Vincent Van Gogh: Theo'ya Maktuplar

Vincent Van Gogh;

Birçoğumuzun yakından tanıdığı bir ressam.

Yaşadığı zorlu hayat, sanat tarihine damga vuran eserleri ve en yakın arkadaşı Gauguin’e sinirlenip kulağını kestiği sıra dışı hikâyesi…

Ama her şeyden öte oldukça trajedik bir yaşam.

Yaşadığı çetrefilli hayatın ve kalp kırıklıklarının telafisini sanatın kucağında arayan bir dahi.

En büyük destekçisi ise kardeşi Theo.

Theo’ya yazdığı yaklaşık 600 mektubun ise 40 tanesini okuma fırsatı veren bir kitap:

“Theo’ya Mektuplar”.

Bu mektuplar öylesine içten yazılmış ki, bugün sanatçının yaşamının her anına tanıklık edebiliyorsunuz.

Kitabı okumaya başladığınızda derin bir melankoli içerisinde kalıyorsunuz. Biraz ağır bir yazı dili var. Fakat sabır gösterebilir ilerlerseniz ne kadar özel bir kitap ile baş başa kaldığınızı anlayabilirsiniz. (Not: İngilizce yazılmış orijinal basımı ’da tercih edebilirsiniz).

Merak edenler için farklı zamanlarda yazdığı mektuplardan birkaç satırı ekliyorum.

Wasmes, Nisan 1879

Geçenlerde çok ilginç bir gezi yaptım, bu arada bir madende altı saat kaldım. Marcasse dedikleri burası çevrenin en eski ve en tehlikeli madenlerinden biriymiş. Çok belalı sayılıyor, çünkü inişte de çıkışta da boğucu havası ve grizu patlamaları, bir de yeraltında akan sular ve eski galerilerin çökmesi yüzünden birçok kazalar olurmuş bu madende. Kapkara bir yer burası, bütün çevresi de ilk bakışta donuk ve kasvetli.

Bu madenin işçileri genellikle zayıf, hastalıktan yüzleri solmuş, yorgun, yıpranmış, kavrulmuş ve vaktinden önce ihtiyarlamış adamlar, kadınların da hemen hepsi sapsarı ve solgun. Madenin çevresinde madencilerin perişan evleri, dumandan kapkara olmuş birkaç ölü ağaç, dikenli çitler, gübre ve kül yığınları, dağ gibi yığılmış kullanılmaz kömür tozları, vb.

Maris burada seyrine doyulmaz bir tablo çizebilirdi.

Wasmes, Haziran 1879

Sanat kelimesinin şu tanımlamasını bir dinle, daha iyisi yapılamaz bence: “Sanat doğaya eklenmiş insandır”.

Evet, doğayı, gerçeği, hakikati dile getirmektir sanat, ama sanatçının doğaya kattığı, ayırıp belirttiği, özgürleştirdiği, aydınlatıp renklendirdiği bir anlam, bir görüş ve bir özellikle dile getirmektir.

Mauve'un, de Maris'in ya da Israels'in bir tablosu doğanın kendisinden daha çok şey söyler, daha açık seçik bir biçimde dile getirir.

Etten, 12 Kasım 1881

Ama aşk çok güçlü olduğu içindir ki, biz gençken (yani 17, 18, 20 yaşlarında) dümenimizi iyi kullanabilecek kadar güçlü olamayız çoğu zaman.

Bak bence tutkular gemimizin yelkenleridir.

Yirmi yaşında olan biri duygusuna büsbütün kaptırır kendini, yelkenlerini fazla şişirir, gemisi su alır ve - batar - ya da çıkar.

Oysa direğine ihtiras yelkenini serip de hayat denizinde kazasız belâsız, batıp çıkmadan ilerleyen adam gider …gider de bakar ki sonunda olmayacak durumlarla karşılaşır, o zaman da: yelkenim bana yetmedi demek zorunda kalır, “daha bir metre kare yelken edinmek için varımı yoğumu verirdim,” der. Ama bulamaz aradığını ve umutsuzluk içindedir.

İşte o zaman başka bir güçten de faydalanabileceği aklına gelir; o güne dek hor gördüğü, sintinede saklı kalan başka bir yelkeni kullanmak aklına gelir. O yelken kurtarır onu.

Aşk yelkeni onu kurtaracaktır, ama onu açmazsa, varamayacaktır ereğe.

Gördüğünüz gibi, Van Gogh’un maddi sıkıntı içinde verdiği mücadele, tutkuları, aşka olan düşünceleri, psikolojik problemleri ve çevresi ile olan ilişkilerini derinlemesine analiz edebileceğiniz bir kitap.

Eşine az rastlanır bir eser.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1934/vincent-van-gogh-theoya-maktuplar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar