İslam dünyasında niçin bir muhalefet geleneği oluşmadı?

İslam dünyasında bir muhalefet geleneği  oluşmadı.  Bunun çeşitli nedenleri var; en başta eleştirel düşünceye hoş görü ile bakılmaması geliyor. İktidarla dinin özdeşleştirilmesi, sizden olan emir sahiplerine itaat edin (Nisa 59) ayetinin her türlü yönetimi meşrulaştırmada bir araç olarak kullanılması,  ortaya –hastalıklı- bir itaat kültürünün çıkmasına neden olmuştur.
Din devlet özdeşleştirilmesi, her türlü eleştirinin dine karşı bir tecavüz olarak değerlendirilmesine yol açmış, farklı düşüncelerin önünü tıkamıştır. Yönetenler de bu özdeşleşmeyi iktidarlarının devamı için kullanmışlardır.
Eleştirinin dine tecavüz gibi değerlendirildiği toplumlarda kimse rahat rahat fikrini söyleyemez. Düşünce hayatı kısırlaşır, siyaset tek sesli bir hale dönüşür. Onun için demokrasi ile yönetilen tek bir İslam ülkesi yok. Çünkü hiç biri çoğulcu değil. İktidarların politikalarını eleştirmek büyük bir cürüm gibi değerlendiriliyor. İnsanlar suçlu durumuna düşmemek için düşüncelerini yutmak durumunda kalıyor.
Sizden olan emir sahiplerine itaat edin ayetinden, İmam-ı Maturidi,devlet adamlarının değil, fakihlerle savaşta komutanların kastedildiğini söylemiş,ayeti o şekilde tefsir etmiştir. Maturidi, Sizdendir diye zalim bir yönetime boyun eğmeyi Allah’ın emretmiş olamayacağını bunun zulme destek anlamına geleceğini, Allah’ın böyle bir durumdan beri olduğunu ifade etmiştir. Normal bir akıl yürütme ile Maturidi’nin vardığı bu sonuca varmak mümkündür.
İslam dünyasının bugün en büyük problemlerinden biri işte din olmayan şeylerin böyle –din gibi- algılanması ile ilgilidir. Aynı yansıtma biçimlerini bugün de görmek mümkündür. Partiler,liderler,cemaatler, tarikatlar ve şeyh efendilerin her biri kendi çapında birer dini figürdür, eleştirilmeleri neredeyse imkansızdır. Dini olmayan şeylerin böyle din haline getirilmesi toplumu düşünemez,aklını kullanamaz, birer robot haline getirmiştir. Topluma ahlak getirmek için kurulan müesseselerin çoğu birer robot yetiştirme okuluna dönmüştür.
Bu algı biçimi devam ettiği müddetçe İslam dünyasında yeni bir rönensansın başlatılması mümkün değildir. Aklın olmadığı yerde rönensans olmaz. Toplum yönetenlerin, yönetimde başarılarından ziyade onların dini veçhelerine veya kendince yüklediği imajlara bakıyor. Başarı bir kriter olmaktan çıkıp bizden veya başkalarından olmak yegane kriter haline geliyor. İtaat kültürünün hakim olduğu yerlerde bir siyasetçinin ideolojisi onun başarılarından veya başarısızlıklarından daha etkili bir araç halini alabiliyor.
Bu körü körüne sadakatin İslam’la hiçbir alakası yoktur. Tam tersine akletmeyi,kritik etmeyi,düşünmeyi emreden İslam’ın ölçülerine de aykırıdır. Üstelik bu algı biçimi  toplumu cahilleştirmekte,öğrenme iştiyakını yok etmektedir. Partiler,Liderler,cemaat veya tarikatlar birer iman odağı haline gelince düşünmenin, bu sayılanlara rağmen fikir serdetmenin anlamı da kalmamaktadır. Kamuoyunda yapılan tartışmalara, fetva adı altında verilen siyaset yüklü  beyanlara bakarsanız ne dediğimi anlarsınız. İslam, kendini esir alan bu düşünce sefaletinden kurtulmadıkça, İslam dünyasının bir sıçrama yapması mümkün değildir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2013/islam-dunyasinda-nicin-bir-muhalefet-gelenegi-olusmadi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar