Erdoğan, Davutoğlu ve Pelikancılar...

Bu haftanın en önemli sürprizlerinden biri CB Erdoğan ile eski Başbakan Davutoğlu'nun aynı karede fotoğraf vermeleriydi. Salı günü yapılan grup toplantısında bu resim bir çokları için sürpriz oldu. Davutoğlu kimsenin beklemediği ve şık olmayan bir şekilde Başbakanlıktan ayrılmış,ardından  ikbalini tetikçilik üzerine kuranların hedefi haline gelmişti.

Normal olan sn Cumhurbaşkanının kader arkadaşına yapılan saldırılara -kendisine yapılmış gibi- tavır koymasıydı. Bu olmayınca, bazıları bütün kinini,nefretini Davutoğlu'nun üzerine boca etti. Önceki gün en büyük hayal kırıklığını gazetecilik mesleğini ayağa düşüren bu güruh yaşadı. Bundan böyle on altı yıllık AK parti iktidarının hedefini bulamamış yahut başarılı olamamış politikalarını yıkmak için başka isimler aramak zorunda kalacaklar.

Demek ki kişilerin değil ilkelerin tarafı olmak gerekiyormuş. Siyasi kavgalarda  çoğu zaman dövüşenler değil,tetikçilik yapanlar zarar görür. Kendilerine ait olmayan bir kavganın tarafı oldukları ve vicdanlarını sattıkları için her zaman güvenilmez bir konumda dururlar. Onların kalemlerine mürekkep koyanlar bile onlara güvenmez.Çünkü, her zaman -daha fazlasını- veren birilerinin çıkabileceğini düşünürler.

Davutoğlu, temsil ettiği makamların mutlak bozucu etkisine rağmen AK partide temiz kalmış  isimlerden biri. Dolayısıyla yanında durduğu kişiler için de millet nezdinde önemli bir referans işlevi görür. İyi mi etti, kötü mü etti tartışmaları üçüncü şahısların karar verebileceği bir şey değil. Çünkü sn Cumhurbaşkanı ile sn Davutoğlu'nun arkadaşlıkları çok eskiye dayanan bir arkadaşlık. Kendi durumlarını herkesten iyi takdir edeceklerdir.

Ancak, Türkiye için iyi mi kötü mü oldu,sorusuna verecek bir cevabım var. Sn Davutoğlu, doğru bildiklerini kimseden sakınmadan söyleyebilen bu yönüyle  önden başka arkadan başka davranan siyasetçi tipinden ayrılan bir isim. Şu sıra Türkiye'nin de, iktidarın da en çok  bu tip siyasetçilere ihtiyacı var. AK parti yanlışa yanlış diyebilen  kişilikli kadrolarını kaybetti. Her şeyi alkışlayan,çıkarcı gruplar türedi. İslam akaidinin sınırlarını zorlayan methiyeler yapılıyor.  Sınırsız metih siyasetçiyi körleştirir,hatalarını göremez hale getirir. Sn Cumhurbaşkanına yakın çevresi doğruları değil, duyduğunda hoşlanacağı şeyleri söylüyor. Etrafında hoşlanmayacağı şeyleri söyleyebilecek kişilik kumaşına sahip hiç kimse yok. İşte sn Davutoğlu bu eksikliği giderebilecek bir isim. Geçmişte bir çok olayda sn CB ile farklı düşünmek pahasına bu meziyetini gösterdi. Darbe komisyonuna gönderdiği açıklamada -her ne olursa olsun- yargılamaların hukuk içinde yapılması gerektiğini söylerken de aynı kişilik özelliğini ortaya koydu.

Siyasetin, milletin hukukunu nefsinden önde tutan,yasa ve ahlak dışı işlere karışarak, şuraya buraya rehin düşmemiş siyasetçilere ihtiyacı var.Bu tip siyasetçilerin ağırlığı arttıkça,hayatını yalanla,iftirayla,itibar kıyıcılığı ile kazananların  sesi de kesilecektir. Umuyorum ki sn Davutoğlu'nun da katkısıyla Türkiye daha iyi bir yola girer.

Bakalım  Pelikancılar  şimdi ne yazacaklar?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1960/erdogan-davutoglu-ve-pelikancilar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar