Millet ve milliyetçilik üzerine

Eklenme Tarihi: 28.02.2018 09:25:05 - Güncellenme Tarihi: 23.02.2020 20:46:05

İnsanların mensub olduğu millete  meşru dairede duyduğu sevgi ve bağlılık fıtratlarının bir tezahürüdür. Bu tezahürün kavramsallaştırılması "milliyetçilik" olarak isimlendirilmiştir. Milliyetçilik  üzerine zaman içerisinde o kadar farklı anlamlar yüklenmiştir ki,  kimi zaman milletlerin birbirini ötekileştirirken kimi zaman ise birbirlerini tanımaları ve kaynaşmaları için kullanılan bir araç olarak algılanmıştır. Ancak tarih içerisinde değişmeyen tek şey ise insanların nazarındaki yeri ve önemi olmuştur.
Evrensel bir değer olan milliyetçilik, Batı'da iki mahiyette tezahür etmiştir. Birincisi, Fransız ulus devleti ile eşzamanlı olarak meydana gelmiş, kozmopolit, evrensel ve aydınlanma felsefesine dayanan medeniyetçi yapısıyla Fransız milliyetçiliği; ikincisi ise medeniyet olgusunu Alman  kimliğine yabancı ve sunni gören romantiklerin benimsediği ve merkeze kültürü olarak medeniyet prensibinin reddine dayanan Alman milliyetçiliğidir. Fransız milliyetçiliği ne kadar "medeniyetçi" ise Alman milliyetçiliği de o kadar "kültürcü" bir gelişim göstermiştir. Avrupa'daki milliyetçilik bu iki damar üzerinden yürümüştür. Bu haliyle Batı'daki milliyetçiliğin politik ve sivil toplum gerilimi üzerine oturduğu gözlemlenmektedir. 
Türk tefekkürü tarihi açısından kültür bir milletin hayatı ve yaşam tarzıdır. Medeniyet ise değerler ve inançların oluşturduğu sistemdir. Sosyal bünyeyi oluşturan müesseseler bu değer ve inançların bir ürünü olarak ortaya çıkar. Medeniyet, kültürün oluşmasına kaynaklık eden bir inanç ve ahlak nizamıdır. Kültür ve medeniyet kavramlarına bu perspektiften bakıldığında iki önemli medeniyet kaynağı göze çarpar: Hristiyanlık ve İslamiyet. Hristiyanlık medeniyeti, Batı'daki milletlerin kültürünün oluşmasına etki de bulunmuş, İslamiyet ise Türkiye'ninde içinde bulunduğu İslam milletlerinin kültürünün oluşmasına kaynaklık etmiştir.
Merhum Erol Güngör'ün ifadesi ile "bizim kültür dediğimiz şey medeniyetlerin cemiyete intikal ediş tarzı ve onlarca benimsenmiş şeklidir" ve "Türk milliyetçiliği modernleşmeyi milli kültür temeline dayayarak içtimai, iktisadi ve idari yapıyı ilim ve teknoloji ile kuvvetlendirme gayretidir."  Göngör'e göre "milliyetçilik sadece bir doktrin veya dogmatik bir sistem değildir." Başka bir ifadeyle milliyetçileri fikri planda özgün ve özgür görüşleriyle birbirini tamamlayan mütemmim bir cüzün parçaları olarak görmeyerek emir komuta zihniyetinde yekpare bir bütünün parçaları olarak görmek milliyetçileri yeni yeni problemler karşısında sahip olunması gereken esneklikten mahrum edebilecek ağır bir sorundur. 
Bugün çok çetin sorunlarla karşı karşıya kalan milletimizin bayrağına ve devletine sahip çıkıp tarih sahnesinde önder bir millet olarak yer alabilmesinin yolu,Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliğinin manevi temellerinin oluşturulmasından geçmektedir. Bu kapsamda milliyetçilik ne ırka dayanan ne de otoriter idari sistem olarak algılanan zihniyetten uzak sosyolojik kültür temelinde halka dayanan siyasi bir anlayış olarak görülmeli ve bir imkan olarak değerlendirilerek hayata geçirilmelidir. 
Hatmi kelam olarak, Türk milliyetçiliği bu topraklar üzerinde çetin ve zorlu bir mücadele ile kurulmuş milli devletin siyasi birliğine sadakatle bağlanan vatandaşlarını birbirine kenetleyecek olan milli kültürü kuvvetlendirme davasının adıdır. İşte Türkiye'de sivil ve siyasal toplumun bu hedefi gerçekleştirmek için göstereceği gayret, Türkiye'nin dünyadaki milletler/devletler arasındaki konumunun neresi olacağı hususunda en belirleyici unsur olacaktır. Bölgemiz başta olmak üzere dünyanın süratli bir değişim içinde olduğu tarihi dönemeçte,Türk milliyetçilerinin ülkemizin istikbali adına ne kadar hassas bir sorumluluk içinde oldukları açık bir şekilde ortadadır. 
  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2023/millet-ve-milliyetcilik-uzerine

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR