Halka inilir mi, çıkılır mı?

Son yüzyılda hatta Tanzimat sonrası depreşen özellikle Fransa ve Avrupa’da eğitim gören insanlarımızın öz kültürümüzden ve halktan kopuşu günümüze değin devam ediyor. İçinden çıktığı toplumu kendi doğruları çerçevesinde dönüştürme gayretine giren yeni aydın tipi yaklaşık iki yüz yıldır toplumumuzla cedelleşmeye devam ediyor.
Türk aydınları her ağzını açtığında halkın cahilliğinden dem vurup, halkın anlamadığı kelime ve cümleler ile meramını anlatmaya çalışmaktadır. Özellikle seçim dönemlerinde pek çok siyasetçi de halka ineceklerini ve oy oranlarını arttıracaklarını açıkça söyleyebilmektedir. Halka inecek olanlar demek ki o kadar yüksekteler ve halk da o kadar çukurda ki halka inmek için kuyunun dibine merdiven indirmek gerekiyor. Aydın-halk uçurumunu görebiliyor musunuz? Kimin aşağıda kimin yukarıda olduğunu size bırakıyorum.
Halka inmek demek, halkı hor ve küçük görmenin gururla ifade edilmesidir. Maalesef ülke aydınımız bu kısır döngüden bir türlü kurtulamadı. Bir zamanlar inmek istediği halktan biri iken aldığı eğitim ve gelir düzeyinin biraz yükselmesi ile kendine üstünlük atfeden aydınımız bir anlamda çıktığı yumurtayı beğenmemektedir. Bizim aydınımız halktan kopuk olduğu gibi duruş ve görüşleri ile de toplumumuzu negatif motive etmektedir. Klasik ‘bizden adam olmaz’ deyimi de aydınlarımızın büyük çoğunluğunun hala genel görüşüdür.
Bence aydın, görüş ve uygulamaları ile topluma ufuk açan ve kendi halkını ve kültürünü küçümsemeden dünyaya açan ve değerlerinden söz ettiren kişi olmalıdır diye düşünüyorum. Eskilerin Münevver dediği ve gerçek aydınlanmış kişileri tarif eden bu kelime günümüzde biraz erozyona uğramıştır. Bugün bir şekilde meşhur olmuş televizyon ve gazetelerde boy gösteren hemen her meslekten kişiye aydın denilmekte veya bu kişiler kendilerini aydın sanmakta ve ahkam kesmektedirler.
Türkiye’deki aydın profili kendi kültürüne, milletine ve devletine yabancı ve kendinden olana önyargılı ama yabancı olanı sorgusuz sualsiz kabullenen bir profil çizmektedir. Aydınımız veya aydın geçinenlerimiz özellikle Batı karşısında kendini ezik hissetmektedir. Bu ezikliği kendi kültür ve tarihinden geldiği gibi bir zanna ve saplantıya giren aydınlarımızın gerçekten aydınlanmaya ihtiyaçları var diye düşünüyorum.
Aydınlarımız içinde yaşadığı halkımıza karşı önyargılardan kurtulduğu gün, halka inme paranoyası da bitecektir. Albert Einstein’ın “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zordur”  veciz sözü aydınlarımızın ne kadar zor bir girdapta olduğunu özetlemektedir. Ülkemiz aydınlarımız ile büyüyecektir. Aydınlarımız ne kadar halkla bütünleşirse yaptığı işler o kadar takdir edilecek ve yazdığı, çizdiği, ürettiği eserler o kadar çok okunacaktır. 
Mesela önceleri çekilen yerli film ve diziler pek izlenmez ve dalga geçilirdi. Son yıllarda sinemalarımızda vizyonda olan filmlerin büyük çoğunluğu yerli filmlerden oluşmakta ve seyirci sayıları ile rekorlar kırmaktadır. Televizyonlarımızda yabancı dizi hemen hemen kalmadı. 
Demek ki bu milletin içinden ve kültüründen üretilen her türlü esere halkımız sahip çıkmaktadır. Toplum ile aydın kesimimiz birbirini anladığı zaman hem ülkemiz hem de dünya önemli değerler kazanacaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2037/halka-inilir-mi-cikilir-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar