20.02.2020 İkinci Tarım Şurası
12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1