Biz geliyoruz, geleceğiz. Canını seviyorsan çekil!


Biz geliyoruz, geleceğiz. Canını seviyorsan çekil!

Gâvurun kılıcını çalanlar dışında herkes işin gerçek yüzünü artık gördü, görüyor. Maskeler düşüyor. Artık niyetlerini de gizlemiyorlar. Dil ve tutumlarında diplomatik, nezaket ve inceliklerinden de eser kalmadığı için bodoslama verdikleri mesajlar, hemen herkesin anlayacağı cinsten. ABD öncülüğünde Haçlı Siyonist ittifakın Müslüman coğrafyayı yerle bir ederek sömürmeye devam etmek istediklerini anlamayan kaldıysa, bizim de bu aptallara diyecek bir sözümüz yoktur. Biz yediden yetmişe millet olarak ABD’nin zaten bildiğimiz niyet ve amaçlarını bir kez daha tekid ettik ve millet olarak gereğini yapacağız.

On binlerce kilometre öteden gelip de coğrafyalarımızı işgal etmenin hiçbir akli, insani, ekonomik gerekçesi olamaz. İleriye sürülen hiçbir gerekçe, sebep oldukları bunca soygunu, sürgünü, katliamı, kıyımı, yıkımı haklı gösteremez. ABD ve onunla birlikte hareket edenler her geçen gün, güç, güven, itibar kaybediyor. Dünyanın her yerinde özellikle bizim coğrafyalarda ABD ve onun şımartılmış zorbası İsrail, gittikçe büyüyen bir nefretin muhatabı oluyorlar. Zaten ABD’nin bunca olumsuzluğu göze alan çılgınlığının tek nedeni İsrail’i korumak, kollamaktır. Bir sır olmayan bu gerçeği herkes biliyor. Bu arka çıkmayı, üstelik çok kaba, fütursuzca, pervasızca yaptılar, yapıyorlar.

ABD’nin bölgemizdeki varlık amacı İsrail içindir. Bu amaç için ABD Siyonist güç ve lobiler tarafından rehin alınmıştır. Böyle bir devlet politikasının olmayacağını akli dayanak ve mantıkî sebeplerle söylüyorsanız insanî olarak doğru ama bu adamların fazlasıyla dengesizleşen politikaları yanlıştan da yanlıştır. Çünkü bunlar akla göre, barışı esas alarak bir siyaset gütmediler, gütmüyorlar. Bütün çabaları İsrail’in önünü açmak için. Yakıp yıkmaları, milyonlarca insanın ölümü, mülteci duruma düşmeleri, akıttıkları kan ve gözyaşları, iç savaşlar, ancak bir devletin ordularında olması gereken silahları vererek destekledikleri terör hep bunun için. Mantık sınırları içinde, hayatı, varlığı, barışı öne çıkaran hiçbir cümleye karşı insanî duyarlıkları yoktur. Gittikleri her yere görülmedik vahşet ve barbarlık götürüyorlar. Sözüm ona politikaları, bizim ve bölgemizin bugünü, yarını için felaket olan barbarlıklarını kabul etmemizi sağlamak için yalan söylemekten ibaret. Biz bunu biliyor yaşıyoruz. Bölge ülkelerinin başta siyasi aktörleri, aydınları, hiç olmazsa bunu görmelidir. Görmeli ve kâfir işgalcilerin ülkelerimizi daha fazla ateş ve kan denizinde ıstıraba itmelerine izin vermemelidir. Bu açıdan Astana ve Soçi zirveleri pratik etki ve sonuçları bakımından önemlidir.

Türkiye tahammülü, dayanmayı, sabrın son sınırına kadar zorlayarak bütün dünyaya barış ve kardeşliğin, birlik ve bütünlüğün mesajını verdi. Olmadı. Bugün de Suriye’nin, Irak’ın birlik bütünlüğünü savunan neredeyse tek ülke. Fırat Kalkanı’ndan sonra şimdi de Zeytin Dalı harekâtıyla sınır ötesi ameliyata başladı. Sınır geçildi. Bundan böyle ABD başta olmak üzere katil, karanlık odakların yalanla, dolanla, işi sürüncemede bırakmakla oyalama taktikleri bir işe yaramayacaktır. Tarihi ve kültürel olarak zaten bizim olan bu ümmet coğrafyalarında onların anladığı dilden cevap veriliyor, verilecektir. Dün Cumhurbaşkanımız açık bir dille, hâlâ Türk ordusuna uzaktan emir vermek isteyen Amerikalı küstahlara net bir cevap verdi: “Sizin Osmanlı tokadı yemediğiniz anlaşılıyor!” Aklınız vardıysa biz kılıcımızı çekmeden gereğini yapacaktınız.

Bizim kılıcımız çekilince kanlanmadan kınına girmez. Şimdi mazlum, müdafaasız insanların hayatını zehir eden bu şeytan uşakları son derece seri ve teker teker yok edilecek. Beyinleri ezilecek, eziliyor da. Her bölgeden DAEŞ’lisi, PKK’lısı PYD’lisi Afrin’e katil yoldaşlarının yardımına koşuyorlar. Esad’da onlara yol açıyor, yardım ediyor. İlişkileri deşifre olan gavurluklar Türkiye’ye karşı nasıl da birleşiyorlar. Topunuz birden gelin. Gelin ve fazladan sizi arama zahmetine girmeyelim. ABD Münbiç’e girmemizin sakıncalı olacağından, orada kendi askerlerinin hayati tehlikesi olduğundan bahsediyor. Biz geliyoruz. Canını çok seviyorsan çekil. Yok yüreğin de yetiyorsa gereğini yap. Gereğini yap da taşeronları, vekil hainlerini aradan çıkararak savaşalım.

Gelinen noktada terör örgütleriyle birlikte olmanın ABD’ye ne kazandıracağını, Türkiye ile sıcak çatışmaya girmenin ABD’ye ne kaybettireceğini tartışmıyorum. Bana sorarsanız kendilerinde eğer akıldan bir kırıntı kalmışsa bu deliliğe başvurmazlar. Vuramazlar. ABD son bir çark edişle, döneklikle, tutarsızlıkla Türkiye’ye dost görünecek. Kolay aldatılır gördüğü biz aptallara karşı yuvarlak kelimeleri eveleyip geveleyecek. Sen bu numarayı ölüme terk edeceğin PYD ve DAEŞ militanlarına yap da adamlara son bir teselli olsun. Ve bu terk ediş bundan böyle sözüne güvenip seninle iş tutacaklara da ibret olsun.

ABD’ye umut bağlayanlar hayal kırıklığı ile trajik ölümler yaşayacak. Yani ABD kendisine çok güvenip bize silah çekenleri satacak. Çünkü başka çaresi ve çıkışı yoktur. Bölgeyi dizayn etmek ve İsrail’i rahatlatmak için beslediği kirli, hain niyetlerini bir süre daha erteleyecek. Sıkıntılar tabii ki, bitmeyecek. Ama biz ‘Bismillah’ diye yola çıktık. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Bu yolun nereye uzadığını, bu yolculukta nelerle karşılaşacağımızı tahmin etmiyor değiliz. Onları da tahmin etmedikleri sürprizlerin ateşten kollarına bırakacağımıza yemin olsun. Bu bir iman, bu bir istikbal, bir istiklâl savaşıdır. Ümmetin onur savaşıdır. Hepimiz çok iyi biliyoruz ve bileniyoruz. İnanmış adanış 80 milyon şimşek, çakmaya hazır. Silahlarımızdan önce şehadet aşkımız, cesaretimiz yıldırımlar olup kırbaçlayacak onları. Bizi bekleyen kader, sonsuzluğa uçmak olabilir. Biz Çanakkale’yi, İstiklâl harbini yaşamış bir milletiz. Çanakkale ruhu, 15 Temmuzda güncellenerek yenilenen duygu yoğunluğu ile bütün benliğimize canlılık ve yön vermektedir. Biz belki bu dünyada var olamayız ama onlar da yok olmaktan kurtulamazlar, kurtulamayacaklar. Bu vatan, bu toprakların bize ait olduğunun en canlı kanıtı olacak mezarları için de cömert ve geniştir. Bakalım onları kaçınılmaz kaderleriyle buluşturacak bu karşılaşmaya hazırlar mı? Bu karşılaşmaya, hesaplaşmaya hazır yürekleri, bilekleri, ruhları var mı?

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman Politico’daki yazısında Türkiye’nin durdurulamadığına dikkat çekiyor ve şöyle söylüyor: “Ama asıl tehlike, Erdoğan’ın da ısrarla söylediği gibi Münbiç‘e ilerlemesi durumunda ortaya çıkacak. Bunu önlemenin tek yolu Amerikalı siyasetçilerin daha şeffaf bir dille Türkiye’ye bunu anlatmaları.” Sayın Edelman meğer Münbiç’ine çok seviyormuşsunuz? Cehaletimiz mazur görülsün, Münbiç ABD’nin saldırı altında bir eyaleti mi? Veya hangi eyaletinizin kasabası?

Konuşmaya geliyorlar. Pentagon, Münbiç’e daha yeni içinde zırhlı personel taşıyıcılar, otomatik silahlı pikaplar da olmak üzere 50 TIR’lık silah, cephane sevk ederek konuşmuş olmadı mı? Bunlar Ulusal Güvenlik Danışmanları McMaster’in geldiği, Dışişleri Bakanları Tillerson’un geleceği zamanda oluyor. Bundan daha güzel konuşma olur mu? Başka ne konuşulacak? Niyetler, yapılmak istenenler belli değil mi? O silahlar ne için, kimleri öldürmek, başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere kimleri vatanlarından sürgüne zorlamak için? Tillerson daha gelmeden açıklama yaparak bu bölgede kalacaklarını bildirmiş. Nerede kalacaksınız? Teröristlerin yanında mı? Bakın oralar ellerine verdiğiniz silahlarla sizin için güvenlidir. Boş yere korkmayın, panik yapmayın? ‘Uzaklardan gelip de ülkelerimizi karıştırmaktan vazgeçip memleketinize dönün.’ Diyenlere kulak asmayın. Bize gelince, biz zaten buradayız.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1991/biz-geliyoruz-gelecegiz-canini-seviyorsan-cekil.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar