Suriye de tarihe yardım etmelidir

Suriye’de oyun içinde oyun kuruyorlar. Kimse açık bir politika izlemiyor. Suriye’nin barış içinde huzura, istikrara kavuşması hiçbir gücün, hiçbir aktörün umurunda değil. Herkesin kendine göre bir gizli planı var. Herkes kendi amacını gerçekleştirmek için çabalayıp duruyor. Suriye’nin o güzelim şehirlerinin, o şehirlerdeki tarihi yapıların, kültürel dokunun yakılıp yıkılması kimseyi ilgilendirmiyor.

Bir görüşe göre ABD’nin, başından beri ne yaptığı, ne yapmak istediği belli değil. Bizce ABD’nin buradaki öncelikli amacı, varlığını emrine verdiği İsrail’in önünü açmak. Bunun için Suriye’nin kolunun kanadının kırılması gerekiyordu. Onlar için ilk önemli amaç budur. Ne kadar çok yıkıma, ne kadar çok kıyıma, katliama sebebiyet verirlerse o kadar başarılı olacaklardı. DAEŞ hayaletini bunun için peydahlayıp ortalığa saldılar. PYD’yi, YPG’yi bunun için desteklediler, korudular. Bu stratejilerini sürdürüyorlar.

İdeolojik konumlanmalarını sözüm ona ABD karşıtlığı üzerine kuran Stalinist komünistlerin İslâm varlığına karşı ABD’nin beslemesi olarak ihanetlerine devam etmesinde anlaşılmaz bir durum yoktur. Bunlar böyle alçak, kişiliksiz güruhtur. Böylece küfrün tek millet olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştır.

Suriye’yi en zayıf duygularla bile sahiplenmesi gereken Esad’ın, en ufak bir sorumluluk göstermeden kimyasal saldırılarla katliam yapmak dâhil kendi halkına vahşet sergilemeye devam etmesi, zalim ortaklığın en aşağılık yüzünü ortaya çıkarmıştır. Rusya nüfuz elde etmek, nüfuzunu korumak ve genişletmek için herkesle birlikte olabiliyor. Değişen durumlara göre Esad’la da, ABD ile İran’la, Türkiye ve PYD ile birlikte hareket edebiliyor.

İran’ın planları daha başka. Umarız Katar üzerinden kendisine de yapılan operasyonlar ve Kandil’in doğu yakasında PEJAK’ın saldırılarından sonra yolunun yol olmadığını anlar da Şiilik saplantısı ile dar açılı kanlı, kirli siyaseti daha fazla sürdürmez. Sırf bu saplantılar sebebiyle çoğu yaşlı, çocuk, kadın yüz binlerce, milyonlarca masum sivilin ölmesine ve sefaletine yol açtığı saçma sapan işlere girişmez. Lafa gelince İsrail’i, ABD ve Siyonistleri hedef gösterip, pratikte ise onların istedikleri ortamı yaratmaya yarayan politikalarını gözden geçirir.

Türkiye, Fırat Kalkanı’ndan sonra Zeytin Dalı harekâtı ile sahada konumunu sağlamlaştırdı. Türkiye’nin kararlı, sert ve etkili müdahalesi, hain emelleri olanlara korku, başta Suriyeliler olmak üzere ümmete umut verdi, vermeye devam ediyor.

Gelinen noktada geri dönüş yoktur, olamaz. Türkiye’nin eli güçlendi. Bölgede özü sözü bir, yalansız dolansız siyaset sürdüren tek ülke Türkiye’dir. Her şeyden önce üç buçuk milyon kardeşimize kucak açmış, onların yaşamasını temin etmiştir.

Ama biz biliyoruz ki, bataklığı kurutmaksızın mikroplarla birlikte sorunlar üremeye devam edecektir.

Bunun için ne yapmalıdır?

Yapılanlar doğrudur.

Evvela Suriye’de oluşturulacak kurtarılmış ve güvenli bölgelere Suriyelilerin dönüşü sağlanmalıdır. Bir an önce bütünlüğü sağlanmış Suriye’de makul bir liderin öncülüğünde yeni bir döneme geçmek için çaba göstermeye devam etmelidir. Çünkü işgalci emperyalistler Suriye’nin parçalanmasını ve insansızlaştırılmasını istemektedir. En kötü barış bile savaştan iyidir. Normalleşme sağlandığı takdirde bunca acı tecrübe sonrasında tarih Suriye’de akması gereken yöne yönelir.

Tarihin bütün hesapları bozan veya yeniden düzenleyen bir akış düzeni vardır. Tarihe akış kazandırılamıyorsa hiç olmazsa onun akışına engel olunmamalıdır. Tarihe yardım etmelidir.

Sözünü ettiğimiz, esasen Türkiye’nin de ana politikasını oluşturan unsurlar, onların amaçlarını suya dürecektir. Sabırla bu yolda ilerlemeye devam edilmelidir. Allah sabredenlerle beraberdir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2008/suriye-de-tarihe-yardim-etmelidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar