Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız

Eklenme Tarihi: 30.01.2018 17:59:35 - Güncellenme Tarihi: 23.02.2020 19:21:21

Dünya küreselleşme sürecinin çok farklı bir boyutuna girmiş bulunmaktadır. Bugüne kadar süregelen statik yapıları ve kurumları derinden etkileyen, milletlerin birbirleri ile olan ilişkilerini çok farklı dinamik zeminlere taşıyan bu süreçte, Türkiye?nin sağlıklı adımlar atabilmesi için, şu anki konumunun neresi olduğunu tespit etmesi ve devamında kendisini istikbale taşıyacak olan realist stratejileri belirleyerek hayata geçirmesi lazımdır. İlk tespit olarak en elzem olan temel ihtiyacın, değişime ve gelişime açık, geniş bir tasavvur kabiliyetine sahip gençlik yetiştirilmesi olduğu söylenebilir. Tabiki gençliğin yetiştirilmesi deyince eğitim, eğitim deyincede ilk akla gelen kurumlardan biri de okul olmaktadır.

Toplum, doğası gereği sürekli kendini yenileyen ve değişime tabi tutan bir yapıya sahiptir. Toplumun değişimini sağlayan en önemli dinamiklerin başında okullar gelmektedir. Nesillerin hem insanlık tarihinin evrensel tecrübeleri hem de içinde doğduğu milletin kültürel mirası ile buluşması en yoğun olarak okulda meydana gelir. Değişim sürecinin sağlıklı işleyişi bakımından okullarımızın ?fabrikasyon tipi nesil? yetiştirme anlayışından süratle sıyrılarak ?inovasyon tipi nesil? yetiştirme anlayışına geçmesi lazımdır. Tabir yerinde olursa okullarımızın, merkeze hep statik esasları alarak çocukları ?sınava hazırlayan okul? modeli yerine, merkezine dinamik esasları yerleştirerek ?hayata hazırlayan okul? modeline göre yapılandırılması lazımdır. Diğer bir ifade ile okulun varoluş gerekçesinin merkezinde, yetişen nesilleri hayata hazırlamak olmalı, sınav faktörü ise bu hedefe giden yolda kullanılabilecek araçlardan sadece bir tanesi olmalıdır. Yani araç amaç haline dönüştürülmemelidir. Eğer bu hataya düşülürse toplumun değişime, yeniliğe ve girişime açık bir gençlik yerine; varolanla yetinen, kendini yenilemeyen ve gittikçe içine kapanan bir gençlik ile muhatap olacağı açıktır.

  Gençliğin, istikbalden emin olması için geleceği kurgulaması gerektiği bir dünyada, günü idare etme adına basma kalıp bilgileri  ?ezber yaptıran? değil; onların aklını, vicdanını ve fıtratını esaret altına almaya çalışan, maddeci tahakküme dayanan düşünce kalıplarına dair ?ezber bozduran? bir bakış açısını, okulların eğitim sistemine hâkim kılmak, ancak eğitimin ekonomik, sosyal, kültürel, dini ve fiziki boyutuyla bir bütün olarak ele alınması ile mümkündür. Biz gençlerimize eğer gelecekte vatanı, milletti, devleti teslim edeceksek, onları hayatın tüm yönlerini kapsayan bir bütünlük içinde yetiştirmek mecburiyetindeyiz ve okullarımızı ona göre dizayn etmek zorundayız. İşte o zaman okullarımız karekter sahibi nesil yetiştiren kurumlar haline gelecektir.

 Türkiye?nin eğitim sistemi okullarda bozulmuştur; düzelecekse de okullarda düzelecektir. Talim Terbiye?de istediğiniz programı hazırlayın, müsteşarlıkta istediğiniz stratejiyi belirliyen, Milli Eğitim Bakanlığından istediğiniz talimatı verin, iş dönüp dolaşıp okullarda bitecektir. Okul, öğretmeni ile, öğrencisi ile, memuru ile, yardımcı hizmetçisi ile, yöneticisi ile bir bütündür. Aslında değişimin topluma hemen yansıdığı aynı zamanda da toplumdaki tüm değişiminlerin anında kendisine yansıdığı mekânlardır okullarımız. Bu akışın okullardaki en büyük yönlendirici aktörleri öğretmenler ve yöneticilerdir.

Okullar, öğretmenlerin öğrencileri yetiştirdiği mekânları olmanın yanında, kendi mesleki gelişimlerinide sağladıkları mekânlar olma özelliğini de kazanmalıdır. Ben öğretmen oldum iş bitti zihniyeti yanlıştır. En başta öğretmenler mesleki yönden değişime gelişime ve yeniliğe açık olmalıdır. Acaba mesleğe atanan öğretmenlerden kaç tanesi, mesleki gelişimini sağlayacak ve alanında yeniliklerden bilgi veren bir seminere katılmıştır. Ben söyleyeyim inanın yekün tutmayacak sayıda çok azı katılmıştır. Bunların hepsi tabi ki imkân meselesi, ancak bu çalışmaların hepsi okul dışına gerek kalmadan okulun içinde yapılabilecek çalışmalardır. Yani okullar öğretmenlerin kendi mesleki gelişimini sağlayabilecekleri bir zemine ve imkâna kavuşturulmalıdır. Okul yapısı içinde öğretmenin kendisini yenilemesine imkân vermeyen bir eğitim sisteminin, tasavvur sahibi öğrenci yetiştirmesi mümkün değildir.

 Okul müdürleri kendilerini ?maslahat güden idareci? konumdan sıyırıp ?değişimi tetikleyen yönetici? konumu taşımalıdır. Diğer bir ifade ile müdürler için okul liderlik yaptıkları medeniyet taşıyıcısı kurumlar olmalıdır. Böyle bir tasavvura sahip okul yöneticisi hem öğretmenlerin okulda mesleki yönden kendilerini rahat hissedebilecek bir ortamı elde etmelerini sağlamış olacak; hem de öğrencilerin daha özgüvenle kendilerini geliştirecek okul ortamı elde etmiş olmalarına vesile olacaktır.

Öğrenmenin tetikleyici unsuru meraktır. Okul, öğrencinin kendine ve hayata dair merak içinde olduğu ve bu merakına neden, niçin ve nasıl soruları ile cevaplar aramaya çalıştığı mekânlar olmalıdır. Okul, öğretmenlerin kendi mesleki gelişimlerini ve değişimlerini içinde yaşayarak sağladıkları, yetişen nesillere rehberlik yaptıkları mekânlar olmalıdır. Okul, yöneticilerin kendilerini birer lider olarak gördüğü ve bir memleketin istikbalinin kurtarılacağı ana mekânlardan biri olmalıdır.

Hasılı kelam okullarımız,  her tefekkürün mayalandığı ve gençlerin bu mayayla yoğrulduğu tekne olmalıdır. İşte o zaman dünyayı adaletsizlik temeli üzerine sömürmeye çalışan zihniyetlere karşı, daha etkili mücadele veren bir nesli okullarımız inşa etmeye başlamış olacaktır.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1953/emperyalist-zihniyetle-mucadele-ve-okullarimiz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR