Kut’ül Amare (Mehmetçik)

1916’lardan bahsediyoruz...

Kut, Dicle Nehrinin güneyinde İngilizlerin saldırısına maruz kalan bir kasaba.

Osmanlı henüz 1. Dünya Harbine dahil edilmemiş, Irak ve Suriye toprakları elimizde.

...

Ancak Abdülhamit gibi bir deha, İngilizlerin desteği ile tahtan indirildikten sonra özellikle petrol bölgelerine felaketler yağmaya başladı.

İçimizdeki hainlerin desteğiyle aç kurtlar gibi saldırdılar.

...

Osmanlı yönetimi, İngiliz yanlısı darbeci ittihatçı paşalar diye geçen Enver, Talat, Cemal gibilerinin elinde, söz sahibi onlar. O günün güya dostu İngilizler, aynen bu günkü sözde müttefikimiz ABD gibi sekiz yüzlü. Yeri gelir senden yana, yeri gelir ondan yana...

...

Askeri komutada birinci adam Enver Paşa...

Osmanlı ordusu Kut’ül Amare’de İngilizlerle kapıştı. Aynen Çanakkale misali, çok çetin bir savaş oldu. İngilizler ilk defa havadan saldırı ve ikmali bu savaşta kullanmışlardır.

Allah’ın taktiri, havadan atmış oldukları mühimmat ve yiyecekler askerimize nasip oluyordu.

...

Sonuçta düşmanı mağlup ederek teslim almanın zaferi Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Orduya nasip oldu. Osmanlı’nın 350 subay  ile 10 bin şehidine karşılık,

İngilizlerin 30 bin zayiatı.

Ayrıca 13 general, 481 subay, 13 300 er esir alınmıştır.

Öylesi bir zafer 1952’lere kadar bayram olarak kutlanırken, Lozan sonrası gündeme gelen NATO ittifakında İngiliz’in hatırına  tarihin tozlu arşivlerinde unutulmuştur!

...

Gerçek olan odur ki, İngilizler önce padişahı hallettiler sonra da dişlerine göre buldukları İttihatçılara bindirerek Osmanlı’yı parçaladılar, yediler bitirdiler... Kim ne derse desin Şam ve Bağdat nasıl ki İngiliz’in projesi ise Ankara’da onun projesidir.

Bu sahnelerden gerçek kahraman çıkmaz...

...

Kut’ül Amare, bu milletin destanlarından birisidir. Hem Çanakkale hem de Kut’ül Amare Osmanlı’nın sahneden çekilmeye yönelik son sözü sayılır.

Ondan sonrası bataklık, batılılaşmaya teslimiyet.

...

Enver Paşa, Osmanlı’nın yıkılışında en büyük harcı olanlardan.

Çanakkale şanlı bir destan amma, savaşın arka planı İngilizlerin boğazlardan geçerek Alman Ordusunu vurmasını engellemeye yönelikti. Savaşı Alman general Von Sanders yönetti, bizimle alakası yokken 56 bin  vatan evladı şehit edilmiştir.

97 bin kişi kaybolmuş, 11 bin kişi sakat kalmıştır.

Keza Sarıkamış dağlarında tek bir kurşun atmadan soğuktan donarak şehit olan 90 bin askerimizin sorumluluğu Enver Paşa’nın beceriksizliğinde, aklında, ittihatçılığında...

...

İttihatçılar arasında iktidar kavgaları olunca da Enver Paşa Ankara hükümeti tarafından ülkeye sokulmamış, diğerleri Talat ve Cemal kaçtılar deniyor. Enver Paşa’nın yıllar sonra mezarı Tacikistan’inBelçivan kentinden 1996 yılında getirilerek namazını kılmak, Kültür Bakanı İsmail Kahraman ile Devlet Bakanı Abdullah Gül’e nasip olmuştur...

...

Bazıları Enver Paşa’yı damardan övse de ben aynı fikirde değilim.

Bu kişi hem ittihatçı hem de Osmanlı düşmanı...

Sonradan aynı ekiple anlaşmazlığa düşmesi haklılığını göstermez.

...

27 Mayıs darbesinin müsebbiplerinden birisi de merhum Türkeş değil mi? Ülkenin 50 yıl geri gitmesine neden olmakla aralarında benzerlik olduğunu söyleyebilirim.

O da Enver Paşa gibi birlikte olduğu darbecilerle sonradan iktidar çekişmelerine düşmesi kaideyi değiştirmez. Millete ait olan günahları da silmez.

...

Kut’ün Amare olayının yapımcı ve senaristi  Mehmet Bozdağ ve arkadaşlarına, diziyi finanse edenlere milletçe teşekkür borçluyuz. Umarım küllendirilmiş daha niceleri, ekranlara getirilerek bu milletin evlatları “yalan tarih”  rezaletinden kurtulmuş olur...

...

Dizi’ye esastan değil de usulden bir iki eleştirim var.

Ana temada Enver Paşa işleniyor, hadi onu geçelim de yemin şekli orijinali ile hiç de bağdaşmıyor. Silah, bayrak, Kur’an üzerine yemin sonradan bitme kuvayicilerin işidir.

“Ölmek var, öldürülmek var, öldürmek var...”

Aslı yemin; vallahi, billahi, tallahi...

...

Bir diğeri; çölün ortasında kadın ilişkilerinin ön palana çıkarılması, kan ve barut kokan bir ortamda soğuk bir şekilde sırıtıyor. Seyirciye  Yeşilçam havası veriyor.

...

Ruh olarak muhteşem...

Diğer dizileri de görüyoruz, ne kadar gayretli olsalar da ruhsuz. Kadın cinselliği ve teşhircilik birinci planda. Seyirciye verdikleri hiçbir şey yok.

Aslının aynıdır...

...

Kut’ül Amare’yi özellikle gençler olarak izleyelim...

Ancak TV 1. Kanal cıvıtıyor... Geçen hafta seyirci ekran başında kaldı.

Sonlara doğru ara vermelerde, reklamlarla 15 dakika bekletildikten sonra  bir iki cümle ile sonlandırılması seyirciyi kandırmaktır, olayı hafife almaktır...

Beyler..! Bu dizi hafife alınacak cinsten değildir, kendinize gelin.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2002/kutul-amare-mehmetcik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar