İslam tarihinden iki örnek, dün ve bugün

Akil,  Hz.Ali'nin ağabeyi ve son derece müsrif bir kişidir.  Hz.Ali'nin halifeliği döneminde Küfe'ye gelerek  borçlu olduğunu, kendisine yardımcı olmasını ister.

Borç miktarı Hz.Ali'nin hiç bir zaman ödeyemeyeceği kadar, yüz bin dirhemdir.

Akil, borcunun beytülmaldan karşılanacağını ummakta, sorununun rahatça çözüleceğini sanmaktadır.

Hz.Ali beyülmalın  kendisine  değil, Müslümanlara ait olduğunu, herhangi bir müminden fazla hakkının olmadığını,  ama bir kaç gün beklerse  maaşının yarısını verebileceğini söyler.

Hz.Ali'nin maaşının yarısı,Akil'in bir kaç günlük  ihtiyacıdır.

Kardeşinden umduğunu bulamayan Akil, devesinin yönünü Şam'a çevirir.

Burada saraylarda günlerce ağırlanır.

Neden buralara geldiğini soranlara borçları olduğunu söyler.

Kardeşine niçin gitmediği sorulunca başından geçenleri anlatır. Gittiğini ama Hz.Ali'nin ihtiyacını karşılamadığını anlatır. Biraz sonra önüne 300 Bin dirhem konulur,yüz bin borcu için,yüz bin  ailesinin geçimi, yüz bin de eş dost içindir. Verilen parayı Muaviye'nin  cömertliğine bağlayan Akil, bir kaç gün sonra Muaviye'den aldığı,minbere çık ve Ali'ye lanet oku teklifi ile sarsılır. Hayır dediğinde kendisine verilen paranın geri isteneceğini bilmektedir. Para ile kardeşine lanet arasında kalan Akil, neticede parayı seçer, cemaatin topluca bulunduğu  bir esnada minbere çıkar ve; Ey Cemaat! Muaviye bana, kardeşim Ali'ye lanet etmemi emretti. Allah'ım  ona lanet  et demiş ve minberden inmiştir.(kaynak A.Lütfü Kazancı, Ömer Bin Abdülaziz)

Hicretin 60. yılı,Yezit Hz.Hüseyin'i kendisine biat etmeye davet eder,Hz.Hüseyin ret eder. Çünkü, Yezit,inanç,yaşayış ve davranış bakımından Müslümanların tenkit ettiği,hatta fasık saydıkları bir kişidir. Hz.Hüseyin'in Yezit'e biat etmediğini duyan Küfe'liler ona mektuplar yazarak  onu hilafet makamına davet ederler.

Hz.Hüseyin durumu yerinde görmek üzere amcasının oğlu Müslim'i Küfe'ye gönderir.

Müslim, binlerce Küfe'linin biatını alıp durumu bir mektupla Hz.Hüseyin'e bildirir.

Durumu haber alan Yezit, eski valiyi azlederek yerine Ubeydullah Bin Ziyad'ı tayin etti ve ona Müslim'i şehirden çıkarması veya öldürmesini emreder.

Bunun üzerine Müslim halkı  ayaklanmaya çağırdı ve valinin sarayını kuşattı. Önce şehrin ileri gelenleri sonra halk saf değiştirir. Yalnız kalan Müslim saklandığı yerde yakalanarak öldürülür.

Durumdan habersiz yola çıkan Hz.Hüseyin'in başına gelenleri uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Şahadetindeki önemli ayrıntı şudur: Küfe valisi Ubeydullah,  Rey valisi  Ömer Bin Saad'a  Kerbela'da konaklayan Hz.Hüseyin ve ailesinin üzerine yürümesini emreder. Ömer Bin Saad  önce buna yanaşmaz. Karşısında Peygamber torunu vardır.Kendisine bunu yapmazsa yerine başkasının atanacağı söylenince süre ister. Bir süre sonra, koltuğu ile inançları arasındaki tercihi koltuğundan yana yaparak kendisine verilen görevi kabul eder. Sonrasını biliyorsunuz,Peygamber'in sevgili torunu ve yanında bulunanların çoğu dilim dilim doğranır.

İşte İslam tarihinden iki tip,para için kardeşine lanet okuyan Akil ve koltuğunu korumak için Peygamber torununu şehit edenleri yöneten Ömer Bin Saad.

O günden bugüne çok şey değişmedi.İnsanlar hala aynı şeyler için birbirini ezip,yok ediyor. Hasis menfaatler, süfli çıkarlar hala en kutsal davalardan daha değerli. Para ve kariyer çağımızın iki büyük putudur ve ne yazık ki bu putlara en çok günümüz Müslümanları tapıyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1966/islam-tarihinden-iki-ornek-dun-ve-bugun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar