Vatan hainliği ile vatanseverlik arasında ince bir çizgi vardır

İsmet Bozdağ’ın kaleme aldığı Bilinmeyen Atatürk adlı kitabından yapacağımız bir alıntı, gerçekten vatan hainliği ile vatanseverlik arasında ince bir çizgi bulunduğunu ve bunu da ahmakların kolay kolay fark edemeyeceklerini gösteriyor.

Alıntı aynen şöyledir:

“Ferit Tek şöyle anlattı:

- Paris'te Siyasi Politik tahsili yapıyordum, Profesör çok değerli bir ilim adamıydı, derslerinde başarılı olduğum için de benimle yakından ilgileniyor, ilerlemem için kitaplar salık veriyor, yardım ediyordu. Hakkımda bildiği tek şey "Osmanlı" olduğumdu ama ne dinimi, ne de milliyetimi bilmiyordu, o güne kadar bunu sormamıştı da...

Bir gün:

- Peki ne yapıyorsunuz Fransa'da? dedi. Jön Türklerden olduğumu, memleketimdeki istibdat idaresini yıkmak için çalıştığımı, ülkeme hürriyet ve parlamenter rejim götürmek istediğimi heyecanla anlattım. Sözümü kesmeden beni dikkatle dinledi ve konuşmam sona erince de:

- Sen kendini vatansever mi görüyorsun? dedi. "Elbette" deyince karmakarışık üzüntülü bir yüzle konuştu:

- Sen vatansever değil, vatan hainisin!

Neye uğradığımı bilemedim ve kendimi savunmaya çalıştım, o yine dikkatle beni dinliyordu. Sözümü bitirince:

- Fransa da bu dönemlerden geçmiştir, dedi. Vatanseverlikle, Vatan hainliği bazen birbirine karışır. İyi niyetli olmak, vatansever olmak için yeterli değildir, hareketiyle vatanına yarar sağlamak lazımdır. Siz ülkeniz için özgürlük ve parlamenter rejim isterken kendinizi düşünüyorsunuz, ülkenizi değil!..

Sizin ülkeniz, birçok milletlerden ve dinlerden kurulu bir imparatorluk. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu diyorsunuz. Bu, yekpare bir imparatorluktur. Eğer, özgürlükçü parlamenter rejimi memleketinizde uygularsanız, başka dinden, başka milletten olan milletvekilleri, Türklerden çok daha fazla olur ve bundan Türkler değil, öteki milletler yararlanırlar. Parlamenter rejimi siz değil, onlar isteyecekler, siz vermemeye çalışacaksınız! Çünkü Parlamenter rejim, sizi eninde sonunda Anadolu'nun bir parçası içine kapatır, bütün öteki milletler sizden ayrılırlar. Eğer hedefiniz bu ise, çalışmanız doğrudur. Yok, Osmanlı İmparatorluğu'nun canlı ve güçlü olmasını istiyorsanız, kendi aleyhinize çalışıyorsunuz, o zaman da size vatan haini dediğim için kızmamanız lazım...

Ben, Parlamenter rejimde Türk milletvekillerinin diğer milletvekillerinden sayı bakımından üstün olacaklarını, böylece bu mahzuru kaldıracağımızı söyledim. Güldü. Eğer kendiniz için istediğiniz hürriyeti, öteki dinden ve milletten olanlar için istemiyorsanız, buna hürriyetçilik denilmez. Batırırsınız ülkenizi...”

İşte böyle, birileri memleketi kurtardıklarını zannederken, aslında batırdıklarının farkına varamıyorlar.

Sultan Abdülhamid de, yıllarca açılacak parlamentoda çoğunluğun gayri Müslümlerden oluşacağını ve imparatorluğu rahatlıkla parçalayabileceklerini ısrarla ifade etmişti, ama hürriyet sevdalılarını bir türlü ikna edememişti.

Günümüzde de, birileri memleket adına konuşup bizleri kurtaracaklarını söylerken, memleket düşmanları ile iş tutmuşlardır. Bunu bilerek mi, yoksa bilmeden mi yapıyorlar, biz de bilmiyoruz. Şayet biliyorlarsa, haindirler ve tez elden def edilmelidirler; değillerse, gafildirler ve tez elden bulundukları mevkilerden def edilmelidirler. Her halükârda bu saf, temiz ve asil milletin başından def olmalılar.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1967/vatan-hainligi-ile-vatanseverlik-arasinda-ince-bir-cizgi-vardir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar